TR EN AR
← Tüm İsimler

Sehl b. Sa’d es Saidî

Ashab-ı Kiram — kg_varlik (run_id=3)

27 pasaj · sahabe
Bu isimler geçer

Sehl b. Sa'd es-Saidi · Sehl b. Sa'd Es-Sâidî · Sehl b. Sa'd es-Sâidî · Sehl b. Sa'd es-Saidî · Sehl b. Sa’d es Saidî · Sehl b. Sa’d es Saidi · Sehl b. Sa’d es Saîdî · Sehl b. Sa’d es Sâidî · Sehl b. Sa'd Es-Saidî · Sehl b. Sâ'd es-Sâidî · Sehl b. Sa'd Es-Sâidi · Sehl b. Sa'd es Saidi · Sehl b. Sa'd es-Saîdî · Sehl b. Sa'd es-Sâîdî

Sehl b. Sa’d es Saidî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir kadın gelerek; “Ben kendimi sana hibe ettim diyerek uzun süre bekledi.” Bunun üzerine bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kadına ihtiyacın yoksa onu bana nikahla” dedi. (sallallahü aleyhi ve sellem): “O kadına mehir olarak vereceğin bir şeyin var mı? buyurdu. Adam: “Sadece şu elbisem var” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Elbiseni o kadına verdiğinde sen elbisesiz kalacaksın bir şeyler bulmaya çalış” buyurdu. Adam: “Bulamam” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bir demir yüzük bile olsa bulmaya çalış” buyurdu. Sehl b. Sa’d diyor ki: Adam arandı fakat bir şey bulamadı. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kur’ân’dan ezberinde olan bir şey var mı? dedi. Adam: “Falan falan sûreler ezberimdedir” dedi ve isimlerini saydı, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kur’ân’dan ezberinde olan sûreleri o kadına öğretme karşılığında o kadını sana nikahladım” buyurdular. (Müslim, Nikah: 13; Nesâî, Nikah: 69) Bu hadis hasen sahihtir. Şâfii uygulamalarını bu hadisle yapar ve şöyle der: “Erkeğin kadına mehir olarak vereceği bir şeyi yoksa Kur’ân’dan öğreteceği bir sûre karşılığında nikahlarsa nikahı caizdir.” ilim adamları da: “Nikahı caizdir fakat sonradan eline geçerse benzeri mehir miktarı bir mehir vermesi gerekir” derler. İshâk ve Küfeliler bu kanaattedirler

Tirmizi ·Nikah (Evlilik) ·Hadis 1114

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den; demiştir ki: "Ben (Uveymir ile hanımının) liânlarında bulundum. O zaman ben onbeş yaşında bir çocuk idim.” (Râvî Yunus hadîsin bundan sonraki kısmında bir önceki) hadîsi (Sehl'den naklen) rivayet etti ve bu rivayetinde (bir önceki 2246. hadîsten fazla olarak) şunları nakletti: "Sonra kadın (evinden) hâmile olarak çıktı ve çocuk annesine nisbet edildi

Ebu Davud ·Talak (Boşanma) ·Hadis 2247

· · ·

Sehl b. Sa’d es Saîdî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihâd etmek için bir sabah erkenden yola çıkmak dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır. Cennet’teki bir kamçı boyu kadar yer dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.” Diğer tahric: Nesâî, Cihâd Tirmizî: Bu konuda Ebû Hüreyre, İbn Abbâs, Ebû Eyyûb ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir

