TR EN AR
← Tüm İsimler

Ukbe b. Amir el-Cüheni

Ashab-ı Kiram — kg_varlik (run_id=3)

9 pasaj · insan, sahabe
Bu isimler geçer

Ukbe b. Amir el-Cüheni · Ukbe b. Amir el-Cühenî · Ukbe b. Âmir el-Cühenî · Ukbe b. Amir el-Cuheni · Ukbe b. Âmir El-Cüheni · Ukbe b. Âmîr El-Cühenî

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlani ve Ebu Osman'dan, ikisi Cubeyr b. Nufeyr b. Malik el-Hadrami'den, o Ukbe b. Amir el-Cuheni'den rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu deyip, hadisi aynen zikretti ancak rivayetinde: "Kim abdest alıp da eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka bir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, derse" dedi. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Ebu Davud ile Tirmizî de tahriç etmişlerdir. Ulemâ hadisin birinci tarikindeki Ebu Osman'in kim olduğu hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bazıları bu zat Muaviyetü'bnü Salih'tir demiş diğerleri Rabiatü'bnü Yezid olduğunu söylemislerdir.Ebu Aliy el-Gassani «Takyidü'l Mühmel» adlı eserinde : «Doğrusu bu zat Muaviyetü'bnü Salih'tir» demiş uzun uzadıya deliller getirerek onun Muaviyetü'bnü Salih olduğunu ispat etmiştir. Ukbetü'bnü Amir (R.A.)'ın : «Üzerimizde deve gütme vazifesi vardı» demesinden anlaşılıyor ki; bir kaç deve sahibi birleşerek develerini bir yere katmışlar ve nevbetle hergün içlerinden biri güder, diğerleri işlerine güçlerine giderlermiş, o gün sıra Hz. Ukbe'de olduğu için develerle meşgul olurken Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in tebşiratının bir kısmına yetişemiyerek Ömer (R.A.)'tan öğrenmiş. Bu hadiste Resulullâh (Saltallahu Aleyhi ve Sellem): «İki rekât namaz kılar, kalbi ve yüzüyle o iki rekâta yönlenirse, o kimseye cennet vacip olur.» buyurmuştur. «Kalbi ve yüzüyle...» (tâbirleri) dile son derece kolay gelen iki ke­lime isede bu iki kelime huşu ve huzu'un bütün nevilerini ifade etmektedirler.Çünkü huzu âzâda, huşu da kalpte olur. Binaenaleyh türkçemizde sehl-i mümteni denilen dile kolay fakat bulup söylemesi pek güç olan bu kısa ibare Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e has olan «cevamiu-l'kelîme» madudturlar. Onun için Hz. Ukbe hayran kalarak «bu ne güzel şey» demiştir. Âmir (R.A.) bununla ya bu söz ne güzel yahut bu fayda veya müjde yahut ibadet ne güzel demek istemiştir. İbarenin güzelliği iki cihettendir. Birinci cihet; sehl-i mümtenu olması ikinci cihette üzerine büyük sevap terettüp etmesidir. NEVEVİ ŞERHİ: Müslim dedi ki: "Bana Muhammed b. Hatim b. Meymlin tahdis etti ... Ukbe b. Amir'den" Sonra Müslim (553 numaralı hadiste): "Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti ... Ukbe' den" dedi. Şunu bil ki, ilim adamları birinci rivayet yolunda "bana Ebu Osman tahdis etti" diyenin kim olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu kişinin Muaviye b. Salih olduğu da, Rabia b. Yezid olduğu da söylenmiştir. Ebu Ali el-Gassaniel-Ceyyani Takyfdu'l-Mühmel adlı eserinde şunları söylemektedir: Doğrusu bunu söyleyenin Muaviye b. Salih olduğudur. Ebu Abdullah b. el-Hazza kendi nüshasında: Rabia b. Yezid dedi ki: Bana Ebu Osman da Cubeyr'den tahdis etti. O Ukbe'den diye yazmıştır. Ebu Ali (devamla) dedi ki: Ancak Müslim'den rivayet edilen nüshalarda gelen bizim ilk olarak sözünü ettiğimizdir. Yani benim burada önce kaydettiğimdir. Doğrusu