TR EN AR

Risale'de Coğrafya

Sürgün Yolları, Şehirler ve Mekânların İzleri

Barla - Sürgünde Doğan Külliyat 21 pasaj

Bu bölümde şu isimlerle geçer

Barla

Kastamonu - İkinci Sürgün 21 pasaj

Bu bölümde şu isimlerle geçer

Kastamonu

Isparta, Denizli, Afyon - Lahika ve Mahkeme 30 pasaj

Bu bölümde şu isimlerle geçer

Isparta · Isparta Valisi

İstanbul'dan Anadolu'ya - Eski ve Yeni Said 23 pasaj

Bu bölümde şu isimlerle geçer

İstanbul

Âlem-i İslam - Dünya Coğrafyası ve Ümmet 10 pasaj

DÖRDÜNCÜ ESAS: Hem anlarsın ki, şu dünyadaki müzeyyenat ise, HAŞİYE Cennette ehl-i iman için rahmet-i Rahmân ile iddihar olunan nimetlerin nümuneleri, suretleri hükmündedir.

Sözler ·Onuncu Soz 0.86

· · ·

رَبَّناَ لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَاۤ اِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَ رَيْبَ فِيهِ اِنَّ اللّٰهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ 1 اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِۤ اَجْمَعِينَ. وَارْحَمْناَ وَارْحَمْ اُمَّتَهُ بِرَحْمَتِكَ يَاۤ اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ 2 وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ ِللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 3

