Tüm kuşların ötüsüyle sarılmıştı boynu
doğruca ayakta duranlar arasında; ama çocuk anlayamadı,
nasıl ki onun göğüslerine kuşların ötüsüyle bağlanmış.
En son koyunu, sütüyle şişmiş, kapıya yürüdü
dar bir yoldan sıkışarak, benim de içimdeki düşünceler
yoğunlaşırken. Onu yakalayan güçlü Polüfemos,
"Hey sen, ne biçim koyunsun bu, burada
sonuncu? Senin gibi bir koyun gelmemişti buraya,
çünkü senin önceden, uzun boylu çiçekleri
bilirsin, uzun dalları, ilk olarak seni
gönderen, ilk olarak seni
gördüğün akşam yıldızı. Şimdi de en çok.
Sen mi, efendinin gözünü özlemişsin,
onu kötü bir adam, üzümle içkisiyle
sıkıştırıp, düşüncelerini bozmuş,
Odyssius, onu kaçırıp kaçamak
olmaz. Eğer seninle aynı fikirde olursan,
birlikte bağırırsan, söyleyebilirsin
onun neden beni korkuttuğunu;
çünkü onun beyni, başka biriyle
bağlanırsa, başka biriyle
çökelir, benim de kaderim
kötülüklerin içine girer, Odyssius
bana hiçbir iyilik yapmamış."
Odysseia
·Kitap 9
·441-460
·makine çevirisi (qwen3-32b-sre)
· · ·
Üç kez içirdim, üç kez boşalttım onu.
Ama ne zaman Kiklopun aklı içkiye kapıldı,
o zaman ona meyhane sözcüklerimle sordum:
"Kiklop, sen beni tanımak istiyorsun,
ben de sana tanınmak isterim.
Benim adım Ötekimdir;
anne, baba ya da diğer herkes beni
Ötekim diye çağırır."
Böyle dedim. O da hemen öfkeyle yanıtladı:
"Ötekim, benimle yemek yiyenleri
öldürdüm, diğerlerini de önce öldürdüm.
Senin için de bir ölümdür bu."
Ve dediğinde yığılıverdi yere,
yüzüyle yattı. Uzun boynunu sallayarak
uykuya daldı; içki ağızlarından boşaldı,
kuru ekmekler de yere düştü.
Oysa ben, o sırada
çubuğu ateşin dibine soktum,
onu ısıtmak için. Tüm arkadaşlara
güvende olmaları için cesaret verdim,
kimse uyandırmayın beni.
Ama çubuk bir an önce
ateşte kızarırken,
yeşilimsi bir ışık verdi,
o zaman ben onu ateşiyle birlikte
çekip çıkardım, etrafımda da
arkadaşlar toplanmıştı.
Odysseia
·Kitap 9
·361-380
·makine çevirisi (qwen3-32b-sre)
· · ·
Başka başkası öfkeyle bağıra bağıra geliyordu,
durup da şu anlarda ne olduğunu haber almak istiyorlardı:
"Polüfemos, neden bu kadar çok bağırıyorsun,
gece boyu yorgan gibi sessizliği bozuyorsun?
Belki mi seni biri,
insanların yemeğiyle beslenen biri, öldürüyor?
Belki mi seni biri dolayla ya da güçle öldürüyor?"
Oysa o, odaya girip güçlü Polüfemos seslendi:
"Hey dostlar, beni kimse dolayla ya da güçle öldürmez."
Onlar da kanat çırpan sözlerle yanıt verdiler:
"Eğer gerçekten seni kimse zorla öldürmüyor ise,
ama büyük Zeus'un hastalığından muzdaripsen,
senin babana Poseidon'la bir dilek etmelisin."
Böyle dediler, uzaklaşıp gittiler.
Benimse dostum,
beni kandıran,
beni aldatan isim.
Kiklops, acı içinde,
ağlayıp,
çığlık atarak,
kapının taşı eliyle yokladı,
kendisi de kapının içine oturdu,
elini sallayarak,
kimse kapının yanından geçmese diye.
Çünkü çocuk gibi
onun içine girip saklanmayı umuyordu.
Ben de,
her şeyin en iyi şekilde olmasını düşünüyordum.
Odysseia
·Kitap 9
·401-420
·makine çevirisi (qwen3-32b-sre)