da odur. İbnu'I-Hazza'nın zikrettiği ise onun bir yanılmasıdır. Bu sika, haflZ imamların rivayetlerinden açıkça bellidir. Bu hadisi ayrıca Muaviye b. Salih iki senetle rivayet etmiştir. Bunlardan birisi: Rabia b. Yezid'den, o Ebu İdris'ten, o Ukbe'den şeklinde, ikincisi ise Ebu Osman'dan, o Cubeyr b. Nufeyr'den, o Ukbe'den şeklindedir. Ebu Ali el-Gassanıel-Ceyyanıdedi ki: Bizim belirttiğimiz doğru şekle uygun olarak da bunu Ebu Mesud ed-Dımeşkl de tahriç ederek açıkça şunları söylemiştir: Muaviye b. Salih dedi ki: Bana Ebu Osman da Cubeyr' den tahdis etti. O Ukbe' den rivayet etti. Sonra da Ebu Ali bu kişinin Muaviye b. Salih olduğunun açıkça ifade edildiği çok sayıda rivayet yolunu zikretmekte ve Ebu Ali doğru olduğunu söylediği bu hususa dair geniş açıklamalarda bulunmaktadır. Bu şekilde böyle diyenin Ebu Davud'un Süneninde Muaviye b. Salih olduğu da açıkça ifade edilmiştir. Ebu Davud dedi ki: Bize Ahmed b. Said, İbn Vehb'den tahdis etti. O Muaviye b. Salih'ten, o Ebu Osman'dan. Zannederim Said b. Hani de Cubeyr b. Nufeyr'den, o Ukbe'den diye rivayet etmiştir. Muaviye dedi ki: Bana Rabia da Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris'ten, o Ukbe'den. Ebu Davud'un lafzı bu şekildedir. O da az önce belirttiğimiz hususta gayet açık ifadeleri ihtiva etmektedir. İbn Ebu Şeybe yoluyla gelen diğer rivayetteki "bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris ve Ebu Osman'dan (ikisi) Cubeyr' den" şeklindeki ifadeleri de az önce geçene göre yorumlanır. Yani onun "ve Ebu Osman" sözü Rabia'ya atfedilmiştir. İfadenin de takdiri şöyledir: Bize Muaviye, Rabia'dan, o Ebu İdris'ten, o Cubeyr'den tahdis etti. Yine bize Muaviye, Ebu Osman'dan, o Cubeyr'den tahdis etti şeklindedir. Bu şekildeki yorum ve takdirin delili de Ebu Ali el-Gassanl'nin kendi isnadıyla Abdullah b. Muhammed el-Beğavi' den nakletmiş olduğu rivayettir. O dedi ki: Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. (3/119) Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti, bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanl'den, o Ukbe'den. Muaviye dedi ki: Ebu Osman da Cubeyr b. Nufeyr' den, o Ukbe' den rivayet etti. Ebu Ali dedi ki: İşte bu isnad Müslim'in Ebu Bekr b. Ebi Şeybe'den diye naklettiği rivayetteki içinden çıkılması zor noktaya açıklık getirmektedir. Ebu Ali dedi ki: Ayrıca Abdullah b. Vehb de Muaviye b. Salih'ten bu hadisi rivayet etmiştir. Her iki senedi de ve bunların nereden tahriç edildiklerini de açıkça ifade etmiş, bizim az önce zikrettiğimiz Ebu Davud'un, Ahmed b. Said'den, onun İbn Vehb'den kaydettiğimiz rivayetini de zikretmiştir. Ebu Ali (devamla) dedi ki: Ebu İsa et-Tirmizi de tasnif ettiği eserinde bu hadisi kendisinin bir üstadından Zeyd b. Hubab yoluyla tahriç etmiş, ancak Zeyd'den gelen isnadını doğru bir şekilde kaydetmemiş, Ebu İsa da bu hususta Zeyd b. Huba.b'a tenkitte bulunmuştur. Halbuki Zeyd böyle bir mesuliyetten uzaktır. Bu hususta yanılan kişi Ebu İsa' dır. Yahut bu hadisi kendisine nakleden onun üstadıdır çünkü bizler hafız imamların Zeyd b. Hubab'dan, Ebu İsa (et-Tirmizi)'nin zikrettiğine muhalif olan rivayeti kaydetmiş bulunmaktayız. Allah'a hamdolsun. Bu hadisi yine Ebu İsa el-İlel adlı kitabında ve Muhammed b. İsmail el-Buhari'ye yönelttiği sorularında (sualat) zikretmiş, ancak onu güzel bir şekilde ortaya