Risale'de Paşalar

Askeri Komutanlar, Valiler ve Devlet Ricalinin Risale-i Nur'a Tutumu

Mareşal Fevzi Çakmak - Hürmet ve Selam 10 pasaj

Celâl Bayar, Reisicumhur ; Zatınızı tebrik ederiz. Cenâb-ı Hak sizi İslâmiyet ve vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin. Nur talebelerinden, onların namına Said Nursî • • •

Emirdağ Lâhikası - II ·( 11 ) 0.86

· · ·

(Üstadımızın tebrik telgrafına Reisicumhur Celâl Bayar’ın telgrafla verdiği cevaptır.) Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ, Samimî tebriklerinizden fevkalâde mütehassis olarak teşekkürler ederim. Celâl Bayar • • •

Emirdağ Lâhikası - II ·( 52 ) 0.85

· · ·

Yedinci Kısım Afyon hayatı Üstad Bediüzzaman Hazretleri Afyon Mahkeme koridorunda beklerken

Tarihçe-i Hayat ·Afyon Hayatı 0.85

· · ·

Aziz kardeşlerim; Sakın bu fıkra nın vasıtasıyla o sırr-ı mahrem i fâş etme yin ve o risale yi de araştırmayın. Yalnız bu fıkra yı zararsız görseniz has lara gösterebilirsiniz. • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 56 ) 0.84

· · ·

Serâser nur olan umum Sözler’in hakikat ini beyan daki âli , gâli , el yetişmez makam-ı mânâ-yı mefhum unu, değil şimdi zamanın zındık ları, tâ eski inatçı ve bunlara müşabehet i olan firavunlar, nemrutlar anlasalardı iman ederlerdi, dedim ve size çok dua ettim. Ali • • •

Barla Lâhikası ·( 205 ) 0.83

· · ·

Aziz kardeşim; Beni merak etme. Cenâb-ı Hak kın inayet i devam ediyor. Hem de dünya madem geçer, meraka değmiyor. Sen her günde belki yirmi defa duada tahattur edilirsin. S.A. • • •

Barla Lâhikası ·( 292 ) 0.83

· · ·

Kalben rahatsızlığım dolayısıyla, Kurban Bayramına kadar Süleyman Efendi, Şamlı Hafız Tevfik, Abdullah Çavuş ve Mustafa Çavuş’tan başka kimseyi kabul etmiyorum. Affedersiniz, gücenmeyiniz. Said Nursî • • •

Barla Lâhikası ·( 279 ) 0.83

· · ·

Yine şu fıkra Sabri’nindir. Nurları âlemi tenvir eden , kıt’ası küçük ve kıymeti pek büyük ve ulvî ve azîmü’l-meâl ve bizzat hatt-ı ekremî leriyle muharrer elmas risale lerini istinsah ve Yirmi İkinci Nur derya sına dalıyorum. Sabri • • •

Barla Lâhikası ·( 44 ) 0.83

· · ·

Onuncu Şuâ Bu şuâ, On Beşinci Lem’a’dan itibaren buraya kadar olan risâlelerin fihristidir. • • •

Şualar ·Onuncu Şuâ 0.83

· · ·



Fakat Risale-i Nur mânevî bir tefsir-i Kur’ânî olduğu için dedi: Bu zamanda bana daha lüzum var. Öteki cüz ler yerinde onlar yazıldı. Evet, İşârâtü’l-İ’câz, umum Risale-i Nur’un bir fihriste si, bir listesi ve o nur bahçesinin bir fidanlığı ve sırr-ı i’câzü’l Kur’ân ’ın bir menba ı olduğu görünüyor. Gayet ince ve derin olduğu için, şimdiye kadar âlimler pek azını anlamışlardı. Fakat kimin eline geçmişse, fevkalâde takdir etmiş ve “emsalsiz” demiş. Dehşetli eski harp içinde, avcı hattında, bazan da at üzerinde, îcaz daki i’câz ın en ince münasebât ını görmek ve onlarla tam meşgul olmak ve koca dehşetli harbin tehlikesi onu müşevveş etme mek ve incimad derecesindeki soğukta, avcı hattında o incecik i’câz münasebet lerini herşeyden daha ehemmiyetli görmek, Eski Said’in hakikaten hizmet-i Kur’âniye de harika bir fedakârlığıdır. Hattâ Yeni Said’in otuz beş senede, bu acip zamanda gazeteleri okumamak ve on sene İkinci Harbi bilmemek, sormamak ve idam niyetiyle hapisliğinde Kur’ân esrar ını yazmaktan vazgeçmemek ve bütün tehlikeleri hiçe saymaya nisbet en Eski Said’in o acip vaziyet inde o dehşetlere ehemmiyet vermeden İşârâtü’l-İ’câz nükte lerini yazdığı zaman gösterdiği ilmî ve mânevî fedakârlığını, Yeni Said’in bu otuz senedeki fedakârlığından daha harika görüyoruz. Saniyen: Bu İşârâtü’l-İ’câz’ın matbu nüsha sında hakikaten bir keramet var ki, tesadüf ihtimali yoktur. Onun için, bir def a daha aynı tarzda ve keramet li kıt’ada tab etmek ve Arabistan’a ve Pakistan gibi yerlere göndermek münasip görüldü. Fakat Eski Said, îcaz daki i’câz ı beyan ettiği ve en ince münasebet-i belâğat i beyan ı içinde gayet ince ve kısa, îcaz lı cümleleri bir derece izah ve Türkçeye tercüme etmek lâzım geliyor. İşârâtü’l-İ’câz’ın harikalarından birisi de budur ki: Herbir âyetin sair âyetlere münasebât ını ve her âyetteki cümlelerinin birbirine karşı nisbet ini ve nizam ını ve her cümledeki heyet lerin ve harflerin mânâ-yı maksud a karşı nisbet lerini ve teveccüh lerini gösterip, âyetlerin intizam ından ve cümlelerin nizam ından ve her cümlenin heyet inin nazmından bir lem’a-i i’câz göstermesidir. Âdetâ bir saatin saniyeleri sayan mil i ve dakikaları sayan yelkovanı ve saatleri sayan ibresi gibi, o nazım daki nükte leri beyan ve ondaki hak ikati burhan larla izah, hattâ bazan birtek harfte büyük bir hak ikati ifade etmesidir. Ve herbir âyetin hak ikatini gayet i’câz ile ve kat’î hüccet lerle ispat ediyor ki, şimdi yüz otuz risalenin çekirdekleri ve hülâsa ları hükmündedirler. Ve cümlenin ve cümledeki heyet lerin ve harflerin nükte lerini ve ifade ettikleri zımnî hüküm lerini, bilâ istisna ilm-i belâgat in ince kaide leriyle ve ilm-i nahvin ve sarfın kaide leriyle ve ilm-i mantığın ve usul-i din ve sair ilimlerin kanunlarıyla beyan eder. Hattâ, hurdebinî bir mânevî âletle, görünmeyen incecik münasebât-ı belâgati beyan ediyor ve emare lerini gösteriyor. Ve Kur’ân’ın nazar ı küllî olmasından, bütün beyan edilen hak mânâlara ve nükte lere, elbette kudsî elfaz-ı Kur’âniye zımnî , remzî işaret ve delâlet eder denilebilir. Hüsrev, Sungur, Hayri, Sadık, Sabri, Sıddık Süleyman •