Sözler ·Yirmi Ikinci Soz 0.82

· · ·

إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنْ ظُلْمَةِ الْعَدَمِ؛ وَلاَقوَّةَ عَلٰى نُورِ الْوُجُودِ إِلاَّ بِكَ يَامُوجِدُ يَامَوْجُودُ يَاقَدِيمُ. إِلَهي! لاحَولَ عَنِ المَضارِّ اللاّحِقَةِ بِالحَياةِ؛ وَلا قُوَّةَ عَلى المَسارِّ اللاّزِمَةِ للِحَياةِ إلاّ بِكَ يامُدَبِّرُ ياحَكيمُ. إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنِ اْلآلآمِ الْهَاجِمَةِ عَلٰى ذِى الشّعُورِ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى اللّذَائِذِ الْمَطْلُوبَةِ لِذى الْحِسِّ إِلاَّ بِكَ يَامُرَبى يَاكَرِيمُ. إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنِ الْمَسَاوِىَ الْعَارِضَةِ لِذَوِى الْعُقُولِ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى الْمَحَاسِنِ الْمُزَينةِ لِذَوِى الْهِمَمِ إِلاَّ بِكَ يَامُحْسِنُ يَاكَرِيمُ. إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنِ النِّقَمِ ِلاَهْلِ الْعِصْياَنِ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى النِّعَمِ ِلاَهْلِ الطّاعَاتِ إِلاَّ بِكَ ياَغَفُورُ يَامُنْعِمُ. إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنِ اْلاَحْزَانِ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى اْلاَفراَحِ إِلاَّ بِكَ. فَإِنَّكَ أَنتَ الَّذِى أَضْحَكَ وَاَبْكٰى يَاجَمِيلُ يَاجَلِيلُ. إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنِ الْعِلَلِ، وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى الْعَافِيَةِ إِلاَّ بِكَ يَاشَافِى يَامُعَافِى. إِلٰهِى! لاَحَوْلَ عَنِ اْلآلآمِ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى اْلآماَلِ إِلاَّ بِكَ يَامُنْجِى يَامُغِيثُ. AÇIKLAMA İlâhî! Hiçlik karanlığından kurtaracak kudret ve varlık nuruna ulaştıracak kuvvet, ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey herşeyi icad eden Mûcid, ey her an her yerde var olan ve varlığı ezelî ve ebedî olan Mevcud, ey varlığının başlangıcı olmayan ve ezelden beri var olan Kadîm! İlâhî! Hayatla beraber gelen zararlardan beni kurtaracak kudret ve hayatın ayrılmaz bir parçası olan sevinci getirecek kuvvet ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey bütün varlıkları gayet intizam ve nizam içinde idare eden ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için her varlığın her türlü tedbirini alan Müdebbir, ey herşeyi hikmetle gören Hakîm! İlâhî! Şuur sahiplerine hücum eden elemlerden koruyacak kudret, his sahiplerinin istedikleri olan lezzetlere eriştirecek kuvvet ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey herşeyi terbiye eden, ihtiyaçlarını veren Mürebbî, ey bütün canlıları çeşitli duygularla donatıp sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini önlerine seren ve iyiliği bol Kerîm! İlâhî! Akıl sahiplerinin maruz kaldığı kötülüklerden onları koruyacak olan kudret ve himmet sahiplerini güzelliklere eriştirecek kuvvet ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey kâinatta görünen bütün iyilik, güzellik ve ikramlar güzel isimlerinin birer ihsanı olan Muhsin, ey bütün canlıları çeşitli duygularla donatıp sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini önlerine seren ve iyiliği bol olan Kerîm! İlâhî! İsyancıların başlarına gelen nikmetlere karşı kudret ve Sana itaat edenlere erişen nimetler için kuvvet, ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey bütün günahları bağışlayan Gafûr, ey varlıklara çeşitli vesilelerle nimetler ihsan eden Mün’im! İlâhî! Hüzünlere karşı dayanak noktası ancak Senin kudretin, feraha eriştirecek kuvvet ancak Senin kuvvetindir. Çünkü güldüren de Sensin, ağlatan da, ey sıfatlarının ve isimlerinin tecellisinde güzelliğin sonsuz mertebeleri bulunan ve kâinattaki bütün güzelliklerin kaynağı olan Cemîl, ey sonsuz haşmet ve yüceliğine lâyık sıfatları olan ve haşmetini varlıklar üzerinde gösteren Celîl! İlâhî! Hastalıklara karşı dayanak noktası Senin kudretin, âfiyeti veren kuvvet ancak Senin kuvvetindir, ey maddî ve mânevî hastalara şifâ ihsan eden Şâfî, ey maddî ve manevî dertleri giderip afiyet ve sağlık veren Muâfî! İlâhî! Elemlere karşı dayanak noktası ancak Senin kudretin, emeller için kavuşma vesilesi ancak Senin kuvvetindir, ey Kendisine sığınanları her türlü felâket ve tehlikelerden kurtaran Müncî, ey güç durumda olanlara yardım eden ve ummadıkları yerlerden ihtiyaçlarını ellerine veren Mugîs!

Lem'alar ·Yirmi Dokuzuncu Lema 0.82

· · ·

Aziz kardeşlerim; Sakın bu fıkranın vasıtasıyla o sırr-ı mahremi fâş etmeyin ve o risaleyi de araştırmayın. Yalnız bu fıkrayı zararsız görseniz haslara gösterebilirsiniz. • • •

Kastamonu Lâhikası ·Mektup 56 0.82

· · ·

Aziz, sıddık kardeşlerim; Şimalin İsveç, Norveç, Finlandiya, Kur’ân’ı mekteplerinde en büyük halâskâr bir kitap olarak kabul ettikleri gibi, şimdi erkân-ı İslâmiye nin birincisi olan Ramazan sıyam ını tutmak niyetiyle Câmiü’l-Ezhere “Şimalin pek uzun günlerinde bir çare-i tahfifi ve tehiri yok mu?” diye sormuşlar. Demek Avrupanın yalnız o küçük hükûmetleri değil, belki siyaset mânâsı verilmemek için kendini izhar etme yen, eskide büyük ve dünyanın yüksek mevkiini tutmakla beraber, gayet dehşetli bir tarzda dünyanın fena ve fâni liğini dehşetli tokatla o yüksek mertebelerin hiçe indiğini görmekle hakikî teselli, yalnız ve ancak hakaik-i Kur’âniyede bulmasıyla, o küçüklerle mânen beraber tahmin edilebilir. Evet, dünyanın mahiyet i anlaşıldıktan sonra, elbette hayat-ı ebediye den başka beşeriyet in o inkisar-ı hayal yarasını tedavi edecek Kur’ân’dan başka yoktur. • • •

