TR EN AR
← Tüm İsimler

Tâvûs

Tabiîn Nesli — kg_varlik (run_id=3)

131 pasaj · tabiin
Bu isimler geçer

Tâvûs · Tavus · Tâvus · İbni Tâvûs · Abdullah b. Tavus · İbni Tâvus · Tavûs · Abdullah b. Tâvûs · Tâvüs · ibni Tâvûs · îbni Tâvûs · Abdullah b. Tâvus

Bize Ebu Said el-Eşec, Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala ve İshak b. İbrahim tahdis etti. İshak: Bize Veki' haber verdi derken, diğer ikisi, tahdis etti, dediler. Bize A'meş tahdis edip dedi ki: Mücahid'i Tavus'tan tahdis ederken dinledim. O İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanından geçti ve: "Muhakkak bunlara azap edilmektedir. Ama büyük bir şey dolayısıyla azap olunmuyorlar. Bunların biri laf taşıyıp götürürdü, diğeri ise kendi sidiğinden korunmazdı" buyurdu. (İbn Abbas) dedi ki: Sonra yaş bir hurma dalı istedi, onu ikiye yardıktan sonra bunun üzerine birisini, diğerinin üzerine de ötekini dikti, sonra da: "Kurumadıkları sürece azaplarının hafifleti/eceği umulur" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 218, 1361, 1378,6052; Ebu Davud, 20; Tirmizi, 70; Nesai, 31, 2067, 2068; İbn Mace, 347; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahih Müslim ·Taharet (Temizlik) ·Hadis 677

· · ·

Nafi'den nakledilmiştir: İbn Ömer kimsenin vasiyetini geri çevirmedi. İbn Sirin'in yetim'in malı konusunda en sevdiği uygulama, onun iyiliğini düşünenlerle velileri bir araya gelerek onun için daha hayırlı olan şey üzerinde düşünmeleriydi. Tavus'a yetimle ilgili bir soru sorulduğunda "Allah iyilik amacı güden le kötülük amacı güden i pek iyi bilir" ayetini okurdu. Ata, birinin büyük ve küçük yetimleri olduğunda "Veli herkese payı kadar verir" derdi

Sahih Buhari ·Vasiyetler (Vesaya) ·Hadis 2767

· · ·

Abdullah b. Amr b. el-As'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v) beni gördü. (Hadisin burasında Musannif Ebu Davud'un talebesi) Ebû Ali (el-Lü'lüî şöyle) dedi: Öyle zanediyorum ki, (şeyhim) Ebû Davûd (hadisin bundan sonraki kısmını Abdullah b. Amr'dan naklen şöyle rivayet etti): Benim üzerimde aspurla boyanmış gül (kurusu) renginde bir elbise vardı. (Bunu görünce bana): "Bu nedir?" dedi. Ben de gidip o elbiseyi (fırında) yaktım (ve Hz. Nebi'in huzuruna vardım. Beni karşısında bir başka elbiseyle görünce; "(Öbür) elbiseni ne yaptın?" diye sordu. "Yaktım" cevabını verdim. "Onu (yakacağına) aile halkından (olan kadınlardan) birine gîydirseydin ya!" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Sevr, Halid'den; "(Üzerimde bir) gül (kurusu) renginde (elbise vardı)" diye rivayet etti. Tâvûs ise, "(Üzerimde) aspurla boyarmış bir elbise vardı" (şeklinde) rivayet etti

Ebu Davud ·Libas (Giyim) ·Hadis 4068

· · ·

Bize Muhammed b. Abbâd ile İbni Ebî Ömer de rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indir. (Dedilerki): Bize Süfyân, Hişâm b. Huceyr'den, o da Tâvûs'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallaılahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Nobiyyullah Süleyman b. Dâvûd: Ben bu gece yetmiş kadını birden mutlaka dolaşacağım! Bunların her biri Allah yolunda harbedecek bir çocuk doğuracak!., dedi. Arkadaşı yahut Melek ona: Inşaallah de ! İhtarında bulundu; fakat o demedi; unuttu. Neticede kadınlardan hiç biri doğurmadı; yalnız bir tanesi yarım bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Inşaallah deeeydi yemininden dönmüş olmaz; ve hacetine nâil olurdu!..» buyurdu