Emirdağ Lâhikası - II ·( 71 ) 0.83

Kâzım Karabekir Paşa - Kafkasya'dan Meclise 10 pasaj

اَزْفَيْضِ عَيَانَشْ هَمَه جَانْ نُورِ عُيُونْ بِفَرْمُودِ مَكَرْ حَضْرَتِ غَوْثْ ... دَرْحَقِّ حَضْرَتِ اَسْتَادِ شَوَدْ اَصْلِ مُتُونْ لاَتَخَفْ قُلْهُ حَبَذاَ رَمْزِ كِه كُفْتْ حَضْرَتِ عَبْدُ الْقَادِرْ ... نِعْمَ ذَانُطْقِ كِه كَرْدَسْتْ سَعِيدِ سَعْدِ نُمُونْ آنْ كِه دِيدَسْتْ پِسَنْدَسْتِ بَيَانْ مِى كَرْدَسْتْ ... حَقْ پَسَنْدَ سْتِ شَوَدْ تَشْنَهِ فَيْضَشْ اَفْزُونْ بَعْدَ زِينَ غَالِبِ بِيچَارَه دُعَا مِى كُويِيمْ ... بَادْ رَاضِى زِسَعِيدْ ذَاتِ خُدَاى بِيچُونْ هِمَّتَشْ عَالِىُو فَيْضَشْ هَمَه اَعْلاَ بَادَا ... بِدِهَدْ حَضْرَتِ حَقْ نَشْئَهِ غَيْرِ مَمْنَونْ تَافَلَكْ دَائِرُواِينْ اَرْضِ هَمِى شُدْ سَائِرْ ... عَظَّمَ اللّٰهُ لَهُ اْلاَجْرَ وَقَرَّتْهُ عُيُونْ غالب Açıklaması: 1- Kimim ben? Ben, gönlü kırık, sinesi dertlerle dolu, başında delilik sarhoşluğu (olan) âciz , güçsüz zavallı biriyim. 2- Gerçek dosttan (sevgiliden) ayrı olmanın üzüntüsünden çok gezip dolaştım, (lâkin), benim inleyen gönlüme yol gösterici (rehber) kimse yoktu. 3- Yıllarca ayrılığın elem inden perişandım, ne kafamın dengi bir dost, ne de sükûnet verecek bir (marifet) kadehi (vardı). 4- Günden güne gidişat ım daha da çıkmaza giriyordu, (öyle ki), gece gündüz başımdaki cinnet arz usu artıyordu. 5- Neticede, (Allah’ın) takdir eli iyiye, doğruya gitmeme hidayet etti, Allah dostlarının himmet i yüz gösterip imdada yetişti. 6- Gönlüm pîr im sayesinde huzur buldu, hülâsa, onun lütuf ve inayetinin saadet ine nail olarak emniyete kavuştum. 7- Baht sızlığıma, iyi talih imdada yetişti, biçare gönlüm onun feyz inden mennun oldu. 8- Onun nazar ı ile kara toprak yâkut a dönüşürse garipsenmez, (zira), onun bu nazar ı, Hak kın nurudur, efsane ve sihir değildir. 9- Ehl-i hak zemin inde, Allah’ın tecelli sinin nurları vardır, geçmiş ve gelecek onların nazar larında bir “nun”un noktası gibidir. 10- Geçmişte olanı, gönüllerinde bir kitab gibi okurlar, hâl ve gelecek hepsi aynı şekilde, onların derûnundadır. 11- Onların gönülleri, levh-i mahfuzda (mevcut) âyetlerin aynasıdır, o sebepten “Ol” deyince “olur” sırrı gönüllerinde gizlidir. 12- Gördüklerini ve söylediklerini (onlara) Allah öğretiyor, (onlar), Hak kın mükemmel ve ölçülü kudreti ve aletidirler. 13- İşte Tevrat sahifelerinde Mahmud’un övülmesi ve işte Zebur sahifelerinde Mesih’in ziyadesiyle vasfı. 14- Hz. Muhammed’in ashabının vasfı hepsi İncil’dedir, hepsi eşi ve benzeri olmayan (Allah’tan gelen) ne güzel görüşlerdir. 15- Bu sırrı, ehl-i velâyetten her zaman görürsün, gelecekten ve halden haber vermişlerdir. 16- Celâl-i Rumî, Gülşenî’nin haberini veriyordu, Şeyh-i Ekber ise, Mısrî’nin haberini verir... 17- Ahmed-i Camî, Ahmed-i Fârukî’den haber veriyor, ben hangisini sayayım, zira , sayılmayacak kadar çoktur. 18- Her biri bir haber söylemiş, remz ve işaret vermişlerdir, eskiler, sonra gelenlerden “olacak” diye müjde verdiler. 19-20- Özellikle, Allah adamı Hz. Abdülkadir, Gavs-i Âzam, “ol” der “olur” dairesinin kutbu, cihanın geleceğinin haberini vermiş, her ne görmüş ise münasib bir beyanla söylemiştir. 21- Parlak bir nazım la, “Kötülük ve fitne den mürid imi koruyan emin bir sığınak olurum.” dedi. 22- Cengiz ve Hülâgu’nun fitne sinden bahsetmiş. Onun sözünün remz i günümüze kadar bakıyor. 23- Bu devrin fitne sinin işareti, Onun sözlerinden anlaşılıyor. Yakîn ehli , Onun remz inden birçok sır bulmuştur. 24- Bu devrin fitne si, had dinden fazla olduğundan dolayı, kötülerin şer ve fitne leri Hâmûn (çölünün) Ceyhûn’u (nehri) gibi olmuş. 25- İlim ehli, hepsi derin derin düşünüyorlardı, din sahası Allah dostlarından bomboştu. 26- Feleğin gözü, (böyle) bedbin lik dolu bir kargaşa (ortamı) görmemiştir. Fırat