koymamış, orada bizim imamlardan zikrettiklerimize muhalif bazı sözler kaydetmiştir. Muhtemelen o bu hadisi ondan diye hıfzetmemiştir. Bu da isnadında ihtilaf edilmiş bir hadistir. Bu hadisin rivayet yollarının en güzeli ise Müslim b. el-Haccac'ın, İbn Mehdi ve Zeyd b. Hubab, Muaviye b. Salih'ten diye tahriç ettiği rivayettir. Ebu Ali (devamla) dedi ki: Bu hadisi Ebu Bekr'in kardeşi Osman b. Ebu Şeybe de Zeyd b. Hubab'dan diye rivayet etmiş, isnadında Cubeyr b. Nufeyr adındaki raviyi de eklemiştir. Ebu Davud bunu Süneninde namazda içinden vesvese geçirmenin mekruh oluşu babında zikrederek şunları söylemektedir: Bize Osman b. Ebu Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanı'den, o Cubeyr b. Nufeyr'den, o Ukbe b. Amir'den deyip bu hadisi zikretti. Ebu Ali el-Gassani'nin açıklamaları burada sona ermektedir. Yüce Allah'ın rahmeti üzerine olasıca gerçekten bu isnadı oldukça sağlam bir şekilde ortaya koymuş bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. Ebu İdris'in adı Aiz Billah b. Abdullah'tır. "Deve çobanlık sırası bizde idi. .. " Bu sözlerin anlamı şudur: Onlar develerini sıra ile güdüyorlardı. Birkaç bir araya gelir, develerini de birbirine katar ve her gün onlardan birisi onların çobanlığını yapardı. (3/120) Bundan maksat ise bu işin kendilerine daha kolay gelmesi ve diğerlerinin işlerini görmesidir. "Akşam vakti onları götürdüm." Yani develeri günün sonuna doğru ağıllarına götürdüm, işlerini bitirdim sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in meclisine geldim. "Kalbi ile ve yüzüyle onlara yönelerek iki rekat kılarsa" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu iki lafızia huzu ve huşu türlerini bir arada zikretmiş olmaktadır. Çünkü huzu, organlar hakkında huşu ise kalp ile -bir grup ilim adamının dedikleri gibi- olur. "Bu ne kadar güzel" yani bu söz, bu fayda, bu müjde ya da bu ibadet ne kadar güzel demektir. Güzelliği ise çeşitli bakımıardandır. Herkesin herhangi bir zorlukla karşılaşmadan yapabilecek şekilde kolayolması ve ecrinin pek büyük olması bu güzelliklerindendir. Allah en iyi bilendir. "Abdestini iyice alır, abdest organlarını iyice yıkarsa" yani abdestini tam ve eksiksiz alıp, sünnete uygun olarak suyun ulaşması gereken yerlere kadar ulaştırırsa anlamındadır. Hadisin İhtiva Ettiği Hükümlere Gelince: Abdest alan kimsenin abdestinden sonra eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna şahadet ederim. Muhammed'in de onun kulu ve Resulü olduğuna şahadet ederim demesi müstehaptır. Bu hususta ittifak edilmiştir. Aynca buna Tirmizi'nin rivayetinde bu hadise bağlı olarak gelen: "Allahummec'alni mine't-tewabıne vec'alni mine'l-mütetahhirin: Allah'ım beni çokça tövbe edenlerden eyle, temizlenip, annanlardan kıl, demesi de gerekir. Yine buna Nesai'nin Amelu'l Yevmi ve'l-Leyle adlı eserinde merfu olarak rivayet ettiği: "Subhanekallahumme ve bi hamdik, eşhedu en la ilah e illa ent vahdek la şerike lek estağfiruke ve etubu ileyk: Allah'ım seni hamdinle her türlü eksiklikten tenzih ederim. Senden başka hiçbir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna şahitlik ederim. Senden mağfiret diler, sana tövbe ederim tesbihini de eklemesi müstehaptır. Bizim (ŞafiI) mezhebimize mensup ilim adamları: Bu zikirler aynı zamanda gusleden için de müstehaptır, demişlerdir. Allah en iyi bilendir