Emirdağ Lâhikası - I ·( 184 ) 0.82

· · ·

إِلٰهِى! شُعُورِى كَلَمْعَةٍ تَزُولُ؛ مَعَ أَنَّ مَا يَلْزَمُ مُحَافَظَتُهُ مِنْ أَنوَارِ مَعْرِفَتِكَ، وَمَا يَلْزَمُ التَّحَفّظُ مِنْهُ مِنَ الظّلمَاتِ وَالضَّلاَلاَتِ لاَتعَدُّ وَلاَتحْصٰى. فَلاَ حَوْلَ عَنْ تِلْكَ الظّلمَاتِ وَالضّلاَلاَتِ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى هَاتِيكَ اْلاَنوَارِ وَالْهِدَايَاتِ إِلاَّ بِكَ يَاعَلِيمُ يَاخَبِيرُ يَاحَسِيبُ يَاكَافِى يَاحَفِيظُ يَاوَكِيلُ. إِلٰهِى! لِى نَفْسٌ هَلُوعٌ وَقَلبٌ جَزُوعٌ وَصَبرٌ ضَعِيفٌ وَجِسْمٌ نَحِيفٌ وَبَدَنٌ عَلِيلٌ ذَلِيلٌ، مَعَ أَنَّ الْمَحْمُولَ عَلَيَّ مِنَ اْلاَحْمَالِ الْمَادِّيةِ وَالْمَعْنَويّةِ ثَقِيلٌ ثَقِيلٌ. فَلاَ حَوْلَ عَنْ تِلْكَ اْلاَحْمَالِ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى حَمْلِهَا إِلاَّ بِكَ يَارَبٰى الرَّحِيمُ يَاخَالِقِى الْكَرِيمُ يَاحَسِيبُ يَاكَافِى يَاوَكِيْلُ يَاوَافِى. إِلٰهِى! لِى مِنَ الزَّمَانِ آنٌ يَسِيلُ فِى سَيْلٍ وَاسِعٍ سَرِيعِ الْجَرَياَنِ؛ وَلِىَ مِنَ الْمَكَانِ مِقْدَارُ الْقَبْرِ مَعَ عَلاَقتِى بِسَائِرِ اْلاَمْكِنَةِ وَاْلاَزْمِنَةِ. فَلاَ حَوْلَ عَنِ الْعَلاَقَةِ بِهَا، وَلاَقوَّةَ عَلٰى الْوُصُولِ إِلٰى مَا فِيهَا إِلاَّ بِكَ يَارَبَّ اْلاَمْكِنَةِ وَاْلاَكْوَانِ، وَياَرَبَّ الدُّهُورِ وَاْلاَزْمَانِ يَاحَسِيبُ يَاكَافِى يَاكَفِيلُ يَاوَافِى. إِلٰهِى! لِى عَجْزٌ بِلاَ نِهايَةٍ وَضَعْفٌ بِلاَ غَايَةٍ، مَعَ أَنَّ أَعْدَائِى وَمَا يُؤْلِمُنِى وَمَا أَخَافُ مِنْهُ وَمَا يُهَدِّدُنِى مِنَ الْبَلاَياَ وَاْلآفاَتِ مَا لاَ تُحْصٰى. AÇIKLAMA İlâhî! Şuurum, sönüp giden bir lem’acıktır. Seni tanımakla meydana gelen nurların muhafazası ve inkâr karanlığı ve dalâletlerden korunmak için bana lâzım olan şeyler, had ve hesaba gelmeyecek kadar çoktur. O inkâr karanlığı ve dalâletlerden koruyacak kudret ve o hidayet ve nurlara beni eriştirecek kuvvet, ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey küçük, büyük, gizli, açık herşeyi bilen Alîm, ey herşeyden hakkıyla haberdâr olan Habîr, ey varlıkların bütün amellerini kaydedip muhasebelerini bir anda gören ve onların her türlü ihtiyaçlarını görüp gözeten Hasîb, ey sonsuz rahmeti benim herşeyime yeter deyip, Kendisine tevekkül edenlerin her türlü ihtiyacına yetişen Kâfî, ey bütün varlıkların, hallerinden hareketlerine kadar herşeyini kaydedip koruyan ve varlıkların asıllarını ve nesillerini tohumlarda ve çekirdeklerde muhafaza eden ve insanların ve cinlerin bütün amellerini dikkatle kaydedip koruyan ve bütün varlıkların her türlü kötülük ve tehlikelere karşı muhafaza eden Hafîz, ey Kendisine tevekkül edenlere işlerinde başarı ihsan eden, isteklerine cevap veren ve bütün dertlerini gideren Vekîl! İlâhî! Nefsim sabırsızdır, kalbim feryad eder durur. Sabrım zayıf, cismim nahif, bedenim hasta ve zelildir. Buna karşılık üzerimdeki maddî ve mânevî yükler ağır, hem de pek ağırdır. Bütün bu yüklerin ağırlığından beni kurtaracak kudret ve onları yüklenmeye beni muktedir kılacak kuvvet, ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey herşeyi terbiye ve idare eden ve herbir varlığa merhamet ve şefkat gösteren Rabb-i Rahîmim ve ey herşeyi yoktan yaratan ve sonsuz cömertlik sahibi olan Hâlık-ı Kerîmim, ey varlıkların bütün amellerini kaydedip muhasebelerini bir anda gören ve onların her türlü ihtiyaçlarını görüp gözeten Hasîb, ey sonsuz rahmeti benim herşeyime yeter deyip, Kendisine tevekkül edenlerin her türlü ihtiyacına yetişen Kâfî, ey Kendisine tevekkül edenlere işlerinde başarı ihsan eden, isteklerine cevap veren ve bütün dertlerini gideren Vekîl, ey vaadini yerine getirmesinde şüphe olmayan ve bütün varlıkların ihtiyaçlarını kudret ve rahmetiyle gideren Vâfî!

