Nuaym, İbnu'I-Mübarek dedi ki: Bize Ma'mer, Zührı'den haber verdi. (Zühri) dedi ki: Bana Usame b. Zeyd'in bir mevlası (azatlısı)nın haber verdiğine göre, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'ın --ki Ümmü Eymen'in oğlu Eymen, Usame b. Zeyd'in anne bir kardeşi ve Ensardan birisi idi- rüku'unu ve sücudunu tam yapmadığını İbn Ömer görünce, ona (namazını) iade et, dedi." Bu Hadis 3737 numara ile gelecektir. [-3737-] Usame b. Zeyd'in mevlası Harmele'den rivayete göre; Abdullah b. Ömer ile birlikte bulunduğu bir sırada Eymen'in oğlu Haccac girdi. rükuunu da, sücudunu da tam yapmadı. Bunun üzerine (İbn Ömer ona): (Namazını) iade et, dedi. Geri dönüp gittiğinde İbn Ömer: Bu kimdir dedi, ben: Bu, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'dır, dedim. Bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görmüş olsaydı andolsun onu sevecekti. Sonra da ona (Usame'ye) ve Ümmü Eymen'den doğanlara (erkek ya da dişi olsun) sevgisini zikretti. (Yakub b. Süfyan yahut ez-Zühri) dedi ki: Arkadaşlarımdan bazıları da Süleyman'dan naklen: "(Ümmü Eymen) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dedısı idi" ilavesini de yapmışlardır. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Usame b. Zeyd." Bu başlıkta hırsızlık yapan Mahzumoğullarından olan kadın ile ilgili hadisi zikretmiş bulunmaktadır. İleride buna dair yeterli açıklamalar Hadler bahsinde gelecektir. Bu hadisten maksat bazı rivayet yollarında zikredilen: "Resulullah salI allah u aleyhi ve sellem'in sevdiği Usame b. Zeyd'in dışında onunla konuşmaya kim cesaret edebilir" ifadeleridir. Onlar Usame'ye "hibbu Resulillah sallallahu aıeyhi ve sellem" derlerdi ki onun sevdiği kişi, mahbubu demektir. Çünkü onun Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nezdindeki konumunu iyi biliyorlardı. Ayrıca ondan önce babasını da çok seviyordu. O kadar ki onu evlatlık edinmişti. Bundan dolayı ona da Muhammed oğlu Zeyd deniliyordu. Annesi ise Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dedısı Ümmü Eymen'dir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun için: "O annemden sonra benim annemdir" derdi. "Keşke yanımda olsaydı" yani keşke bana yakın bulunsaydı da ona öğüt verseydim, nasihat etseydim. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görmüş olsaydı, andolsun onu sevecekti." İbn Ömer'in bunu kesin olarak ifade etmesi, Nebi sallallahu aieyhi ve sellem'in Zeyd b. Harise ile Ümmü Eymen'e ve onların soyundan gelenlere beslediği sevgiyi fiilen görmüş olmasıydı. Bunun için Usame'nin oğlunu da buna kıyas ederek söylemiştir. "A1lah'lm, sen bu ikisini sev! Çünkü ben de bu ikisini seviyorum." Bu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiin, ancak Allah için ve Allah yolunda sevdiğini göstermektedir. Bundan dolayı Allah tarafından sevilmeyi kendi sevgisine bina etmiştir. Bu ise Usame ve Hasen için pek büyük bir menkıbedir. "Ve o ensardan bir adamdı." Kastedilen kişi ise Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'dir. Babası da Ubeydullah b. Amr b. Hilal'dir. O da