Sahih Müslim ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 4286

· · ·

Tirmizi: Bu Hadis Hasen Sahihtir. Bu hadisin manası “Onunla savaşmak küfürdür” demek, dinden çıkararak irtidad etmiş kimse gibi demek değildir. Bunun delili Esved’den rivâyet edilen şu hadistir: “Kim bilerek bir Müslüman’ı öldürürse öldürülen kimsenin yakınları serbesttir. İsterlerse katilin öldürülmesini isterler isterlerse affederler.” Eğer öldürmekle kişi kafir olacak olsaydı ölen kimsenin yakınlarına bu serbestlik verilmezdi ve o kişi de mutlaka öldürülürdü. (Burada altı kelimelik bir boşluk vardır.) İbn Abbâs, Tavus, Atâ ve pekçok ilim adamları derler ki: Küfrün de dereceleri fıskın da dereceleri vardır

Tirmizi ·The Book on Faith ·Hadis 2635

· · ·

Tâvûs'un îbn Abbâs'tan rivayet ettiğine göre; Resûlullah (s.a.v.) Ebü Bekir, Ömer veya Osman (r.anhüm) bayram namazını ezansız ve ikâmetsiz kil(dır)mışlardır. Buradaki ("Ömer veya Osman" ifadesindeki) şek, Yahya'ya aittir

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 1147

· · ·

Tavus (Rahimetullah)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir; İbn-i Abbas r.a.’den işittim. Buyurdular ki; “Gerçekten biz (itina ile) hadisi hıfzederdik. Hadis de, Resulullah s.a.v.’den hıfzedilir. (Hıfzedilmesine önem ve kıymet verilmelidir.) Fakat siz hırçın deveye de uysal deveye de binmeye başlayınca artık hadis almaya itimad etmek ve bellemek işi uzaklaştı.”

İbn Mace ·Sünnet ·Hadis 27

· · ·

Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk b. Hemmâm haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, İbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Süleyman b. Dâvûd! Bu gece mutlaka yetmiş kadını dolaşacağım! Bunlardan her biri Allah yolunda harb edecek birer oğlan doğuracak! demiş. Kendisine: İnşâallah de! ihtarında bulunmuşlar, fakat dememiş; ve kadınları dolaşmış ama hiç biri doğurmamış. Yalnız bir kadın yarım insan doğurmuş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnşâallah deseydi yemininden dönmüş olmaz ve hacetine nâîl olurdu!» buyurdular

Sahih Müslim ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 4288

· · ·



İbrahim rivayet etti. (Dediki) Bize Cerir, Mansûr'dan, o da Mücahid'den, o da Tâvus'dan, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhûm)'dan naklen haber verdi. İbni Abbâs şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda sefer etti ve Usfan'a varıncaya kadar oruç tuttu. Sonra içinde su bulunân bir kab istedi. Ve cemâat kendisini görsün diye güpegündüz suyu içti. Ondan sonra Mekke'ye girinceye kadar oruç tutmadı.» İbni Abbâs (Radiyallahu anh) «İşte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hem oruç tuttu hem de tutmadı. Binaenaleyh isteyen oruç tutar isteyen tutmaz.» demiş