Tirmizi ·Cihadın Fazileti ·Hadis 1648

· · ·

Sehl b. Sa'd es Saidi (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben kendimi sana hibe ettim" dedi ve bir süre ayakta bekledi. Bunun üzerine bir kimse kalkarak: "Ey Allah'ın Rasulü! Eğer sana ihtiyaç değilse onu bana nikahlayıver" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) o kimseye: "Ona mihir olarak vereceğin bir şeyin var mı?" buyurdu. O kimse de: "Elbisemden başka bir şeyim yok" dedi. Rasulullah (s.a.v.) ona: "Eğer elbiseni ona verirsen elbisesiz kalırsın, başka bir şey varsa onları araştır" buyurdu. O da: "Hiçbir şey bulamıyorum" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Araştır bakalım demirden bir yüzük de mi bulamazsın?" buyurunca o kimse araştırdı fakat hiçbir şey bulamadı. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Kur'an'dan bir şeyler biliyor musun?" dedi. O da: "Ezberimde falan falan sureler vardır diyerek isimlerini saydı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Bildiğin o sureleri hanımın olacak bu kimseye öğretmen şartıyla onu sana nikahladım" buyurdu. Diğer tahric: Buharı, Nikah; Müslim, Nikah

Muvatta-i Malik ·Nikah (Evlilik) ·Hadis 1098

· · ·

Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb da ri­vayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki', Süfyân'dan, o da Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd Es-Sâidî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Allah yolunda bîr sabah veya akşam yürüyüşü dünyadan ve bütün dünya varlıklarından daha hayırlıdır.» buyurmuşlar. İzah 1883 te

Sahih Müslim ·İdare (Imamet) ·Hadis 4875

· · ·

Bize Kuteybe b. Saîd Mâlik b. Enes'den ona okunanlar meyanında o da Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd Es-Sâidî'den naklen rivayet etti ki,: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e içecek bir şey getirmişler, o da ondan içmiş. Sağında bir çocuk solunda ise yaşlılar, bulunuyormuş. Resûlullah çocuğa: «Bunlara vermeme bana izin verir misin?» diye sormuş. Çocuk: Hayır! Vallahi senden gelen nasibime kimseyi tercih edemem! demiş. Râvi diyor ki: «Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu çocuğun eline bıraktı.»

Sahih Müslim ·İçecekler ·Hadis 5292

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başındaki miğfer kırılıp da yüzü kanadığı ve küçük azı dişi kırıldığı zaman Ali, bir kalkan içerisinde su getiriyordu. Fatıma da gelip onun yüzündeki kanı yıkadı. Fatıma (a.s) su dolayısı ile kan ın artıp durduğunu görünce bir hasır parçası alıp onu yaktı, külünü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yarasına bastırdı ve kan kesildi." Fethu'l-Bari Açıklaması: " ... Hasır yakılması.1I Ebu'I-Hasen el-Kabisl şöyle derdi: Keşke o hasırın neden yapılmış olduğunu biz de bilseydik de kanı kesmek için onu bir ilaç olarak edinseydik. İbn Battal dedi ki: Tıp bilginlerinin iddia ettiklerine göre bütün hasır çeşitleri yakıldığı takdirde kanın artmasını önlerler. Hatta bütün kül çeşitleri böyledir. Çünkü bir yerde durdurmak, külün özelliklerindendir. Bundan dolayı Tirmizi bu hadisin yer aldığı başlığı "kül ile tedavi" diye açmıştır. el-Mühelleb de şöyle demiştir: Hadisten anlaşıldığına göre kanın kül ile kesilmesi, onlar tarafından bilinen bir şeydi. Özellikle eğer hasır "deysu's-sa'd"dan yapılmış ise ... Bunun kanı durdurduğu ve kokusunun güzelliği bilinen bir husustur. Kanı durdurmak yolu ile yaranın ağzını kapatır. Hoş kokusu ile de kanın kokusunu bastırır. Kanın önce yıkanmasına gelince, bu, yaranın derin olmaması halinde söz konusudur. Yara derin ise yaranın içine suyun dökülmesi halinde kül ile birlikte zarar vermeyeceğinden emin olunamaz