Hazredilerden el-Hubla oğullarından bir kişi idi. Hazredilerin azatlılarından Habeşli birisi olduğu da söylenir. Bu Zeyd b. Harise'den önce Ümmü Eymen ile evlenmiş ve ondan Eymen adındaki çocuğu doğmuştu. Eymen, Huneyn günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte şehit düşmüştü. Eymen'in annesine nispet edilmesi ise babasına göre İslamdaki şerefinin ileri olması ve Nebiin Ehl-i Beytli nezdindeki şöhreti dolayısı iledir. Zeyd b. Harise de (daha sonra) Ümmü Eymen ile evlenmiştir. Ümmü Eymen, Nebi efendimizin babasından kendisine miras kalan dadısı idi. Ümmü Eymen'in, Zeyd'den Usame adındaki oğlu dünyaya gelmiştir. Ümmü Eymen, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra kısa bir süre yaşamıştır. "Tekrar et, dedi." Yani namazını tekrar kıl (iade et). el-İsmaill rivayetinde şu ifadeler de yer almaktadır: "Kardeşimin oğlu, sen namaz kıldığın! mı zannediyorsun? Hayır, gerçekten sen namaz kılmadın. Bu sebeple namazını iade et
Sahih Buhari
·Ashab-ı Kiram'ın Fazileti
·Hadis 3737
Katade'den rivayete göre Enes r.a. onlara anlatarak dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman olduğu halde Uhud'a çıktı. Bu sırada dağ sarsıldı. Sakin ol Uhud, dedi. -Zannederim ayağı ile de dağa vurdu.- Senin üzerinde buh±ı:ıanlar bir nebi, bir sıddik ve iki şehitten başkası değildir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Osman b. Affan Ebu Amr el-Kuraşı'nin menkıbeleri." Nesebi Osman b. Affan b. Ebi'l-A,s b. Umeyye b. Abdi Şems b. Abdi Menaf şeklindedir. Nebi sallallahu aleyhi ve selle m ile nesebi Abdi Menafta buluşmaktadır. Aralarındaki ataların sayısı ise farklıdır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ata sayısı bakımından Ömer için sözkonusu olduğu şekilde Affan ile aynı derecededir. Künyesi (Ebu Am" r)'a gelince, bu onun nihai olarak kabul edilen künyesidir. Yakub b. Süfyan'ın ez-Zühri'den naklettiğine göre yüce Allah'ın ona Resulullah salı allah u aleyhi ve sellem'in kızı Rukayye'den bağışladığı oğlu Abdullah dolayısıyla Ebu Abdullah künyeli idi. Sözü geçen Abdullah küçük yaşta vefat etmişti. Vefat ettiğinde altı yaşında idi. İbn Sa'd' ın naklettiğine göre o, hicretin dördüncü yılında vefat etmişti. Annesi Rukayye ise bundan önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bedir gazvesinde iken h. 2 yılında vefat etmişti. Onun Zunnureyn lakabı meşhur olmuştur. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Kim Rume kuyusunu açarsa ona cennet vardır diye buyurmuştur. Bu kuyuyu Osman açtı. Yine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Zorluk ordusunu donatan kimseye cennet vardır. Osman o orduyu donatmıştı." Buhari'nin bu talikini kimlerin muttasıl olarak zikrettiğine dair açıklamalar Vakıf bölümünün sonlarında zikredilmiş bulunmaktadır.(2778 nolu hadis) Orada da bu hususa dair geniş açıklamalar verilmiştir. Zorluk ordusu (Ceyşu'l-usra)'den maksat ise ileride Meğazi bölümünde geleceği üzere TEbuk ordusudur. 