Lem'alar ·Yirmi Dokuzuncu Lema 0.82

· · ·

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَاۤئِنَاتِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ اٰمِينَوَالْحَمْدُ ِللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِين1 اَللّٰهُمَّ ياَ اَحَدُ ياَ واَحِدُ ياَ صَمَدُ ياَ مَنْ لآ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ياَ مَنْ لَهُ الْمُلْكُ وَلهُ الْحَمْدُ.. وَياَ مَنْ يُحْيِى وَيُمِيتُ.. ياَ مَنْ بِيَدِهِ الْخَيْرُ.. ياَ مَنْ هُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ.. ياَ مَنْ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ.. بِحَقِّ اَسْرَارِ هٰذِهِ الْكَلِمَاتِ اِجْعَلْ نَاشِرَ هٰذِهِ الرِّسَالَةِ وَرُفَقَاۤئَهُ وَصَاحِبَهَا سَعِيدًا مِنَ الْمُوَحِّدِينَ الْكَامِلِينَ وَمِنَ الصِّدِّيقِينَ الْمُحَقِّقِينَ وَمِنَ الْمُؤْمِنِينَ الْمُتَّقِينَ اٰمِينَ اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ سِرِّ اَحَدِيَّتِكَ اِجْعَلْ نَاشِرَ هٰذَا الْكِتَابِ ناَشِرًا ِلاَسْرَارِ التَّوْحِيدِ وَقَلْبَهُ مَظْهَرًا ِلاَنْوَارِ اْلاِيمَانِ وَلِسَانَهُ ناَطِقًا بِحَقَاۤئِقِ الْقُرْاٰٰنِ. اٰمِينَ اٰمِينَ اٰمِينَ 2