Sahih Buhari ·Tıp (Tıbb) ·Hadis 5722

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi şöyle demiştir: Amr oğulları arasında bir kavga çıkmıştı. Bu kavga Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına gidince öğle namazını kıldı. Sonra aralarını düzeltmek üzere onların yanına gitti. Nihayet ikindi vakti gelince müezzin Bilal ezan okudu, kamet getiı -li ve Ebu Bekir' e namazı kıldırmasını istedi. Ebu Bekir öne geçip namaza durdu. Ebu Bekir namazda iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. İnsanların saflarını yara yara nihayet Ebu Bekir'in arkasına geldi ve ona yakın olan safın içine geçip, namaza durdu, Sehl dedi ki: Cemaat, (Ebu Bekir'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişini haber vermek için) el çırptı. Ebu Bekir ise namaza durduğu zaman onu bitirinceye kadar hiçbir şeye iltifat etmezdi. Ebu Bekir kendisine el çırpmanın durmadığını görünce başını çevirdi ve Hz. Nebii arkasında namaza durmuş gördü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir'e "Namazını kıldırmaya devam et" diye işaret etti ve eliyle de yerinde durması işareti yaptı. Ebu Bekir yerinde birazcık durdu da Nebiin "yerinde dur" işaretinden dolayı Allah'a hamdetti. Sonra geri geri yürüyerek safa girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir'in geri çekildiğini görünce öne geçti ve böylece insanlara bu namazı kıldırdı. Namazını bitirince "Ya Eba Bekir! Sana yerinde dur diye işaret ettiğim zaman neden namaza devam etmedin, bir engel mi vardı?" diye sordu. Ebu Bekir, "Ebu Kuhafe'nin oğluna Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde imamlık yapmak yakışık olmaz" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cemaate "Namazda iken herhangi bir durumla karşılaştığınızda karşı tarafı ikaz etmek maksadıyla erkekler tesbih etsin, kadınlar da el çırpsın!" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devlet başkanının (hakimin) bir kavme gelip onların aralarını düzeltebileceği." İbnü'I-Müneyyir şöyle demiştir: İmam Buharl'nin attığı başlıktan anlaşılan devlet başkanının hasımlar arasında bizzat devreye girerek arabuluculuk yapmasının caizliğine dikkat çekmektir. Bu hükümde değişikliğe gitme (tashif) sayılmaz. Bu başlık bir de devlet başkanının hasımların arasını bulmak için husumet mahalline gitmesinin caiz olduğunu göstermektedir. Bunun sebebi tehlikenin büyüklüğüdür ya da devlet başkanının ancak görmek suretiyle bilinebilecek şeyleri keşfetmesidir. Bu tavır, bazı kimselere özel muamele, ayrımcılık, değer vermeme sayılmaz

Sahih Buhari ·Yargı Hükümleri (Ahkam) ·Hadis 7190

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Sâidî (na.)'dan rivayet edilmiştir: Resûlullah (s.a.v.) (bir kere) aralarını düzeltmek için Amr b. Avf oğulları (yurdu) na gitmişti. Namaz vakti geldi müezzin Hz. Bilal (r.a.) Ebû Bekr (r.a.)'e gelip, "Cemaate namazı kıldırır mısın? İkâmet edeyim mi? diye sordu. O da "Evet" dedi ve namaz'a başladı. Resûlullah, cemaat namazda iken teşrif etti. (Safları yara yara birinci) saf'fa kadar vardı. (O'nu gören) cemaat el çırptılar. Ebû Bekr (r.a.) namazını kılarken başını çevirip (hiç bir tarafa) bakmazdı. (Arkasındaki) cemaat el çırpmayı çoğaltınca başını çevirip bakdı ve Resûlullah (s.a.v.)'i gördü. Resûlullah (s.a.v.) "yerinde dur" diye kendisine işaret buyurdu. Ebû Bekr (r.a.) ellerini kaldırıp Resûlullah (s.a.v.)'in kendisine olan bu emrinden dolayı Allah'a hamd-u sena etti. Sonra Ebû Bekr (r.a.), (birinci) saf'fa girinceye kadar geri geri gitti. Resûlullah (s.a.v.) de ileriye geçip namaz'ı kıldırdı. Namazdan çıkınca; "Ey Ebü Bekr, sana emrettiğim zaman seni yerinde kalmaktan alıkoyan sebeb ne idi?" diye sordu. Ebû Bekr de; "îbn Ebî Kuhâfe için Resûlullah (s.a.v.)'in önünde (durup) namaz kılmak uygun olmaz" dedi. (Ondan sonra) Resûlullah sallellahu aleyhi ve sellem (cemaate dönüp); "Size ne oluyor da el çırpmayı bu kadar çoğalttınız? Namazdayken her kim bir olay'ın ortaya çıktığını görürse, "Sübhânellah" desin, sübhânallah dediği zaman (elbette) kendisine (imam tarafından dönüp) bakılacaktır. El çırpmak ise, kadınlara mahsustur” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu izin farz namazlardadır. Diğer tahric: Buhari, amel fi’s-salat, sulh; Müslim, salat; Nesai, sehv, Ahmed b. Hanbel, II,241; V