Sahih Müslim ·Taharet (Temizlik) ·Hadis 554

· · ·



Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki); Bize Yahya (yâni İbni Hassan) rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye ki bu zat İbni Sellâm'dır haber verdi. (Dediki): Bana Yahya b. Ebî Kesîr rivayet etti. (Dediki): Bana Ba'ce b. Abdillah haber verdi. Ona da Ukbe b. Âmîr El-Cühenî haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashab arasında kurbanlar dağıtmış. Ravi yukarki hadis mânâsında rivayet etmiştir

Sahih Müslim ·Kurban ·Hadis 5086

· · ·

Ebu Ali Sümame b. Şüfeyyi'l-Hemdanî, Ukbe b. Amir el-Cühenî'yi şöyle derken işitmiş. Ben Rasûlullah (s.a.v.) minber üzerinde: "Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın..."[Enfâl 60] (ayeti kerimesini okuduktan sonra) Dikkat!; kuvvet atmaktır. Dikkat! kuvvet atmaktır. Dikkat! kuvvet atmaktır!" derken işittim

Ebu Davud ·Cihad ·Hadis 2514

· · ·

Ukbe b. Amir el-Cühenî (r.a.)'den; demiştir ki: Biz Suffa'da iken Resûlullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve; "Hanginiz sabahleyin Buthan veya Akik'a gidip Allah'a (karşı) günah işlemeden ve akrabalık bağlarını kesmeden iri hörgüçlü, gösterişli iki deve almak isler?" buyurdu. Oradakiler: Hepimiz ya Resulullah (s.a.v.) dediler. Efendimiz; “Vallahi birinizin hergün sabahleyin mescide gidip Allah'ın kitabından iki âyet öğrenmesi, onun için iki deveden daha hayırlıdır. Eğer üç âyet öğrenirse üç deveden hayırlıdır. (Okunacak her âyet) kendi sayısınca deveden daha hayırlıdır" buyurdu

Ebu Davud ·Vitir Namazı ·Hadis 1456

· · ·

Ukbe b. Âmir el-Cühenî (r.a.)'den, demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'ân-ı Kerim'i açıktan okuyan, açıktan sadaka veren gibidir, gizli okuyan da gizli sadaka veren gibidir

Ebu Davud ·Nafile Namazlar ·Hadis 1333

· · ·

Ukbe b. Âmir el-Cühenî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kız kardeşim, Beytullah'a kadar yürümeyi adayıp, benden kendisi adına Hz. Nebi'e danışmamı istedi. Ben de Hz. Nebi'e danıştım. Rasûlullah (s.a.v.): "Hem yürüsün, hem de (bir bineğe) binsin" buyurdu

Ebu Davud ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 3299

· · ·

Ukbe b. Amir el-Cüheni (bir evvelki hadisin) benzerini Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'dan nakletmiştir. (Ancak bu rivayette Ebu Akil'in deve) gütme işini zikretmemiş "abdesti güzelce alır" sözlerinin yanına "sonra gözlerini semaya kaldırır ve (şöyle) derse" sözlerini ekleyerek (bir evvelki) Muaviye hadisi ile aynı manaya gelen (bir) hadisi rivayet etmiştir

Ebu Davud ·Taharet (Temizlik) ·Hadis 170

· · ·

Bize Ebû Bekİr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Harun, Hişam Destevâî'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ba'cete'l-Cühenî'den, o da Ukbe b. Âmir El-Cüheni'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim aramızda kurbanları taksim etti de bana bir kuzu düştü. Ben : Yâ Resûlallah! Bana bir kuzu düştü, dedim. «Onu kurban et!» buyurdular

Sahih Müslim ·Kurban ·Hadis 5085

· · ·

Ukbe b. Amir el-Cüheni'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabı arasında bazı kurbanlıkları paylaştırdı. Ukbe'ye (bana) de bir yaşına yakın bir dişi keçi isabet etti. Ben: Ey Allah'ın Rasulü, bana bir yaşına yakın dişi bir keçi isabet etti, dedim. O: Onu kurban kes, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İmamın insanlar arasında kurbanlıkları" bizzat ya da emir vererek "paylaştırması." "Ukbe'ye" yani Ukbe b. Amir'e (kendisine) "bir yaşına yakın, bir yaşını do 1durmamış (bir cezea) isabet etti." Cezea, davarların yaşını nitelemek için kullanılan bir lafızdır. Koyun türünden bir yaşını bitirmiş olan için kullanılır. Cumhurun görüşü budur. Keçi türünden ise iki yaşına girmiş olan demektir. İnek türünden üç yaşını bitirmiş olana, deve türünden de beş yaşına girmiş olana denilir

Sahih Buhari ·Kurban ·Hadis 5547