Sahih Müslim ·The Book of Fasting ·Hadis 2608

· · ·

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Demişki): Bize Ahmed b. İshâk el - Hadramî, Cüheyb'den rivayet etti. (Demişki): Bize Abdullah b. Tâvûs, babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Cimri île cömertin misâli, üzerlerinde demirden zırhlar bulunan iki adamın misâli gibidir. Cömert olan, bir sadaka vermek istedimi cübbesi izini örtecek derecede genişler. cimri, bir sadaka vermek istedimi cübbesi büzülür de, elleri köprücük kemiklerine yapışır. Ve her halka, Yanındaki halkaya sıkışır.» buyurdular. Bunu müteakip: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"i: «Zırhı genişletmeğe çalışır amma genişletemez...» buyururken işittim. İzah için buraya tıklayın

Sahih Müslim ·Zekat ·Hadis 2361

· · ·

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ahmed b. İshak rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Tavus, babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Bugün Ye'cuc Me'cuc seddinden şu kadar bir yer açıldı.» buyurmuşlar. Vüheyb eliyle doksan düğümü yapmış

Sahih Müslim ·Fitne ve Kıyamet Alametleri ·Hadis 7239

· · ·

Bize Muhammed b. Hâtîm rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Tâvus, Tavus'dan, o da ibn-i Abbâs'dan naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben yedi kemik üzerine : (Eliyle burnuna işaret ederek) yüz, eller, ayaklar ve ayakların uçları üzerine secde etmeye: elbiseyi ve saçları toplamamaya me'mur oldum.» buyurmuşlar

Sahih Müslim ·The Book of Prayers ·Hadis 1098

· · ·

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Tavus, babasından, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medîneliler için Zu'I-Huleyfe'yi, Şamlılar için Cuhfe'yi, Necidliler için Karhü'l-Menâzili, Yemenliler için de Yelemlem'i mikaat tayin etmiş ve: «Bu mikaadlar, o yerler halkı ile hacc ve Urnreyi niyet edip, buralardan geçen bütün başka yerler halkı İçin mi itaattir. Bundan daha yakın, olanlar bulundukları yerden, hattâ Mekkeliler Mekkeden ihrama girerler.» buyurmuştur

Sahih Müslim ·Hac ·Hadis 2804

· · ·

Tâvus'dan rivayet olunduğuna göre Ebu's-Sahbâ adında İbn Abbas'a çok soru soran bir adam (îbn Abbas'a) Sen Rasulullah (s.a.v.) ile Ebû Bekr devrinde ve Ömer'in halifeliğinin ilk yıllarında, bir adam karısını cinsi münâsebette bulunmadan (bir defada) üç talakla boşarsa (Rasûlullah ve bu iki halifesinin) bu talakı bir talak saydıklarını bilimyor musun? dedi. İbn Abbas da: Evet Rasûlullah (s.a.v.) ile Ebu Bekir devrinde ve Ömer'in halifeliğinin ilk yıllarında bir adam karısını cinsî münâsebette bulunmadan (bir defada) üç talakla boşarsa, bu talakı bir talak sayarlardı. Fakat Ömer halkın bunu çoğalttıklarını görünce onların aleyhine olarak (bu şekilde verilen üç talak'ın) üçünü de geçerli kıldı" cevabını verdi

Ebu Davud ·Talak (Boşanma) ·Hadis 2199

· · ·

Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse peştemalsız hamama girmesin. Allah’a ve ahiret gününe inanan hanımını hamama sokmasın. Allah’a ve ahiret gününe inanan üzerindeki içki içilen masalara oturmasın.” (Müsned: 14124) Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisin Tavus’un, Câbir’den rivâyeti olduğunu sadece bu şekilde bilmekteyiz. b. İsmail dedi ki: Leys b. ebî Süleym doğru bir kimsedir. Fakat bazen bir şey hakkında vehme düşüyor Muhammed b. ismail ve Ahmed b. Hanbel diyorlar ki: Leys’in rivâyetedildiği hadise sevinilmez. Leys merfu olmayacak şeyleri merfu olarak aktarması yönünden zayıf sayılır