Barla Lâhikası ·( 194 ) 0.82

· · ·

Sözler sayesinde şu bir seneyi mütecaviz bir müddet ten beri şevk le taallüm , inayetle tefeyyüz , tergib le tenevvür , hâhiş le telezzüz , işaretle tahallûk , tedriç le tekemmül tarik inde ilerlemeye sâî bulunduğum bu muayyen müddet in bir gününe, sabıkan geçirmiş olduğum umum hayatımın bile mukabil olamayacağı kanaat indeyim. Sabri • • •

Barla Lâhikası ·( 29 ) 0.81

· · ·

Ahmed Galib’in Sözler hakkındaki Arabî fıkra sıdır. مُقِيمُ السُّنَّةِ بِاْلاِجْتِهَادِ - قِوَامُ الدِّينِ فِى يَوْمِ الْفَسَادِ سَلَلْتَ السَّيْفَ عَلَى الَّذِينَ ضَلُّوا - عَنِ الْحَقِّ وَهُمْ اَهْلُ الْعِنَادِ بَيَانُكَ كَانَ صَمْصَامًا شَدِيدًا - عَلٰى اَهْلِ الضَّلاَلةِ وَ اْلاِرْتِدَادِ وَنَادَيْتَ اْلجَوَانِبَ هَلْ اَجَابُوا - اِلٰى نَهْجِ الْحَقِيقَةِ وَالسَّدَادِ اَجَابَ اَهْلُ قَلْبٍ طَاۤئِعِينَ - وَتَهْتَزُّ الْقُلُوبُ بِالْوَدَادِ َلاَنْتَ دَعَوْتُهُمْ سِرّاً وَجَهْراً - لَقَدْ جَاؤُوكَ مِنْ اَقْصَى الْبِلاَدِ فَمَا اسْتَغْنَوْا عَنِ اْلاٰياَتِ طُرّاً - ِلاَنَّهُمْ اَتَوْكَ بِاِعْتِمَادِ رَأَوْا فِى نُطْقِكُمْ نُورًا جَلِيًّا - فَيَوْمًا بَعْدَ يَوْمٍ مُسْتَزَادٌ فَتَحْتَ عَلَيْهِمْ اَبوَابًا كَثِيرًا - مِنْ اَقْسَامِ الْعُلُومِ بِالرَّشَادِ جَزَاكَ اللّٰهُ مِنْ خَيْرٍ كَثِيرٍ - وَاَعْطَاكَ الصَّفَا فِى كُلِّ وَادٍ وَيَحْفَظُ قَلْبَكُمْ مِنْ كُلِّ هَمٍّ - وَاٰثَارَكَ مِنْ طَوْرِ الْكَسَادِ يُرَوِّجُ نُطْقَكُمْ فِى سُوقِ حِكْمَةٍ - بِاَنْوَارِ اِلٰى يَوْمِ التَّنَادِ اَلاَ لاَتَرْتَعِبْ عَنْ دَعْوَةِ النَّاسِ - فَبَشِّرْ قَلْبَهُمْ وَاللّٰهُ هَادِى AÇIKLAMA Sen ki içtihad ve mücahede yle, sünnet i ihya edip, ikame ettin, Şu asrın fesad gününde dini kuvvetlendirip, yücelttin. Mânevî kılıç çektin hak yoldan sapanlara, Ehl-i inad olup sapıtanlara Dalâlet ehline karşı sözlerin sanki şimşekten bir kılıçtı, Dinden dönenlerin önüne hem de ek şedîd çıktı. Her tarafa nida ettin, Hak ka gelin! Cevap verin! Nur a gelin! Hakikat yoluna girip, sıdk ve ihlâs ile her an sağlam durun! Hakta nur la giden ehl-i kalb , sana itaatle cevap verdiler, Muhabbetle dolan kalbler, aşk ve heyecanla coşup titrediler. Evet sen onları gerek gizli, gerek açık Hak ka davet ettin, En uzak beldelerden sana şevkle gelenleri nurlar a bend ettin. Hak yolunda gördüler seni, istemediler delillerle isbat, Çünkü inanmışlar doğruluğuna, sana etmişlerdi itimad. Sözlerinizde gördüler, kalbler aydınlatan zahir parlak bir nur , Gün be-gün artıyordu, kalblerde nur , yüzlere aksetmişti sürür. Açmıştın Hak ka giden çok kapıları, avam dan havass a kadar, Esma ve sıfat tan akseden, muhtelif ilimler tâ arş a kadar. Mücahedenize mükâfat en, Allah size versin hayr-ı kesir , Ağlayan gönlünüze, her yerde insin sürür ve safa-yı kebir . Korusun kalbinizi Allah, her türlü sıkıntı gam ve kederden, Korusun Mevlâ eserlerinizi, her türlü zıya’ ve heder den. Hakîm ismine mazhar Sözler , bulsun hikmet çarşısında itibar, Asrın karanlığını tard ile, nur landırsın kıyamet e kadar. Ey Üstad çekinme, Kur’ân’a çağır, insanları Hak ka et davet, Mükâfatı müjdele, kalbleri sevindir, Allah’tandır hidayet . Ahmed Galib • • •