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 940

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saîdî'den (Uveymir ve hanımı ile ilgili olay hakkında) şöyle dediği de nakledilmiştir. (Doğan çocuğu kastederek) "O annesine nisbet edildi ve (İbn Havle diye) çağrıldı." Bu hadis'i Buhârî de tefsir-i sûre de tahric etti

Ebu Davud ·Talak (Boşanma) ·Hadis 2249

· · ·

Bana Yâkub b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Ebî Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Sehl b. Sa'd Es-Sâidi'den rivayet etti. Demiş ki: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı yerle duvar arasında bir koyun geçecek kadar yer vardı

Sahih Müslim ·The Book of Prayers ·Hadis 1134

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Uğursuzluk varsa atta, kadında ve evde olabilir." Diğer tahric: Buhari, Cihad ve Siyer; Müslim, Selam

Muvatta-i Malik ·Çeşitli Konular ·Hadis 1783

· · ·

Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys haber verdi. Lâfız Yahya'nındır. H. Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys ibni Şlhab'dan rivayet etti. Ona da Sehl b. Sa'd Es-Sâidî haber vermişki, Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kapısındaki bir delikten bakmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinde başını kaşıdığı bir demir varmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu görünce : «Beni gözettiğini bilsem şu demirle senin gözünü oyardım.» buyurmuş. Ve (bir de) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i «İzin ancak ve ancak gözden dolayı icad edilmiştir» buyurmuşlar

Sahih Müslim ·Edep ve Ahlak ·Hadis 5638

· · ·

Bize Kuteybe b. Said tahdis etti. Bize Yakub -ki o Arap kabilelerinden birisi olan (Kare'ye nispetli) -b. Abdurrahman el-Kari'dir- o Ebu Hazim'den, o Sehl b. Sa'd es-Saidi'den rivayet ettiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile müşrikler karşılaştılar, birbirleriyle savaştılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karargahına dönüp öbürleri de kendi karargahlarına döndüğünde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabı arasında öyle bir adam vardı ki (onlardan) ayrılan bir kişi gördü mü onu bırakmaı, mutlaka arkasından gider, kılıcıyla onu vururdu. Müslümanlar: Bugün aramızdan hiçbir kimse filanın gösterdiği kadar yararlılık göstermedi, dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: 'J!\ma bilin ki o cehennem ehlindendir" buyurdu. Müslümanlardan bir adam: Devamlı olarak onunla birlikte ben olacağım, dedi. (Sehl) dedi ki: Onunla birlikte çıktı. O ne zaman durduysa, onunla beraber durdu, o hızlamrsa onunla birlikte hızlandı. Derken adam ağır bir yara aldı. Çabuk ölmek isteği ile kılıcının kabzasım yere, sivri ucunu da iki memesi arasına yerleştirdikten sonra kılıcının üzerine yüklenerek kendisini öldürdü. Onun arkasına takılan adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına çıkıp geldi ve: Şüphesiz senin Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ederim, dedi. Allah Resulü: "Bu neden icap etti" buyurunca, adam şöyle dedi: Az önce cehennemliklerdendir diye söylediğin o adam (hakkındaki bu sözlerini) insanlar büyük bir söz olarak değerlendirdiler (havsalaları bunu almadı). Bunun üzerine ben de: Sizin adınıza onu ben takip edeceğim, dedim ve onun arkasına takıldım. Nihayet ağır bir yara aldı, erken ölmek istediği için kılıcının kabzasım yere, keskin ucunu da memeleri arasına yerleştirdi sonra da kendisini onun üzerine iterek öldürdü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de şöyle buyurdu: "Şüphesiz bir adam insanlara göründüğü kadanyla cennetliklerin am eli ile amel eder. Halbuki o cehennemliklerdendir ve şüphesiz bir adam insanlara göründüğü kadarıyla cehennemliklerin ameli i/e amel eder. Halbuki o cennetliklerdendir. " Diğer tahric: Buhari, 2742, 3966; Müslim, 6683; Tuhfetu'l-Eşraf, 4780, 4787 İZAH 113 TE