Tirmizi ·Edep ve Ahlak ·Hadis 2801

· · ·

Bize, Kutybetü'bnü Saîd, Mâlik b. Enes'den, o da Ebû'z-Zühyer'den, o da Tâvûs'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece yarısı namaza kalktığında. «Allah'ım! Hamd sana mahsûsdur. Göklerle yerin nûr'u sensin, Hamd da sana mahsûsdur. Göklerle yerin ve onlardakilerin Rabbî sensin, hak sensin, senin va'din hak'dır. Sözün hak'dır. Sana kavuşmak hakdır. Cennet hakdır. Cehennem hakdır. Kıyamet hakdır. Yâ Rabbî! Ben ancak sana teslim oldum; ancak sana îmân ettim; ancak sana tevekkül eyledim ve yalnız sana rücû' ettim. Ben hasmıma karşı ancak senin (burhanın) ile muhasama ettim ve düşmanınla aramızda ancak senin hakemliğine müracaat ettim Binâenaleyh benim gerek evvelce gerekse sonradan işlediğim ğünahiarımla gizli ve aşikâr yaptıklarımı hep bana bağışla! Benim ilâhım sensin, senden başka hiç bir ilâh yokdur!» diye duâ ederdi

Sahih Müslim ·Sefer Namazı ·Hadis 1808

· · ·

Bize İshâk b. İbrahim ile Muhammed b, Râfi' rivayet ettiler. Lâfız îbni Rafi'indir. İshâk (bize haber verdi) tâbirini kullandı. İbni Râfi' ise : Bize Abdurrezzâk rivayet etti, dedi. (Demişki): Bize Ma'mer, İbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi. îbni Abbâs şunları söylemiş : «ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebû Bekr devirlerinde ve Ömer'in hilâfetinin iki yılında üç talâk bir sayılırdı. Bilâhare Ömer b. Hattâb : İnsanlar kendilerine mühlet verilmiş olan bir işde acele gösterdiler. Keşke şunu onlara infaz etse idik! dedi ve onu kendilerine infaz etti.»

Sahih Müslim ·The Book of Divorce ·Hadis 3673

· · ·

Tavus'dan; demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazda iken sağ elini sol eli üzerine koyar ve onları göğsü üzerinde kavuştururdu. Ebu Davud rivayet etmiştir

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 759

· · ·

Aişe (r.anha)'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oruçlu iken eşini öper ve tenini tenine dokundururdu. Ancak O Sallallahu Aleyhi ve Sellem cinsel ihtiyaçları konusunda hepinizden daha çok kendisine hakim idi." İbn Abbas [cinsel İhtiyaç diye tercüme edilen kelimesiyle aynı kökten gelen] kelimesinin "ihtiyaç - hacet" anlamına geldiğini söylemiştir. Tavus ise terkibine: "Kadınlara İhtiyacı kalmayan ve ilgi duymayan İyice yaşlanmış, bunamış veya spastik - ebleh kimse" anlamını vermiştir. Cabir İbn Zeyd şöyle demiştir: "Oruç tutan bir kimse, bakma dolayısıyla boşalsa bile orucunu tamamlar

Sahih Buhari ·Oruç (Sıyam) ·Hadis 1927

· · ·

İbn Abbas (r.a.)'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Zahire satın alan kimse, onu bir daha ölçmedikçe satmasın." Ebû Bekir şunu da ilave etti: Tâvûs der ki: --- Hadisi Ebû Davud'a İbn Ebî Şeybe'nin oğulları Ebû Bekir ve Osman haber vermişlerdir. Gelecek bölüm, sadece Ebû Bekir'in rivayetinde vardır. --- İbn Abbas'a; Niçin (yasak etti)? dedim. Görmüyor musun, onlar zahire daha sonra Ödenmek üzere altın karşılığında alışveriş yapıyorlar, dedi