3695- "Bir süre sustu." Azıcık bir müddet sustu, demektir. "Asım bu rivayette şunu eklemektedir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içinde su bulunan bir yerde oturmuş diz kapağının üzerini açmıştı. Osman girince üzerini örttü." İbnu't-Tin der ki: ed-Davudi bu rivayeti kabul etmeerek, bu fazlalık bu hadisten değildir, aksine bunu rivayet edenler bir hadisin biriN diğerine karıştırmışlardır. Sözü edilen hadis şöyledir: Ebu Bekir, Nebi sallallahu aleyhi ve seliem'in yanına -evinde bulunuyor iken- geldi. Bu sırada uyluğu açılmıştı. Ebu Bekir oturdu. Daha sonra Ömer girdi, sonra da Osman girince uyluğunu örttü. Derim ki: O bununla Aişe r.a.a'nın şu hadisine işaret etmektedir: "ResuluIlah sallallahu aleyhi ve selle m evinde uzanmış yatıyordu. Bu arada uyluklarını ya da baldırıarını açmıştı. Ebu Bekir girmek üzere izin istedi. Ona bu hali üZere izin verdi. .. ii Hadiste şu ifadeler de yer almaktadır: "Daha sonra Osman girdi. Bu sefer oturdu n ve elbiselerini düzelttin. (Sebebi ne diye sorulunca) şöyle buyurdu: Meleklerin kendisinden haya ettikleri bir adamdan utanmayayım mı?" 3696- "el-Velid" yani Ukbe'nin oğlu el-Velid. Ukbe de İbn Ebi Muayt b. Ebi Amr b. Umeyye b. Abdi Şems'dir. el-Velid anne bir Osman'ın kardeşi idi. Osman r.a. da Sa'd b. Ebi Vakkas'ı azlettikten sonra onu KOfe valiliğine tayin etmişti. Osman r.a. halifeliğe gelince, Ömer'in -ileride Ömer'in öldürülmesi kıssasında Osman'ın tercümesi (biyografisi)nin sonlarında geleceği üzere- Sa'd b. Ebi Vakkas'ı Kufe'ye vali tayin etmiş, sonra Velid'i onun yerine tayin ederek Sa'd'i azletmiş idi. Bu da (hicri) 25 yılında gerçekleşmişti. Bunun sebebine gelince, Sa'd KOfe valisi iken Abdullah b. Mes'ud da Bey tu 'I-Ma! sorumlusu idi. SaId ondan bir miktar para borç aldı. İbn Mes'ud borcunu ödemesini isteyince birbirleriyle tartıştılar. Durum Osman'a ulaşınchr ikisine de kızdı ve Sa'd'i azletti. O sırada el-Cezire'de bulunan ve Aser denilen yerde amil olan el-Velid'i çağırtıp, onu Kufe'ye vali tayin etti. "İnsanlar onun hakkında çok şeyler söylemeye başladı." Yani el-Velid hakkında çok konuşuldu. Mamer'in naklettiği rivayette: İnsanlar onun yaptıkları dolayısıyla çok şeyler söyledi, şeklindedir. Kasıt, ona haddin uygulanmasının terk edilmesi ve Sa'd b. Ebi Vakkas'ı azledip, yerine el-Velid'i tayin etmesi olmuştu. Oysa Sa'd cennetle müjdelenen on kişiden birisi idi. Ömer r.a.'ın tayin ettiği şura üyelerinden idi. O fazilet sahibi, sünneti bilen, ilim sahibi, dinine bağlı ve İslama erken girmiş birisi idi. Onun sahip olduğu bu özelliklerin hiçbirisi el-Velid b. Ukbe'de yoktu. Bu hususta Osman'ın lehine söylen"ebilecek mazeret şudur: Ömer daha önce namaz bahsinde geçtiği üzere Sa'd'i görevinden almış, bununla birlikte kendisinden sonra halifeliğe gelecek olan kimseye de Sa'd'i tekrar vali olarak görevlendirmesini tavsiye etmiş ve şunları söylemişti: "Çünkü ben onu bir hainliğinden ya da acizliğinden ötürü azletmemiştim." Nitekim biraz sonra bu Ömer r.a.'