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 306

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem müşrikler ile karşılaştı. Birbirleriyle savaştılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi askeri karargahına, diğerleri de kendi askeri karargahlarına döndüler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı arasında öyle birisi vardı ki onun elinden hiçbir şey kurtulmazdı. Gördüğü herkesin peşine mutlaka takılır ve kılıcıyla onu öldürürdü. Bunun üzerine: Filan kişinin bize sağladıklarını bugün hiç kimse bize yapmış değildir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ama o cehennem ehlindendir, buyurdu. Orada bulunanlardan birisi (kendi kendine): Ben onun peşine takılacağım dedi. (Said) dedi ki: Bu adam onunla birlikte çıktı. O durursa onunla beraber durur, hızlı giderse onunla beraber hızlı giderdi. (Sehl) dedi ki: O adam çok ağır bir yara aldı. Ölümün kendisine çabuk gelmesini istediğinden kılıcının kabza kısmını yere, sivri ucunu da memeleri arasına yerleştirdikten sonra ağırlığını vererek kılıcı üzerine eğildi ve kendisini öldürdü. (Peşine takılan) adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelip: Şehadet ederim ki sen Allah'ın Resulüsün, dedi. Allah Resulü: Bu neden gerekti, diye sordu. Adam dedi ki: Sen az önce o adamdan cehennemliklerden olduğunu zikredince herkes bunu büyük bir iş olarak gördü. Ben de: Sizin adınıza ben onu takip edeceğim dedim ve onun arkasından çıktım. Daha sonra ağır bir yara aldı, ölümün erken gelmesini istediğinden ötürü kılıcının kabza kısmını yere, sivri ucunu da memeleri arasına yerleştirdikten sonra ağırlığını ona verip bir hamle yaptı ve kendisini öldürdü. Resulullah bunun üzerine şöyle buyurdu: Şüphesiz kişi insanların gördükleri kadarıyla cennet ehlinin ameli ile amel işler. Halbuki o cehennem ehlindendir. Şüphesiz kişi insanların gördükleri kadarıyla cehennemliklerin am eliyle amel eder. Halbuki o cennetliklerdendir

Sahih Buhari ·Gazalar (Megazî) ·Hadis 4202

· · ·

Bize Muhammed b. Abdillah b. Bezi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdi'l alâ haber verdi. (Dediki): Bize Ubeydullah, Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sâ'd es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Sehl: «Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Amr b. Avf kabilesinin aralarını bulmağa gitti.» diyerek yukarkilerin hadisi tarzında rivayette bulunmuş. Şunu da ziyade etmiş: «Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek safları yara yara tâ ön saf'ta durdu.» Bu hadiste: «Ebu Bekir gerisin geriye gitti.» cümlesi de vardır

Sahih Müslim ·The Book of Prayers ·Hadis 951

· · ·

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb (yâni ibni Abdirrahman El-Kaâri), Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd Es-Saidîden naklen rivayet ettiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten bir kimse kendisi cehennemliklerden olduğu halde insanlara zahir olan hususta cennetliklerin amelîni işler. Ve gerçekten bîr kimse kendisi cennetliklerden olduğu halde insanlara zahir olan hususta cehennemliklerin amelini işler.» buyurdular. İzah için buraya tıklayın DİKKAT BİR ÖNCEKİ SAYFA OLAN 2651’İN İZAHI İLE AYNIDIR