Ebu Davud ·Ücret (İcaret) ·Hadis 3496

· · ·

Tavus'un rivayetine göre İbn-i Abbas (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir şehirlinin bir köylü hesabına (onun malını) satmasını yasakladı. (Tavus demiştir ki:) Ben İbn-i Abbas'a : Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Bir şehirlinin bir köylü hesabına.» sözünün manası nedir ? diye sordum. İbn-i Abbas: Şehirli, köylü'ye simsar olamaz, diye cevap verdi. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai

İbn Mace ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 2177

· · ·

Ebu Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İnsanlar kıyamet günü üç sınıf halinde mahşer yerinde toplanacaklardır; Bir gurup binitli, bir gurup yaya, bir gurup ta sürünür durumdadır.” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Yüz üstü nasıl yürüyecekler?” dediler. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Onları ayakları üzerinde yürütmeye kâdir olan Allah yüzleri üstünde de yürütmeye kâdirdir. Onlar her tümsekten ve dikenden yüzleriyle sakınacaklardır. Diğer tahric: Müsned: 8293 Tirmizî: Bu hadis hasendir. Vüheyb bu hadisi Tavus’tan, babasından, Ebû Hüreyre’den buna yakın bir şekilde rivâyet etmişlerdir

Tirmizi ·Tefsir ·Hadis 3142

· · ·

Abdullah İbn Tâvus'un babası Tâvus'dan rivayet ettiğine göre; Ebu's-Sahbâ, İbn Abbâs'a; "Sen, Nebi (s.a.v.)'le Ebu Bekr devrinde ve Ömer'in hilâfetinin (ilk) üç yılında üç talâkın bir (talâk) sayıldığını biliyor musun? demiş de, (İbn Abbâs); Evet, cevabım vermiş

Ebu Davud ·Talak (Boşanma) ·Hadis 2200

· · ·



Kesir es-Sa'dî demiştir ki: Abdullah b. Tavus Hayf mescidinde yanımda namaz kıldı. İlk secdeyi yapıp da başını kaldırdığında ellerini yüzü hizasına kadar kaldırdı. Bu davranışı uygun görmediğim için Vüheyb b. Halid'e haber verdim. Vüheyb de ona "İşittiğime göre sen namazda hiç kimseden görmediğim bir şey yapıyorsun" dedi. Bunun üzerine Abdullah da (şöyle) cevap verdi: "Ben babamı o işi yaparken gördüm de babam (şöyle) dedi: Ben îbn Abbas'ın böyle yaptığını gördüm ve o'nun, "Bunu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (böyle) yapardı" dediğinden başka bir şey de bilmiyorum." Diğer tahric: Nesai tatbik h.no:

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 740

· · ·

İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Biriniz gıda maddesi alırsa, onu kabzetmedikçe (bir başkasına) satmasın." Süleyman b. Harb (rivayetinde); "Teslim almadıkça" dedi. Müsedded (rivayetinde) Tâvûs'un; "İbn Abbas: Zannediyorum herşey gıda maddeleri gibidir, dedi." dediğini ilâve etti

Ebu Davud ·Ücret (İcaret) ·Hadis 3497

· · ·

İbn Abbas r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi: "Şehre mal getiren kervanları şehir dışında karşılamayın. Şehirli, köylü adına satış yapmasın." (Hadisi rivayet eden Tavus dedi ki): İbn Abbas'a "Şehirlinin köylü adına satış yapmaması ne demektir? diye sordum. İbn Abbas: "Şehirli, köylü için komisyonculuk yapamaz" dedi. Tekrar:

Sahih Buhari ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 2158

· · ·

Ebu'z-Zubeyr Tavus'u (şöyle) derken işittiğini söylemiştir: İbn Abbas'a, "(iki) secde arasında ayaklar(ı dikerek Ökçeler) üzerine oturmayı" sorduk. "Sünnettir" diye cevap verdi. "Oysa biz onu kişiye zahmet olarak görüyoruz" dedik, İbn Abbas; "O Nebiiniz sallaüahü aleyhi ve sellem'in sünnetidir" diye cevabını pekiştirdi. Diğer tahric: Müslim, mesacid; Tirmizî, mevakît