Mektubat ·Yirminci Mektup 0.82

· · ·

فَلاَ حَوْلَ عَنْ هَجَمَاتِهَا وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى دَفْعِهَا إِلاَّ بِكَ يَاقَوِيُّ يَاقَدِيرُ يَاقَرِيبُ يَارَقِيبُ يَاكَفِيلُ يَاوَكِيلُ يَاحَفِيظُ يَاكَافِى. إَلٰهِى! لِى فَقْرٌ بِلاَ غَايَةٍ وَفَاقَةٌ بِلاَ نِهَايَةٍ؛ مَعَ أَنَّ حَاجَاتِى وَمَطَالِبِى وَوَظَائِفِى مَا لاَ تُحْصٰى. فَلاَ حَوْلَ عَنْهَا وَلاَقوَّةَ عَلَيْهَا إِلاَّ بِكَ يَاغَنِيُّ يَاكَرِيمُ يَامُغْنِى يَارَحِيمُ. إِلٰهِى تَبَرَّأْتُ إِلَيْكَ مِنْ حَوْلِى وَقُوَّتِى، وَالْتجاْتُ إِلٰى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَلاَ تَكِلْنِى اِلٰى حَوْلِى وَقُوَّتِى. وَارْحَمْ عَجْزِى وَضَعْفِى وَفَقْرِى وَفَاقَتِى. فَقَدْ ضَاقَ صَدْرِى، وَضَاعَ عُمْرِى، وَفنٰى صَبْرِى، وَتَاهَ فِكْرِِى، وَأَنتَ الْعَالِمُ بِسِرِّى وَجَهْرِى، وَأَنتَ الْمَالِكُ لِنَفْعِى وَضَرِّى، وَأَنتَ الْقاَدِرُ عَلٰى تَفْرِيجِ كَرْبِى وَتيسِيرِ عُسْرِى. فَفَرِّجْ كُلَّ كَرْبتِى وَيَسّرْ عَلَيَّ وَعَلٰى إِخْوَانِى كُلَّ عَسَيْرٍ. إِلٰهِى! لاَ حَوْلَ عَنِ الزَّمَانِ اْلآتِى، وَعَنْ اَهْوَالِهِ مَعَ سَوْقٍ إِلَيْهِ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى الْمَاضِى وَلَذَائِذِهِ مَعَ عَلاقَةٍ بِهِ إلاّ بِكَ ياأزَلِيُّ ياأبَديُّ. إِلٰهِى! لاَ حَوْلَ عَنِ الزَّوَالِ الَّذِى أَخَافُ وَلاَ أَخْلِصُ مِنْهُ؛ وَلاَ قُوَّةَ عَلٰى إِعَادَةِ مَا فَاتَ مِنْ حَياَتِىَ الَّتِِى أَتَحَسّرُهَا، وَلاَ أَصِلُ إِلَيْهَا إِلاَّ بِكَ يَاسَرْمَدِىُّ يَابَاقِى. AÇIKLAMA Onların hücumlarına karşı dayanak noktası olacak kudret ve onları def edecek kuvvet, ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey sınırsız kuvvet sahibi Kavî, ey herşeyi sonsuz kudreti altında tutan Kadîr, ey sonsuz yüceliğiyle beraber herşeye herşeyden daha yakın olan Karîb, ey bütün varlıkların hallerini her an görüp gözetleyen ve bütün hal ve hareketlerini kaydeden Rakîb, ey bütün varlıklara lâzım olan herşeyi noksansız, vakti vaktine yetiştiren Kefîl, ey Kendisine tevekkül edenlere başarı ihsan eden, isteklerine cevap veren ve bütün dertlerini gideren Vekîl, ey bütün varlıkların, hallerinden hareketlerine kadar herşeyini kaydedip koruyan ve varlıkların asıllarını ve nesillerini tohumlarda ve çekirdeklerde muhafaza eden ve insanların ve cinlerin bütün amellerini dikkatle kaydedip koruyan ve bütün varlıkları her türlü kötülük ve tehlikelere karşı muhafaza eden Hafîz, ey güzel isimlerinin sonsuz hazineleri herşeyin her ihtiyacını her zaman en mükemmel şekilde karşılayan Kâfî! İlâhî! Fakrım sınırsız, ihtiyacım sonsuzdur. İhtiyaçlarım, isteklerim ve vazifelerim ise hesaba gelmez. Onlara karşı koyacak kudret ve onları gerçekleştirecek kuvvet ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey hiçbir varlığa ve hiçbir şeye muhtaç olmayan ve servet ve zenginliğinin sınırı bulunmayan Ganî, ey bütün canlıları çeşitli duygularla donatıp sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini önlerine seren ve iyiliği bol olan Kerîm, ey Kendisinin bitmez tükenmez zenginliğinden medet bekleyenleri zenginliğine mazhar eden Muğnî, ey rahmeti herşeyi kuşatmakla birlikte imanlı kullarına hususî ihsan ve şefkatte bulunan Rahîm! İlâhî! Kendi kudret ve kuvvetimden vazgeçip Senin kudret ve kuvvetine sığındım. Beni kendi kudret ve kuvvetime terk etme, ey herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Rabbim! Benim acizliğime ve zayıflığıma, fakirliğime ve ihtiyaçlarıma merhamet et. Göğsüm daraldı, ömrüm gitti, sabrım bitti, fikrim uçup gitti. İçimi de, dışımı da en iyi Sen bilirsin. Bana fayda ve zarar verecek şeylerin asıl sahibi Sensin. Üzüntümü sevince, güçlüklerimi kolaylığa çevirebilecek olan da Sensin. Bütün sıkıntılarımı gider, benim ve kardeşlerimin bütün güçlüklerini kolaylaştır. İlâhî! Sevk edilmekte olduğum geleceğe, ondaki korkulara karşı bir dayanak noktası olacak kudret, bağlantılı olduğum geçmişe ve lezzetlerine karşı kuvvet, ancak Senin kudret ve kuvvetindir, ey başlangıcı ve sonu olmayan Ezelî ve Ebedî!