Sahih Müslim ·Kader ·Hadis 6741

· · ·

Sehl b. Sa’d es Saidî (r.a.)’in bize aktardığına göre, şöyle demiştir: Ebû Humeyd, Ebû Useyd, Sehl b. Sa’d ve Muhammed b. Mesleme bir araya gelerek Rasûlullah (s.a.v.)’in nasıl namaz kıldığını müzakere etmeye başladılar ve Ebû Humeyd dedi ki: “Peygamber (s.a.v.) namazda oturduğu zaman sol ayağını yayar sağ ayağının üst tarafını kıbleye doğru çevirir ellerini dizleri üzerine koyar şehâdet parmağı ile işaret ederdi.” Diğer tahric edenler: Nesâî, İftitah; İbn Mâce, İkame Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı ilim adamlarının görüşü böyledir. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardan olup, “Ebû Humeyd’in hadisine dayanarak; ilk oturuşta sağ ayağını dikerek sol ayağının üzerine; ikinci oturuşta ise ayakları sağa çıkararak kalçalar üzerine oturulmalıdır” demektedirler

Tirmizi ·Namaz (Salat) ·Hadis 293

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidî (r.a.)'den; demiştir ki: Bir gün biz Kur'an-i Kerim okurken Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkageldi (ve bizi bu halde görünce); "Allah'a hamdolsun, her ne kadar sizin içinizde kırmızısı, beyazı ve siyahı bulunuyorsa da, Allah'ın Kitabı birdir. Onu ok gibi dosdoğru okuyup (fakat) ecrini dünyada alacak ve ahirete bırakmayacak kavimler gelmeden o'nu (işte böyle) okuyunuz" buyurdu. Diğer tahric: Ahmed b. Hanbel, III, 146, 153, 357, 397; V

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 831

· · ·

Sehl b. Sa’d es Sâidî (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: “Adamın biri Peygamber (s.a.v.)’in hücresindeki bir delikten Rasûlullah (s.a.v.)’e baktı Rasûlullah (s.a.v.)’in elinde başını kaşıdığı bir demir çubuk vardı ve şöyle buyurdu: Baktığını bilseydim bu demiri senin gözüne saplardım. Çünkü izin istemek gözün haram olan şeyleri görmemesi için meşru kılınmıştır.” Diğer tahric: Buhârî, Libas; Müslim, Edeb

Tirmizi ·İzin İsteme ·Hadis 2709

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidî'den rivayet olunduğuna göre, Bir kadın Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek; Ya Resulullah ben (benimle evlenmen için) kendi (mehri)mi sana bağışladım, dedi ve uzun süre ayakta dikildi. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: Ey Allah'ın Resulü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa, onu bana nikâhla! dedi. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de; "Senin yanında ona mehir olarak vere(bile)ceğin birşey var mı?" diye sordu, (o kimse de); Yanımda şu kaftanımdan başka bir şey(im) yok. diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "Eğer sen kaftanını (mehir olarak) verirsen, kaftansız kalırsın. Binâenaleyh sen (başka) bir şey ara (bul)." buyurdu. (Adam bir süre sonra geldi ve) Birşey bulamıyorum, dedi. (Resûl-i Ekrem'de); "Demirden bir yüzük olsun ara"(yrp bulmalısın) buyurdu. (Bunun üzerine adam tekrar) aradı (fakat) birşey bulamadı. Resûlullah (s.a.v.) ona: "Ezberinde Kur'an'dan birşey(ler) varmı?" dedi. (Adam) bazı sûrelerin ismini zikrederek; Evet. diye cevâp verdi. Resûlullah (s.a.v.)*de: "-Ben de ezbere bildiğin Kur'an sebebiyle o kadını sana nikahlıyorum." buyurdu. Diğer tahric. Buhari, Fedailu'-Kur'an; nikah; libas; Müslim, nikah; Tirmizî, nikah; îbn Mace, nikah (1889) ; Muvatta, nikah, Darimi, nikah