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 845

· · ·

Tâvus (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. İbn Ömer’e bir adam gelerek “Rasûlullah (s.a.v.), toprak kaplarda ekşitilen şıra (bira)’yı yasakladı mı? diye sordu İbn Ömer’de “Evet” cevabını verdi. Tavus diyor ki: Vallahi bunu İbn Ömer’den bizzat işittim. Diğer tahric: İbn Mâce, Eşribe; Ebû Dâvûd, Eşribe Tirmizî: Bu konuda İbn ebî Evfâ, Ebû Saîd, Süveyd, Âişe, İbn-ü Zübeyr ve ibn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir

Tirmizi ·İçecekler ·Hadis 1867

· · ·

Bize Muhammed b. Ebî Ğalib haber verdi, bize Saîd b. Süleyman, Süleyman b. Kesir'den naklen haber verdi, bize Amr b. Dinar haber verdi. O Tavûs'tan, Tavus da İbn Abbas vasıtasıyla Rasûlullah'tan haber verdi (deyip); ravi Siifyân (4539.) hadisinin mânâsını zikretti

Ebu Davud ·Diyet ·Hadis 4540

· · ·

İbn Abbas dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ayında sefere çıktL Usfan'a varıncaya kadar oruç tuttu. Daha sonra içinde su bulunan bir kap getirilmesini istedi. İnsanlar kendisini görsün diye gündüzün su içti ve Mekke'ye varıncaya kadar oruç açmış haliyle devam etti'." (Tavus) İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seferde hem oruç tutmuştur, hem oruç açmıştır. Buna göre isteyen oruç tutar, isteyen oruç açar," ,. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ramazan ayında fetih gazvesi." Bu gazve hicretin sekizinci yılı ramazan ayında olmuştur. Buna dair açıklamalar daha önce Oruç bölümünde İbn Abbas'ın bu başlıkta zikredilmiş hadisi açıklanırken yapılmıştır. Orada onların ramazan ayının onuncu günü yola çıktıkları da zikredilmiş bulunmaktadır. İbn İshak, ez-Zührl'den bu senedie şu fazlalığı da zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'de Ebu Ruhm el-Gıfari'yi yerine vekil bırakmışt!." Yakub b. Süfyan'ın, İbn İshak yoluyla onun rivayet aldığı bir grup hocalarından naklettiğine göre; Mekke'nin fethi Ramazan'ın kalan on gününde olmuştur. Eğer bunu söylediği sabit ise, bundan son on gün girmeden önceki ortadaki on günde gerçekleştiğini kastettiği şeklinde yorumlanır. İkinci rivayet yolunda zikrdilen "beraberinde onbin kişi olduğu halde" ifadesi "diğer kabilelerden (bu kadar kişi vardı)" demektir. Çünkü İbn İshak ile İbn Aiz tarafından zikredilen Urve'den gelen mürsel rivayette şöyle denilmektedir: "Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem muhacirlerden, ensardan Eslem, Gıfar, Muzeyne, Cuheyne ve Suleymlilerden onikibin kişi ile birlikte çıktı" denilmektedir. Bu iki rivayetin arası Medine'den onbin kişi ile birlikte çıktığı daha sonra diğer iki binin de bunlara katıldığı şeklinde telif edilir. "Bu onun Medine'ye gelişinden sonra sekiz buçuk yıl sonra olmuştu." Ma'mer'in rivayetinde bu şekilde olmakla birlikte bu bir yanılmadır. Doğrusu ise yedi buçuk sene sonra olduğudur. Bu yanılmanın sebebi Fetih gazvesinin sekizinci yılda olmasıdır. Rebiu'l-ewel'den, Ramazana kadar ise tam bir yarım senelik süre vardır

Sahih Buhari ·Gazalar (Megazî) ·Hadis 4279