ın öldürülmesi ile ilgili hadiste gelecektir. Osman, Ömer'in tavsiyesine uyarak Sa'd'i valiliğe getirdi. Daha sonra da az önce kaydedilen sebep dolayısıyla onu görevinden aldı. Velid'in bu işe ehil olduğunu görünce ve akrabalık bağını da gözetmek için vali tayin etti. fakat Velid'in kötü uygulamasını da görünce onu göı revinden aldı. Ona had uygulamayı geciktirmesinin sebebi ise bu hususta onun aleyhine şahitlik edenlerin durumunu açığa çıkartmak istemesi idi. Durum onuh için açıklık kazanınca ona haddin uygulanması emrini verdi. " ... bana da ulaştı." Bu sözleriyle İbn Adiy, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ilminin gizli olmadığını, özel de olmadığını aksine yaygın ve bilinen bir şey olduğunu, hatta tesettürüne riayet edip, örtülere bürünen bakire kıza varıncaya kadar ulaşmış olduğunu anlatmak istemiştir. Buna göre onun bu işe olan tutkusu da olduğundan Nebiin bilgisinin ona da ulaşması öncelikle sözkonusudur. "Ona celde vurmasını emretti." el-Kuşmıhenı'nin rivayetinde: Ona onu celdetmesini emretti, şeklindedir. "Ona seksen celde vurdu." Ma'mer'in rivayetinde: "el-Velid'e kırk celde vurdu" şeklindedir. Bu rivayet Yunus'un rivayetinden daha sahihtir. Ma'mer'in rivayetinin tercih edilmesine sebep de Müslim'in, Ebu Sasan yoluyla naklettiği şu rivayettir: O dedi ki: "Ben sabah namazını iki re kat kıldırdıktan sonra size daha fazlasını da kıldırayım mı, demiş olan el-Velid'in Osman'ın huzuruna getirildiği ne tanık oldum. Biri Humran (yani Osman'ın azadlısı) olmak üzere iki kişi de onun içki içmiş olduğuna dair şahitlik ettiler. Osman, ey Ali kalk da ona celde vur, dedi. Ali: Ey Hasan kalk da ona celde vur deyince, el-Hasen: Bunun soğuğunu kim üstlenmiş ise sıcağını da ona görevolarak ver, dedi. Bundan dolayı sanki onbir parça içerledi. Bu sefer: Ey Cafer oğlu Abdullah, kalk ona celde vur, dedi. O aa ona celde vurdu. Ali de vurulan celdeleri sayıyordu. Kırka ulaşınca: Yeter dedi, sonra şunları ekledi: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kırk, Ebu Bekir kırk, Ömer ise seksen celde vurdu ve bu bir sünnetti. Böylesini ise ben daha çok seviyorum." 3697-"Osman'ın Uhud günü kaçtığını biliyor musun ... " Hadisin anlatımından anlaşıldığına göre bu soruyu soran kişi, Osman'ın aleyhinde taassub derecesinde bir takım kanaatlere sahip olan birisi idi. Bu üç hususu sormakla kendisinin Osman hakkındaki kanaatinin doğruluğunu tespit etmeye çalışmıştır. "İbn Ömer dedi ki: Gel de sana açıklayayım." Sanki İbn Ömer soru soranın tekbir getirmesi üzerine maksadını anlamıştı. Yoksa bu maksadını ilk sorusundan itibaren anlamış olsaydı, o soru ile ilgili mazeretini verdiği cevap ile birlikte zikrederdi. Özetle, adam Osman'ı üç sebepten dolayı ayıplamış, kusurlu görmüştü. İbn Ömer de bunların hepsindeki mazeretiniOna açıkçaanlatmıştı. Uhud'dan kaçışın mazereti affedilmektir. Bedir'den geri kalışı Nebi'in emri ile olmuştur. Ayrıca dünyevi sonuç olan ganimetten payalmak, uhrevi sonuç olan ecir almak suretiyle Bedir'e katılanlar ne almışsa o da onların aldıklarını almış birisi olarak maksadına erişmişti. Rıdvan bey'atine gelince, bu hususta da ona izin verilmişti. Reslilullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in