Barla Lâhikası ·( 102 ) 0.81

· · ·

Şu fıkra dahi Sabri Efendinin mektubundandır. Üstadım Efendim; Şu kıymetli elmaslar Cenâb-ı Hak tan Habib-i Zîşân ına gönderilen şecere-i tûbâ nın nâmütenâhi semere leri olduğunu ve bunların emsal i gibi bînazîr mücevherât ın ihraç ve teşhir i zamanını bulup sergi-i Rabbâniye ve Muhammediye ye vaz’ eden zât-ı Üstadâne lerine şu dakikada kàsır aklım ve istidadsız lisan ımla şöyle dualar ediyorum: اَللّٰهُمَّ احْفَظْ مُؤَلِّفَ هٰذَا الدُّرِّ الْيَكْتَا الَّذِى هُوَ مَوْسُومٌ بِرِسَالَةِ النُّورِ وَاعْطِ قَلْبَهُ وَقَلْبَ صَبْرِى الَّذِى هُوَ مَمْلُوءٌ بِالْحَقَاۤئِقِ وَ اْلاِبْتِهَاجِ وَالسُّرُورِ اٰمِينَ 1 Sabri • • •

Barla Lâhikası ·( 52 ) 0.81

· · ·

Sekizinci Kısım Isparta hayatı Üstad Bediüzzaman’ın Barla’da 1950’den sonra kaldığı evin önden görünüşü

Tarihçe-i Hayat ·Isparta Hayatı 0.81

· · ·



Hizmetiniz umumî ve müessir , âmâl iniz muvaffak , himmet iniz âli ve daim , emeğiniz makbul , sa’y iniz meşkûr , hayatınız mes’ut , ömrünüz efzûn , sıhhat iniz mahfuz olsun. Sonsuz minnet tarlığımın kabulünü, mânevî himmet ve teveccüh ünüzün devamını rica eder, nurla meşgul, nurlu ellerinizi öperim, efendimiz, büyüğümüz. 15 Şubat 1359. Talebe namzed i, sefil Yusuf Toprak • • •

Barla Lâhikası ·( 286 ) 0.81

· · ·

بِاسْمِهِ - وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 1 اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ وَ اَسْرَارِهَا 2 Ey bu dâr-ı fânide medar-ı tesellîlerim, bu diyar-ı gurbette enîslerim ve esrar-ı Kur’âniyede beni iştiyaklarıyla konuşturan zeki, ferasetli muhataplarım! Sizlere, yalnız bir-iki dakika temâşâ etmekle, ne derece acınacak bir halde, nâkıs bir hat la çalıştığımı ve sizin kıymettar kalemleriniz, ne kadar bana ehemmiyetli olduğunu ihsas etmek için, kendi hat tımla tashih siz bir fihriste-i huruf göndermiştim. Halbuki, sizler bir-iki dakika değil, saatlerce baktınız ve günlerce zaptettiniz. Bundan anladım ki, siz ona fazla merak ediyorsunuz. Onun için size o listenin tebyiz ini gönderiyorum. İsterseniz kendinize bir suret alırsınız. Fakat bunu biliniz ki, bu fihriste muvakkat bir me’haz olmak için takribî bir tarzdadır. Ben kolaylık için, kısmen eski mahfuzat ıma, kısmen iki mikyas la dokuz saatte perişan hat tımla yazmıştım. Sonra anladım ki, bu vadide bir tefsir köyümüzde var. O tefsir i getirdik, mukabele ettik. Ekseriyet-i mutlaka yla tevafuk etmişiz, birkaç büyük yekûn larda, on-on beş küçük yerlerde muhalefet oldu. Tahkikat neticesinde, tefsir in matbaa ve müstensih lerin eser-i sehvi olarak muhalefet olmuş. İki üç yerde müsvedde listemizi tashih ettik. Sonra o tashih imizin yanlış olduğunu anladık, daha listemizi değiştirmedik. Matbaa hat âsı olarak tefsir tashih e muhtaç zannettik, fakat edemedik. Çünkü, sahibi büyük bir müdakkik ve matbaa da Câmiü’l-Ezher yanında ve kurb ünde, Ezherî ulemâ sının nazarı altında olduğundan tashih e cür’et edemedim. Aynı tefsir i, tebyiz le beraber gönderiyorum. Ona bakarsınız; fakat tenkid e uğraşmayınız. Çünkü benim listem takribî dir, daha tahkikî yapmadım. Tefsir ise, çoğunda rivayet e istinad eder. Hem bazı Sûre-i Mekkiye de Medenî âyetler girmiş. Belki hesaba dahil etme miş. Meselâ, Sûre-i Alâk ’ta huruf u yüz küsur demiş. Murad ı, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel dir. O doğru söylemiş. Ben ise, eski mahfuzat ıma istinaden mecmu-u sûre yi zannettiğim için onun savab ında hat â etmişim. Hem tevafuk taki esrar , küllî yekûn lara bakar. Takribî fihriste bize kâfi dir. Kenzü’l-Arş’ın üç nükte sinde yazılan tevafuk at, küsur atın değişmesiyle değişmezler. Belki büyük yekûn ların değişmesiyle dahi o tevafuk at bozulmaz. Meselâ, Sûre-i Kehf ile otuz dokuz sûre, bin adedinde ittifak ediyorlar. Bir-iki tane bin adedini kaybetse, o mühim tevafuk bozulmaz. Ve hâkeza... Küsur atın çendan esrar ı var, daha bize tamamıyla açılmadı. İnşaallah açıldığı vakitte fihriste dahi tahkikî bir suret e girecek. Said Nursî • • •

Barla Lâhikası ·( 230 ) 0.80

· · ·

Aziz kardeşlerim; bilmukabele bayramınızı tebrik ederim. Sıhhatimi soruyorsunuz. Buranın çok şiddetli kışı ve odamın çok soğuğu ve üç hazin gurbetin tesiri ve üç asabî hastalığın sıkıntısı ve bütün bütün yalnızlıkla kabil-i tahammül olma yacak çok zahmetlere maruz olduğum halde, Hâlık ıma had siz şükrederim ki, her derdin en kudsî dermanı olan îmanı ve îman-ı bilkaderden, kazâya rıza ilâcını imdad ıma gönderdi, tam sabır içinde şükrettirdi. • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 8 ) 0.80