Ebu Davud ·Nikah (Evlilik) ·Hadis 2111

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­muştur: «Müslümanlar iftarda acele ettikleri sürece hayırda daim olurlar.» Diğer tahric: Buhari, Savm; Müslim, Siyam

Muvatta-i Malik ·Oruç (Sıyam) ·Hadis 636

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Sâidî dedi ki; Uveymir b. Eşkar el-Aclânî, Asım b. Adiyy'e gelerek; Ey Âsim, karısını (yabancı) bir erkekle yakalayan adam hakkında görüşün nedir? O, onu (zaniyi) öldürecek, siz de onu mu öldüreceksiniz?! yoksa nasıl hareket edecek? Ey Asım, bunu benim için Rasûlullah (s.a.v.)'e soruver, dedi. Asım da (bunu) Rasûlullah (s.a.v.)'e sorunca, Rasûlullah Sallâllahu aleyhi ve sellem (bu) suallerden hoşlanmadı ve (bu şekilde sorular sormayı) ayıpladı. Hatta Rasûlullah (s.a.v.)'den işittikleri Asım'ın ağrına gitti. Asım evine dönünce Uveymir onun yanına gelip; Ey Asım, Rasûlullah (s.a.v.) sana ne cevâp verdi? dedi. Asım da; Sen bana hayır getirmedin. Rasûlllah (s.a.v.) sorduğum meseleden hoşlanmadı deyince Uveymir; Allah'a yemîn olsun ki bunu ona sormaktan vazgeçmeyeceğim, karşılığını verdi. Derken Uveymir kalkıp halk arasında bulunan Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına geldi ve; Ey Allah'ın Rasülü, ne buyurursun, bir adam karısının yanında birini bulursa, onu öldürür siz de kendisini mi öldürürsünüz, yoksa ne yapar? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah salâllahu aleyhi ve sellem; "Senin ve hanımın hakkında Kur'an âyeti indirildi git onu getir." buyurdu. Sehl dedi ki: "Ben halk ile birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında iken onlar da lânetleştiler." (lânetleşmeyi) bitirdikleri zaman Uveymir; Ey Allah'ın Rasûlü, eğer ben onu (nikâhım altında) tutacak olursam, onun hakkında yalan söylemiş duruma düşerim, dedi ve daha Rasûlullah ona (hanımını boşaması için) emir vermeden önce onu üç (talâkla) boşadı. İbn Şihâb; "Artık bu, liân yapanların âdeti olmuştur," dedi

Ebu Davud ·Talak (Boşanma) ·Hadis 2245

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi'den: Uveymir el-Aclanî, Ensar'dan Asım b. Adiyye gelerek şöyle dedi: « Ya Asım, karısını yabancı biriyle yakalayan adama ne dersin, o yabancıyı öldürse, siz de (kısas olarak) onu öldürür müsünüz, ya da bu adam nasıl hareket edecek? Benim adıma bu meseleyi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a soruver.» Asım, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorunca, Resululîah bu suallerden hoşlanmadı ve ayıpladı. Öyle ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan işittikleri Asım'ın ağırına gitti. Asım evine dönünce Uveymir onun yanına gelerek: « Ya Asım! Resulullah sana ne cevap verdi?» dedi. Asım: « Başıma iş açtın. Resulullah sorduğum meseleden hoşlanmadı.» deyince Uveymir: « Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a sormadan bu meselenin peşini bırak­mam» dedi. bunun üzerine Uveymir, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashapla birlikteyken yanına vardı ve dedi ki: « Ya Resulallah, karısını yabancı biriyle yakalayan adama ne dersin, o yabancıyı öldürse siz de onu (kısas olarak) öldürür müsünüz ya da bu adam nasıl hareket edecek?» Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cevap olarak: « Senin ve hanımın hakkında ayet indirildi. Git hanı­mını getir» dedi. Sehl der ki: «Ben ashapla beraber Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanın­da iken onlar da lanetleştiler.» Uveymir: « Bununla evli kalırsam ona iftira edebilirim, ya Resulullah» dedi. Resulullah ona boşamasını emretmeden üç talakla karı­sını boşadı. İbn Şihab, «bundan sonra lanetleşenler bu yolu takip ettiler» dedi. Diğer tahric: Buhari, Talak; Müslim, Lian