eli ise Osman için bizzat kendi elinden daha hayırlıdır. ' "Şe had et ederim ki, Allah onu affetmiş ve ona mağfiret etmiştir" sözleriyle yüce Allah'ın şu buyruğunu kastetmektedir: "İki ordunun karşılaştığı gün içinizden yüz çevirenleri ancak yaptıkları bazı işler yüzünden şeytan yoldan çıkarmak istemişti. Andolsun Allah da onları affetti. Çünkü Allah günahları bağışlayandır, cezalandırmakta acele etmeyendir." [Al-i İmran, 155] "Bedir'de bulunmayışına gelince, ResliluIlah sallallbhu aleyhi ve sellem'in kızı onun nikahı altında idi." Bu kızı da Rukayye r.a. idi. "Nebi s.a.v. Osman'ı gönderdikten sonra Rıdvan bey'ati olmuştu." Yani Osman'ı gönderdikten sonra Rıdvan bey'ati yapılmıştı. Buna sebep de şudur: Nebi sallallbhu aleyhi ve sellem Osman'ı Kureyş'e savaşmak amacı ile değil, umre yapmak amac! ile gönderdiğini anlatmak üzere göndermişti. Osman'ın bulunmadığı sırada aralarında müşriklerin Müslümanlar ile savaşmaya kalkıştıklarına dair haber yayıldı. Müslümanlar da savaş için hazırlandılar. Pey- ( gamber sallallbhu aleyhi ve sellem de o vakit onlarla ağacın altında kaçmamak üzere bey'atleşti. Bu da Osman'ın orada olmadığı sırada olmuştu. Bir diğer görüşe göre Osman'ın öldürüldüğü ne dair haber gelmişti. Bey'atin sebebi de bu olmuştu. Meğazi bölümünün Hudeybiye umresi başlığında buna dair açıklamalar gelecektir. "ResliluIlah sağ elini göstererek" işaret ederek, demektir. "İbn Ömer ona dedi ki: Şimdi bunları beraberinde al ve git." Yani bu mazeretleri cevap olarak al. Böylelikle benim sana verdiğim bu cevaplardan dolayı senin Osman'ın (bu yerlerde) bulunmaması ile ilgili inandığın kanaatine dair bir delilin kalmasın, sana verdiğim cevapla tutunabileceğin herhangi bir daIın kalmasın. 3698 - "Sonra Resulullah s.a.v.'in ashabını bırakır, aralarında kimin daha faziletli olduğuna dair bir şey söylemezdik." Hattabi der ki: İbn Ömer'in, Ali'yi sözkonusu etmeyişinin sebebi, onun Resulullah sallallShu aleyhi ve sellem'in bir' önemli durum ile karşı karşıya kaldığı vakit kendileriyle istişare etmiş olduğu yaşlı başlı kimseleri kastetmiş olmasıydı. Ali ise Nebi sallallShualeyhive sellem döneminde henüz genç yaşta idi. Ayrıca İbn Ömer onu küçümsemeyi düşünmediği gibi fazilet itibariyle de onu Osman'dan sonraya bırakmak istememiştir. (Hattabi'nin açıklamaları burada sona ermektedir.) Hattabi'nin mazeret olarak gösterdiği yaşın küçüklüğü uzak bir ihtimaldir. Sözü geçen fazilet sıralamasında bir etkisi yoktur. İlim adamları ise İbn Ömer'in bu sözlerini yorumlamak sadedinde şu hususta ittifak etmişlerdir: Ehl-i sünnetin tamamı Osman'dan sonra Ali'yi öncelernekte ittifak etmişlerdir. Aşere-i mübeşşere'nin diğerlerini de onların dışında kalanlardan öncelikli kabul etmişlerdir. Bedir'e katılanları, Bedir'e katılmayanlardan önce kabul etmişlerdir ve buna benzer sıralamalar vardır. Göründüğü kadarıyla İbn Ömer bu ifadesi ile onların fazilet sıralamasında idihat ettiklerini anlatmak istemektedir. Böylelikle bu üç şahsın faziletleri onlar için açıkça ortada olduğundaroonu kesin