· · ·

Aziz, sıddık kardeşlerim; Sizin, yani Nur fabrikasının sahibi ve mübarek cemaatin imamının Atabey’den gelen mektupları bizi çok mesrur eyledi. Üç dört ay zarfında , üç dört köyde ümmî lerden elli adet kalem Risale-i Nur’u yazmaya muvaffak olmaları, elbette Ali’lerin ve Mustafa’ların şüphesiz harika bir keramet-i sadakat leridir. Kerametkârâne bu vâkıa , bu havali de Risale-i Nur şakirt lerini çok kuvvetle ümitlendirdi, ziyade şevk verdi. Size de ve o ümmî kâtip lere de yüz bin bârekâllah ! Nur fabrikasının, Gül fabrikasının Risale-i Nur’a derece-i hizmet lerini merak edip sormuştum. Ümit ve tahminimin pek fevkinde olarak Hüsrev’in mektubundan bin kalemle Risale-i Nur’a hizmet haberini ve bilhassa sizin de yalnız ümmî lerden birkaç köyde elli kalemin imdad a yetişmesi, bâki bir hazinenin müjdesi kadar bizi memnun etti. Allah sizlerden ebedî razı olsun. Âmin. Ve sizi, hizmet-i imaniye ve Kur’âniye de muvaffak eylesin, âmin . Büyük Hâfız Ali’nin Nazif’le tevafuku ve tetabuku, yalnız bir iki cihet le değil, çok cihet lerle mabeynlerinde tevafuk var. Umum kardeşlerimize birer birer selâm ederim. • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 43 ) 0.80

· · ·

Birinci, Zübeyir, Abdünnur, Abdülkafi... gibi şimdi hatırlayabildiğim birçok kardeşler ve ağabeylerle bir çember içine alarak zorla otomobile bindirebilmiş ve Kabataş araba vapuruna kadar takip ve teşci etmiştik." "Nereden bilebilirdik ki; 'bu helâket ve felâket asrının güneşi...' İstanbul ufuklarından ufule gidiyordu. Âdeta güneş doğuda batmak üzere batıdan gidiyordu. Onu, ta Kabataş vapur iskelesine kadar uğurlamıştık. Evet, ne bilirdik ki o tarihten sonra geçecek her gün bir saniye gibi tez geçecek ve bir daha görmeden üç dört ay gibi kısa bir süre sonra; doğuda, nebiler, evliyalar yurdu Urfa'da ebede uful edecek. Nur içinde yatsın." (bk. Necmeddin ŞAHİNER, Son Şahitler-IV)      Yazar: Sorularla Risale Kategorileri: H Okunma sayısı : 3.439 Sayfayı Word veya Pdf indir

Tanıyanların Dilinden ·HAKKI YAVUZTÜRK 0.80

Enver Paşa - İttihat, Harp ve Hüsran 10 pasaj

Müşrik ve münkir leri mağlûp ve ilzam eden ve son sistem malzeme-i cihadiye-i vahdâniye yi hâvi ve câmi , kuvvet ve resânet i çelik, kıymet ve ehemmiyet i elmas ve cevâhir ve akik bir kal’a-misâl olan Otuzuncu Sözü istinsah a muvaffak oldum. Sabri • • •

Barla Lâhikası ·( 28 ) 0.82

· · ·



Hangi maslahat var? Hangi kanun var? Divane ler de bilirler ki ona ilişmek divanelik tir” dedik. O casus da kalktı gitti. Umum kardeşlerimize, hususan erkân lara ve matbaacılara, hususan Hizb-i Nuriyenin naşir leri olan Hâfız Ali, kahraman Tâhirî ve Hâfız Mustafa ve rüfeka larına birer birer selâm ediyoruz. • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 155 ) 0.82

· · ·

Münâcât Bu Risale-i Münâcât , hem vücûb-u vücud, hem vahdet , hem ehadiyet , hem haşmet-i rububiyet, hem azamet-i kudret , hem vüs’at-i rahmet , hem umumiyet-i hâkimiyet , hem ihata-i ilim , hem şümul-ü hikmet gibi en mühim esasat-ı imaniyeyi hârika bir îcaz içinde fevkalâde bir kat’iyet ve hâlisiyet ve yakîniyet ile ispat eder. Haşr e işârât ı ve bilhassa âhir deki şiddetli işârât ı çok kuvvetlidir. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ إِنَّ فِى خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَاخْتِلاَفِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِى تَجْرِى فِى الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ السَّمَاۤءِ مِنْ مَاۤءٍ فَأَحْيَا بِهِ اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَاۤبَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاۤءِ وَاْلاَرْضِ َلاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ 1 Üçüncü Şuâ olan bu Münâcât Risalesi, mezkûr âyetin bir nevi tefsiridir. Yâ İlâhî ve yâ Rabbî , Ben imanın gözüyle ve Kur’ân’ın talim iyle ve nuruyla ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ın dersiyle ve ism-i Hakîm in göstermesiyle görüyorum ki, semâvât ta hiçbir deveran ve hareket yoktur ki, böyle intizamıyla Senin mevcudiyet ine işaret ve delâlet etmesin.