Lem'alar ·Yirmi Dokuzuncu Lema 0.82

· · ·

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَآ اِنْ نَسِينَآ اَوْ اَخْطَاْنَاۤ 1 اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلٰوةً تَكُونُ لَكَ رِضَاۤءً وَلِحَقِّهِ اَدَاۤءً وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اٰمِينَ وَالْحَمْدُ ِللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 2 سُبْحَانَ مَنْ جَعَلَ حَدِيقَةَ اَرْضِهِ.. مَشْهَرَ صَنْعَتِهِ.. مَحْشَرَ خِلْقَتِهِ.. مَظْهَرَ قُدْرَتِهِ.. مَدَارَ حِكْمَتِهِ.. مَزْهَرَ رَحْمَتِهِ.. مَزْرَعَ جَنَّتِهِ.. مَمَرَّ الْمَخْلوُقَاتِ.. مَسِيلَ الْمَوْجُودَاتِ.. مَكِيلَ الْمَصْنُوعَاتِ.. فَمُزَيَّنُ الْحَيَوَانَاتِ مُنَقَّشُ الطُّيُورَاتِ.. مُثَمَّرُ الشَّجَرَاتِ.. مُزَهَّرُ النَّبَاتَاتِ.. مُعْجِزَاتُ عِلْمِهِ.. خَوَارِقُ صُنْعِهِ.. هَدَايَاۤءُ جُودِهِ.. بَرَاهِينُ لُطْفِهِ.. دَلاَۤئِلُ الْوَحْدَةِ لَطَاۤئِفُ الْحِكْمَةِ.. شَوَاهِدُ الرَّحْمَةِ.. تَبَسُّمُ اْلاَزْهَارِ مِنْ زِينَةِ اْلاَثْمَارِ.. تَسَجُّعُ اْلاَطْيَارِ فِى نَسْمَةِ اْلاَسْحَارِ.. تَهَزُّجُ اْلاَمْطَارِ عَلٰى خُدُودِ اْلاَزْهَارِ.. تَزَيُّنُ اْلاَزْهَارِ.. تَبَرُّجُ اْلاَثْمَارِ.. فِـى هٰذِهِ الْجِنَانِ.. تَرَحُّمُ الْوَالِدَاتِ عَلَى اْلاَطْفَالِ الصِّغَارِ فِى كُلِّ الْحَيَوَانَاتِ وَاْلاِنْسَانِ.. تَعَرُّفُ وَدُودٍ.. تَوَدُّدُ رَحْمٰنٍ.. تَرَحُّمُ حَنَّانٍ.. تَحَنُّنُ مَنَّانٍ لِلْجِنِّ وَاْلاِنْسَانِ وَالرُّوحِ وَالْحَيَوَانِ وَالْمَلَكِ وَالْجَانِّ 3