olarak ifade ediyor ve henüz bu konuda kullanılan açık ifadeleri bilmiyorlardı. Bunu da el-Bezzar'ın, İbn Mes'ud'dan diye naklettiği şu rivayet desteklemektedir. O şöyle demiştir: "Bizler kendi aramızda şöyle konuşurduk: Medinelilerin en faziletlisi Ali b. Ebi Talib'dir." Bu rivayetin senedindeki ravilerin sika oldukları belirtilmiştir. Ahmed, İbn Ömer'in bu hadisini fazilet sıralamasına dair kabul ederek yorumlamış, Ali'nin dördüncü oluşuna dair de Sefine'nin merfu olarak rivayet ettiği şu hadisi delil olarak göstermiştir: "Halifelik otuz yıldır, sonra da bir mülk olacaktır." Bu hadisi Sünen sahipleri rivayet etmiş olup İbn Hibban ve başkaları da sahih olduğunu belirtmişlerdir. 8. OSMAN R.A.'A BEY'AT OLAYI, OSMAN BİN, AFFAN R.A.'IN HALİFELİĞİ ÜZERINDE İTTİFAK EDİLMESİ VE ÖMER B. EL-HATTAB R.A.'IN ÖLDÜRÜLMESİ
Sahih Buhari
·Ashab-ı Kiram'ın Fazileti
·Hadis 3699
İbn Abbas dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ayında sefere çıktL Usfan'a varıncaya kadar oruç tuttu. Daha sonra içinde su bulunan bir kap getirilmesini istedi. İnsanlar kendisini görsün diye gündüzün su içti ve Mekke'ye varıncaya kadar oruç açmış haliyle devam etti'." (Tavus) İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seferde hem oruç tutmuştur, hem oruç açmıştır. Buna göre isteyen oruç tutar, isteyen oruç açar," ,. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ramazan ayında fetih gazvesi." Bu gazve hicretin sekizinci yılı ramazan ayında olmuştur. Buna dair açıklamalar daha önce Oruç bölümünde İbn Abbas'ın bu başlıkta zikredilmiş hadisi açıklanırken yapılmıştır. Orada onların ramazan ayının onuncu günü yola çıktıkları da zikredilmiş bulunmaktadır. İbn İshak, ez-Zührl'den bu senedie şu fazlalığı da zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'de Ebu Ruhm el-Gıfari'yi yerine vekil bırakmışt!." Yakub b. Süfyan'ın, İbn İshak yoluyla onun rivayet aldığı bir grup hocalarından naklettiğine göre; Mekke'nin fethi Ramazan'ın kalan on gününde olmuştur. Eğer bunu söylediği sabit ise, bundan son on gün girmeden önceki ortadaki on günde gerçekleştiğini kastettiği şeklinde yorumlanır. İkinci rivayet yolunda zikrdilen "beraberinde onbin kişi olduğu halde" ifadesi "diğer kabilelerden (bu kadar kişi vardı)" demektir. Çünkü İbn İshak ile İbn Aiz tarafından zikredilen Urve'den gelen mürsel rivayette şöyle denilmektedir: "Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem muhacirlerden, ensardan Eslem, Gıfar, Muzeyne, Cuheyne ve Suleymlilerden onikibin kişi ile birlikte çıktı" denilmektedir. Bu iki rivayetin arası Medine'den onbin kişi ile birlikte çıktığı daha sonra diğer iki binin de bunlara katıldığı şeklinde telif edilir. "Bu onun Medine'ye gelişinden sonra sekiz buçuk yıl sonra olmuştu." Ma'mer'in rivayetinde bu şekilde olmakla birlikte bu bir yanılmadır. Doğrusu ise yedi buçuk sene sonra olduğudur. Bu yanılmanın sebebi Fetih gazvesinin sekizinci yılda olmasıdır. Rebiu'l-ewel'den, Ramazana kadar ise tam bir yarım senelik süre vardır
Sahih Buhari
·Gazalar (Megazî)
·Hadis 4279