Asa-yı Musa ·Sekizinci Hüccet-i İmâniye (Üçüncü Şuâ, Münâcât) 0.82

· · ·

Kanunca ifademi almak lâzımken ifademi almadılar. Ben de ifademi şimdi adliyenin şahs-ı mânevî sine ve Dahiliye Vekiline berâ-yı malûmat beyan ediyorum. Bu kırk sene zarfında bu vatana ve millete hiç zarar etmeyip pek çok menfaati dokunan; ezcümle Mart İhtilâlinde isyan eden sekiz tabur u bir nutuk la itaat e getiren ve çok zabit leri kurtaran; ve Harekât-ı Milliyede Hutuvat-ı Sitte Risale si ile ulema yı ve Şeyhülislâmı ve İstanbul’u, işgal eden ecnebî taraftarlığından kurtaran ve eski Harb-i Umumîde merhum Enver Paşanın çok takdir ve tahsin iyle fedakârane hizmet eden ve üç dehşetli kumandanlar ona hiddet ettikleri halde ilişmeye cesaret edemeyen ve gizli zındık ların iftiralarına binaen , kanunlar onu mes’ul ettiği halde, üç mahkeme onun takip ettiği hakikat e karşı mağlûp olup mahkûmiyet ine cesaret etmeyen ve risale leri ehl-i fen ve ehl-i ilim yanında çok takdir ve tahsin lerle karşılanan ve o risale ler hesabına konuşan bir adamı bir saat dinlemeniz, vazifeniz itibarıyla elzem dir ve vacip dir. İşte başlıyorum. Elimizde hak var. Hakkımızı kuvvetle ve başka suret le aramaya Cenâb-ı Hak mecbur etmesin. Âmin. Bu yirmi senede yüzer tecrübeyle inayet-i İlâhiye bizi himaye ettiği ve dehşetli zulümlerden kurtardığı gibi, bu yeni mânâsız, bütün bütün kanunsuz, gaddarâne zulümden de kurtaracağına kat’î kanaat etme liyiz. Şayet bir parça sıkıntı, zahmet, zarar da görsek, binler derece o zahmetten ziyade rahmet ve ihsan-ı İlâhiye ye ve sevaba mazhar olmak la beraber, pek çok biçare ehl-i iman ın imanlarına başka bir tarzda bir kudsî hizmet hükmüne geçeceğini rahmet-i İlâhiye den pek kuvvetli ümit ediyoruz. Bu hâdisenin on vecih le kanunsuz olduğunu beyan ediyorum: Birincisi: Üç mahkeme ve üç ehl-i vukuf un ve Ankara’nın yedi makamat ından ve adliyelerin elinde iki sene Risale-i Nur tetkik le nazar dan geçtiği halde, ittifak la, hiçbir muhalif kalmadan hem umum risale lerin beraat ine, hem Said ile beraber yetmiş beş arkadaşı birlikte beraat ettirildiği ve bir gün bile ceza verilmediği halde, yeniden evrak-ı muzırra gibi onlara el uzatmak ne derece kanunsuzdur, zerre kadar insaf ı olan bilir. İkincisi: Beraat inden sonra üç buçuk sene Emirdağında münzevî , garip , kapısını hem dışarıdan kilit, hem içeriden sürgüyle kapayan ve yüzde bir adamı zarurî bir iş olmasa yanına kabul etmeyen ve yirmi seneden beri devam eden telif ini de bırakıp daha telif etmeyen bir adama, dünya siyaseti için kapısının kilidini kırıp, yanına gelip Arabî evrad ından, yanındaki iki levha-i imaniye den başka taharrî ciler birşey bulamadıkları halde bu eziyetin ne derece hilâf-ı kanun olduğunu, zerre kadar aklı bulunan anlar. Üçüncüsü: Mahkemece yetmiş şahidin tasdikiyle , yedi sene Harb-i Umumîyi bilmeyen ve merak etmeyen, sormayan -ki, şimdi on senedir aynı o halde bulunan- ve yirmi seneden beri hiçbir gazeteyi okumayan ve dinlemeyen ve otuz seneden beri 1 اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ deyip siyasetten bütün kuvvetiyle kaçan ve yirmi iki sene işkencede sıkıntılar çektiği halde ehl-i siyaset in nazar-ı dikkatini kendine celb etmemek ve siyasete karışmamak için bir defa istirahati için hükûmete müracaat etmeyen bir adama, dehşetli bir siyasî gibi ve siyasî entrikacı sı gibi, onun menzil ini ve inzivagâh ını basıp, has ta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna

Emirdağ Lâhikası - I ·( 214 ) 0.81

· · ·



Onun için, bütün ihanet ve hakaretlerinize beş para kıymet vermem; âsâyiş , idare lehinde sabır ve tahammül e karar verdim. Elbette dünya daimî olmadığı gibi, hâdisât ı da fırtınalı, daima değişir. Birkaç saat cinayetlerle, dünyevî ve uhrevî binler zakkum ve azap neticeleri var. O zaman, fâidesiz yüz binler teessüf diyeceksiniz. Ben, resmî makamat a ve bizimle tam alâkadar vazifedar lara yazdığım gibi, sizin gibi bedbaht lara dahi derim: Biz, Risale-i Nur’la, bu memleketin ve istikbal inin en büyük iki tehlikesini def etme ye çalışıyoruz ve bilfiil çok emare lerle, hattâ mahkemede de kısmen ispat etmişiz. Birinci tehlike: Bu memlekette, hariç ten kuvvetli bir sûret te girmeye çalışan anarşiliğe karşı sed çekmek . İkincisi: Üç yüz elli milyon Müslümanların nefretlerini kardeşliğe çevirmekle, bu memleketin en büyük nokta-i istinad ını temin etmektir. • • •

Emirdağ Lâhikası - I ·( 75 ) 0.81

· · ·



Yazılmış üstüne Nur ’dan 1 قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰى Sana cânın fedâ etmez mi senden hem görenler hak , Sözün hak , hem özün hak , hem mesleğin hak , hem makam ın Kâbetü’l-ulyâ... يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ 2 Üstadım Efendim Hazretleri; Ben, bu yazıları Risaletu’n-Nur’un eli ve kalemi ve diliyle bu hak îr kalb ime ondan sıçrayan küçük bir kıvılcım parçasıyla yazdım. Kabulünü ve imdad ve ilham ın kesilmemesini rica eder ve hürmet le ellerinizden öper ve dualarınızı beklerim efendim. Duanıza muhtaç talebeniz Hasan Feyzi (Rahmetullahi Aleyh) • • •

Emirdağ Lâhikası - I ·( 51 ) 0.81

· · ·

On Sekizinci Lem’a Sikke-i Tasdik-i Gaybî ve teksir Lem’alar mecmuasında neşredilmiştir.