Mektubat ·Yirmi Dorduncu Mektup 0.82

· · ·

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَقُلِ الْحَمْدُ ِللّٰهِ الَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِى الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِىٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا 1 اَللّٰهُ اَكْبَرُ مِنْ كُلِّ شَىْءٍ قُدْرَةً وَعِلْمًا إِذْ هُوَ الْعَلِيمُ بِكُلِّ شَىْءٍ بِعِلْمٍ مُحِيطٍ لاَزِمٍ ذَاتِىٍّ HAŞİYE لِلذَّاتِ يَلْزَمُ اْلاَشْيَاءَ لاَيُمْكِنُ اَنْ يَنْفَكَّ عَنْهُ شَىْءٌ بِسِرِّ الْحُضُورِ وَالشُّهُودِ وَاْلاِحَاطَةِ النُّورَانِيَّةِ وَبِسِرِّ اِسْتِلْزَامِ الْوُجُودِ لِلْمَعْلُومِيَّةِ وَاِحَاطَةِ نُورِ الْعِلْمِ بِعَالَمِ الْوُجُودِ. نَعَمْ فَاْلاِنْتِظَامَاتُ الْمَوْزُونَةُ.. وَاْلاِتِّزَانَاتُ الْمَنْظُومَةُ.. وَالْحِكَمُ الْقَصْدِيَّةُ الْعَامَّةُ.. وَالْعِنَايَاتُ الْمَخْصُوصَةُ الشَّامِلَةُ.. وَاْلاَقْضِيَّةُ الْمُنْتَظَمَةُ.. وَاْلاَقْدَارُ الْمُثْمِرَةُ.. وَاْلآجَالُ الْمُعَيَّنَةُ وَاْلاَرْزَاقُ الْمُقَنَّنَةُ، وَاْلاِتْقَانَاتُ الْمُفَنَّنَةُ وَاْلاِهْتِمَامَاتُ الْمُزَيَّنَةُ وَغَايَةُ كَمَالِ اْلاِنْتِظَامِ وَاْلاِنْسِجَامِ وَاْلاِتِّسَاقِ وَاْلاِتْقَانِ وَاْلاِتِّزَانِ وَاْلاِمْتِيَازِ، اَلْمُطْلَقَاتِ فِى كَمَالِ السُّهُولَةِ الْمُطْلَقَةِ. دَالاَّتٌ عَلٰۤى اِحَاطَةِ عِلْمِ عَلاَّمِ الْغُيُوبِ بِكُلِّ شَىْءٍ (أَلاَ يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ) فَنِسْبَةُ دَلاَلَةِ حُسْنِ صَنْعَةِ اْلاِنْسَانِ عَلٰى شُعُورِ اْلاِنْسَانِ اِلىٰ نِسْبَةِ دَلاَلَةِ حُسْنِ خِلْقَةِ اْلاِنْسَانِ عَلٰى عِلْمِ خَالِقِ اْلاِنْسَانِ كَنِسْبَةِ لُمَيْعَةِ نُجَيْمَةِ الذُّبَيْبَةِ فِى اللَّيْلَةِ الدَّهْمَاۤءِ اِلىٰ شَعْشَعَةِ الشَّمْسِ فِى رَابِعَةِ النَّهَارِ 2

Şualar ·On Besinci Sua 0.81