Muvatta-i Malik ·Talak (Boşanma) ·Hadis 1188

· · ·

Ebû Hazım b. Dinar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bazı kimseler, Sehl b. Sa’d es Saidi‘nin yanına gelerek: Medine Mescidindeki Minberin hangi ağaçtan yapıldığında ihtilafa düşüp ona sordular Sehl‘de şunları anlattı: ben minberin hangi ağaçtan yapıldığını biliyorum. Hatta minberin yerine ilk konduğu günü de Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in oturduğu ilk günü de biliyorum. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir kadına haber göndererek -Ravi Sehl’in o kadının ismini söylediğini fakat bu hadiste geçmediğini söylüyor- (Marangoz olan kölene emret insanlara konuşacağımda üzerine çıkacağım bir yer yapsın.) Bunun üzerine kadın, kölesine; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in istediğini yapmasını emretti. Köle de ormandaki Tafra denilen ağaçtan isteneni yapıp getirdi. Kadın, bunu alıp Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gönderdi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in emri üzerine bu minber işte şuraya kondu. Sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) minberin üzerine çıkıp namaz kıldığını gördüm. Tekbir alıp namaza durdu, yine minber üzerinde rükû’a vardı sonra geri geri inerek yere secde etti sonra tekrar minbere çıktı, namazını bitirince insanlara dönerek şöyle buyurdu: insanlar: Benim namaz kıldığımı göresiniz ve bilesiniz ve Bana uyasınız diye böyle yaptım.) (Ebû Dâvûd, Salat: 222; Buhârî, Salat:)

Nesai ·The Book of the Masjids ·Hadis 739

· · ·

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, ona da Sehl b. Sa'd es-Sâîdî'nin haber verdiği şu hadîsi okudum : Uveymir-i Aclânî, Âsim b. Adiy el-Ensârî'ye gelerek: Ne dersin ya Asım! Bir adam karısının yanında birini bulursa onu öldürür; siz de kendisini öldürür müsünüz; yoksa ne yapar? Şunu benim için yâ Âsim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e soruver! demiş. Âsim da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş. ResûluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu suallerden hoşlanmamış; onları ayıp görmüş. Hattâ (bu bâbta) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiği sözler Âsım'a girân gelmiş. Âsim evine dönünce Uveymir gelmiş; ve : Yâ Âsim! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana ne dedi? diye sormuş. Âsim: Sen bana hayır getirmedin; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine sorduğum suâlden hoşlanmadı; demiş. Uveymir : Vallahi ben bu meseleyi ona sormaktan vazgeçmeyeceğim; diye mukabele etmiş. Derken Uveymir kalkarak halk arasında bulunan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmiş ve: Yâ Resûlallah, ne buyurursun, bir adam karısının yanında birini bulursa onu öldürür; siz de kendisini öldürür müsünüz; yoksa ne yapar? demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Seninle zevcen hakkında âyet indi. Haydi git de onu getir.» buyurmuşlar. Sehl şunu söylemiş: Müteakiben liân yaptılar. Ben de halkla beraber Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Liânı bitirdikleri vakit Uveymir : Karımı nikâhım altında tutsam onun hakkında ben yalan söyledim yâ Resûlâllah! dedi; ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine emretmeden karısını üç defa boşadı. İbni Şihâb: «Artık bu, liân yapanların âdeti olmuştur.» demiş

Sahih Müslim ·Lian ·Hadis 3743

· · ·

Sehl b. Sa'd es-Saidi'nin nakline göre adamın biri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kapısındaki bir delikten içeriye bakmıştı. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elinde midra denilen demirden bir tarak vardı ki onunla başını kaşıyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O kişiyi görünce "Eğer senin bana bakıyor olduğunu daha önce bileydim, şu demiri gözüne saplardım!" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İzin isteme ancak gözden dolayı getirilmiştir!" buyurdu

Sahih Buhari ·Diyet ·Hadis 6901