Lem'alar ·On Sekizinci Lem'a 0.81

· · ·

Evvelce takdim kılınan arîza larımdaki tabirat ve elfâz-ı tâzimiye m niçin hak olmasın? Zira şu kıymettar ve ehemmiyet-i nâmütenâhiye yi ihtiva ve âleme berk-i hâtıf gibi satvet-i mâneviye ve hak ikiyesini emsâl i gibi ilâm ve ilân eden Yirmi Altıncı Mektub-u mergub u, yirmi günden beri muhtelif derecat ta müntesibîn-i ilmiye mütalâa ettikleri halde, bugün tashih ine lüzum görülen ve alet-ta’dad yirmi sekiz noktada tâdil ve ilâve buyurulan nukat-ı mühimme , kelimat ve tâbirat-ı âliye yi zâid veya noksan diyebilecek bir kimse çıkmasın ve çıkmıyor. Evet, şu asrın eşhâs-ı muzırra sına karşı ilân etmiş olduğu cihâd-ı mâneviye de müşahede edilen muvaffakiyet-i fevkalâde nin, o güruh-u hazele ve rezele yi iskât ve ilzam ettiğini zerre kadar insafı ve iz’ân ı ve insaniyet te haz zı olanın ikrar ve itiraf ve tasdik etmesi, vecîbe den olduğu vareste-i rayb ve zunûn dur. Sabri • • •

Barla Lâhikası ·( 38 ) 0.81

· · ·



HAŞİYE Sizi eski talebelerim ve eski arkadaşlarım ve kardeşim ve biraderzâde m Abdülmecid ve Abdurrahman’lar bildiğimden, bu mahrem sırrı size açtım. Evet, ben, yirmi dört saat evvel hassasiyetimle ve âsâb ımın rutubet ten tesiriyle rahmet ve yağmurun gelmesini hissettiğim gibi, aynen öyle de, ben ve köyüm ve nahiye m, kırk dört sene evvel Risale-i Nur’daki rahmet yağmurunu bir hiss-i kablelvuku ile hissetmişiz demektir. Umum kardeşlerimize ve hemşire lerimize selâm ve dua ederiz ve dualarını rica ederiz. • • •

Emirdağ Lâhikası - I ·( 28 ) 0.81

· · ·



Aynı ruh, aynı ifade, aynı iman... Hadsiz şükür ve senâ olsun ki; Rabb-i Rahîm sizleri Risale-i Nur’a hâmi , nâşir , sahip, şakirt eylemiş. Bizlere pek çok ağır müşkilât içinde kudsî hizmete muvaffakıyet ihsan etmiş. Zaman ve zemin , sizlerle çok müştak olduğum uzun konuşmayı hoş görmediği için, kısa kesip ruh u can ımla herbirinize binler selâm. Mâşaallah , bârekâllah derim. Bu mübarek şuhur-u selâsede duanıza çok muhtaç kardeşiniz Said Nursî • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 20 ) 0.81

Tâhir Paşa - Üstad'ın Hâmisi 10 pasaj



Olsa olsa dinsiz olup tam anarşist olur. İnşaallah, Maarif ve Adliye Vekilleri gibi, sair erkân lar da bu ehemmiyetli hakikat i tam anlayacaklar. Sağ-sol tâbir i yerine, hak ve hakikat ve Kur’ân ve iman kuvvetine dayanıp bu vatanı küfr-ü mutlak tan, anarşilikten, zındıka dan ve onların dehşetli tahribat larından kurtarmaya çalışmalarını rahmet-i İlâhiye den bütün ruh u can ımızla niyaz ve rica ediyoruz. • • •

Emirdağ Lâhikası - II ·( 54 ) 0.81

· · ·

Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i Kur’âniye de kuvvetli arkadaşım; Bu defa kahraman Tâhir’i umum unuz nam ına gördüm ve onda, bir Lütfi, bir Hâfız Ali, bir Hüsrev ve bir Said (fakat genç Said) müşahede ettim. Cenâb-ı Hak ka çok şükrettim. Bu defa onun kokusunu alıp, o daha gelmeden benim yanıma gelen komiser ve taharri adamları münasebet iyle, benden, talebeler tarafından sual edilen bir mesele, belki size de bir fâidesi var diye gönderildi. • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 99 ) 0.81

· · ·

Şu fıkra , hakikî ve birinci bir kardeşimiz olan Hakkı Efendinindir. Mükerreren mütalâa ve kıraat ederek, arş kadar yüksek eserleriniz hakkında mütalâa serd ine, bir kelime hattâ bir nokta ilâvesine kendimde cür’et ve kudret bulamadığımdan dolayı, bu bab da bir mütalâa dermeyan ına imkân göremiyorum. Yalnız, çok yüksek, cihan kadar kıymettar mübarek eserleri okuyup, cehalet imiz hasebiyle idrak edebildiğimiz kadar istifade ve istifâza ya çalışarak müstefid olabilmek, bizim için pek büyük bir nimet tir. Hakkı • • •

Barla Lâhikası ·( 41 ) 0.81

· · ·

Aziz, sıddık kardeşlerim ve benim hakkımda bu gurbette samimî akrabalarım Osman, Mehmed, Hasan efendiler; Sizin hâlisane bana ve Risale-i Nur’a karşı hiç unutulmayacak hizmetinize bir mükâfat-ı âcile olarak Hasan Feyzi ve sair talebelerin, Çalışkan hanedanına karşı fevkalâde teveccüh leri ve umum memlekette sizin şerefinizi neşretme leri ve ehl-i hakikat i size dost yapmakları cihetiyle , benden ziyade Risale-i Nur ve şakirt lerini himaye ve muhafaza etmek ve ehl-i siyaset in ve beni zehirleyen düşmanlarımın desise lerinden kurtarmak için gayet derecede bir ihtiyat , tam bir sadakat ve benim yerimde tam bir dikkatle mükellef siniz. Yoksa az bir hatâ, yalnız bana değil, belki binler mâsum şakirt lere ve şimdi parlayan şerefinize dokunacak. Benim vaziyetim ve verilen sıkıntılar altı vecih le kanunsuz olmasından, ileride mes’uliyetten kurtarmak için insafsız ve kanunsuz beni tâzip edenler, kendilerine bir bahane, bir vesile arıyorlar. Pek çok dikkatli olmanız lâzımdır. • • •

Emirdağ Lâhikası - I ·( 89 ) 0.80

· · ·

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1 Aziz, kahraman ağabeyimiz; Evvelâ: Gayet derecede bir ehemmiyetli meseleyi arz ediyoruz ki, büyük mecmua larımızın imha sına sakın, sakın meydan verilmeyecektir. Ne pahasına olursa olsun kurtarılacaktır. Yalnız imha kararı şimdi mi, yoksa eskiden mi verilmiştir? Ve sizce bu imha kararı resmen sabit midir? Bu ciheti olduğu gibi öğrenerek bize acele ve derhal bildiriniz. Saniyen: Bu hususta , Ankara’da olan kahraman Sungur’a ve Devlet Bakanına yazılan yazıyı berâ-yı malûmat takdim ediyoruz. Binler selâm ve hürmetle ellerinizden öperiz. Ziya, Zübeyir • • •

Emirdağ Lâhikası - II ·( 23 ) 0.80

· · ·

Ana içeriğe atla Bu siteyi kullanarak, Çerez Politikamızı kabul etmektesiniz. Bu siteyi kullanarak, Çerez Politikamızı kabul etmektesiniz. Giriş yap Kaydol Soru Sor Rastgele Soru Hızlı Git Bilgi Yarışması Risale-i Nur Külliyatı Oku Dinle ? ... Soru - Cevaplar Makaleler Kaynak Eserler Nurpenceresi Bediüzzaman Kaydol Giriş yap Okuyup anlamak isteyenlere... Hızlı Git Soru Sor Okuyup anlamak isteyenlere... On Birinci Şuâ Alt Kategoriler Meyve Risâlesi 1 Birincisi 2 İkinci Mes'elenin Hülâsası 3 Üçüncü Mes'ele 4 Dördüncü Mes'ele 5 Beşinci Mes'ele 6 Altıncı Mes'ele 7 Yedinci Mes'ele 8 Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası 9 Dokuzuncu Mesele 10 Onuncu Mes'ele 11 On Birinci Mes'ele 12 Hatime 13 On Birinci Meselenin haşiyesinin bir lâhikasıdır. 14 « Önceki Kategori Üst Kategori Sonraki Kategori » Yükleniyor... Risale-i Nur Kütüphanesi (Google Play) • (iOS) • (Huawei) Bilim ve Gelişim Derneği Destek olmak ister misiniz? Sorularla Risale © 2003 - 2026 Biz Kimiz? Sık Sorulan Sorular Ziyaretçi Defteri İletişim

Şualar ·On Birinci Şuâ 0.80

· · ·

Şu fıkra , mühim bir talebe olan Seyyid Şefik’indir. Şifahâne-i kalbinizden tulû eden Otuz Üçüncü Sözünüzle otuz üç cihet ten marîz olan kalb-i mecruh umuzu tedavi buyurmanızı bilhassa istirham eylerim. Seyyid Şefik • • •

Barla Lâhikası ·( 45 ) 0.80

· · ·



Aziz kardeşlerim, sizinle konuştuğum bu dakika iftar vaktine yarım saat kalmış, bayram gecesidir, hastalık şiddetlidir. Onun için fazla konuşamıyorum. Bende, büyük ve tehlikeli hastalıktan, Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsinin mu’cize gibi şifa duası keramet iyle o tehlike geçti. Fakat öyle şiddetli bir öksürük, bir heyecan var ki, sizin gibi canımdan ziyade sevdiğim kardeşlerimle konuşmayı kısa kesiyorum. Yalnız bu kadar var ki, Isparta havali sinde yüzer genç Said’ler ve Hüsrev’ler yetişmişler. Bu ihtiyar ve zaif Said dünyadan kemal-i istirahat-i kalb le veda etmeye hazırdır. Ve bilhassa mühim bir medrese-i Nuriye olan Sav Köyünün başta Hacı Hâfız, Mustafa Gül olarak Ahmed’leri, Mehmed’leri, hattâ muhterem hanımları (Tâhirî’nin refika sı ve kerime leri gibi) ve mâsum çocukları, Risale-i Nur’la meşgul olmalarını düşündükçe bu dünyada Cennet hayatının manevî bir nev’ ini zevk ediyorum, görüyorum. Oranın Ahmed’lerinin hediyesini umum o köy hesabına bir teberrük deyip öpüp başıma koydum. • • •

Kastamonu Lâhikası ·( 68 ) 0.80

· · ·

Sikke-i Gaybiye’nin fiyatı olarak elli Rehber ’i nâşir lerinden parasını verdim, aldım, size gönderiyorum. Hem o mübarek mecmua nın bir mübarek fiyatı olarak, bana hizmet eden ve şimdilik pek lüzumu bulunmayan ve başkalarına da vermek istemediğim iki tencere ve on beş sene giydiğim pamuklu entari ve gayet mübarek bir kitaba mukabil , bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura ve çok zamandan beri bana hizmet eden bir çarşaf, hâzır Kılıç Ali’nin peder iyle Ahmed Rasih’in tahmin ve tensib iyle, dokuz lira tencere, dokuz lira da çaydanlık, dokuz lira tıraş bıçağı, pamuklu entari ve çarşaf ile iki el havlusu ve bir iç donu ile bir pamuklu gömlek fiyatı yekûn u yüz yirmi beş lira tahmin edilmiştir. Hâzır olan zâtlar bu kıymeti takdir ettiler. Ben daha az fiyat verdim; bu fiat çoktur derim. Umum a selâm. • • •

Emirdağ Lâhikası - I ·( 200 ) 0.80

· · ·



Osmanlı cihan devletinin çöküş günlerinde bile altmış Türk lirası karşılığı bin iki yüz elli dört mark ediyordu. Bu meblağ esirken bile hür, başı göklere yükselen Bediüzzaman'a, ebed-müddet devleti Büyük Osmanlı'nın sadrazamı tarafından Kızılay başkanı Besim Ömer Paşa'ya emredilerek, ulaştırılmıştı. Esaretinin başlangıç günlerinde Bediüzzaman gibi milis albayı bir kahramana yardım elini uzatan sadaret makamı, iki buçuk yıllık Sibirya esaretinden sonra da yine aynı alakayı göstererek, devletin en yüksek ilim makamı olan Son Devrin İlim Akademisi mahiyetindeki Dârül-Hikmeti'l-İslamiye ye Osmanlı ordusunun adayı olarak âzâ tayin edilmiş. (bk. Necmeddin ŞAHİNER, Son Şahitler-I)      Yazar: Sorularla Risale Kategorileri: A Okunma sayısı : 4.112 Sayfayı Word veya Pdf indir

Tanıyanların Dilinden ·ALİ ÇAVUŞ (HACI ALİ ARAS) 0.80

Diğer Paşalar ve Devlet Ricali 28 pasaj

Bu bölümde şu isimlerle geçer

Mustafa Kemal