Abdullah bin Ca'fer (bin Ebî Tâlib) (r.a.) İbn-i Zübeyr ve bir cemâat için boğazladığı bir deveyi ikram ettiği sırada, îbn-i Zübeyr'e rivayet ettiğine göre: Bir defa sahâbîler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e et yemeğini sunarlarken kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işitmiştir: «Etin en güzeli (hayvan'ın) sırt etidir. Not: Sindi şöyle demiştir: Zevaid'de bu hadisin senedinin durumu anlatılmamıştır. Fakat senedin kuvvetli olduğunu ifade eden sözler kullanılmıştır
İbn Mace
· Chapters on Food
·Hadis 3308
· · ·
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafat da nemire deresinde konaklardı. İbn-i Ömer dediki: Haccac(-ı zalim), İbn-i Zübeyr (r.a.)'i öldürünce İbn-i Ömer'e adam göndererek: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu gün (arafat günü) öğleden sonra hangi saatte (memire'den urn deresine) hareket ederdi? diye sordurdu. İbn-i Ömer (r.a.): Öğleden sonra o saat olunca hareket ederiz (ve sana haber veririz), diye cevap verdi. Sonra İbn-i Ömer hareket etmek isteyince: Güneş (tepeden) batıya eğildimi? diye sordu. Yanındakiler: Henüz eğilmedi, dediler. Bunun üzerine İbn-i Ömer oturdu. Bir süre sonra: Güneş batıya eğildi mi? diye sordu. Yanındakiler: Henüz eğilmedi, dediler. İbn-i Ömer oturdu. Biraz sonra İbn-i Ömer: Güneş batıya eğildimi diye sordu. Yanındakiler: Güneş hala batıya eğilmedi, dediler. Bunun üzerine İbn-i Ömer oturdu. Bir müddet sonra: Güneş batıya eğildimi? diye sordu. Orada bulunanlar: Evet, diye cevap verdiler. Oradakiler: Güneş batıya eğildi, deyince İbn-i Ömer hareket etti. (Ravi) Veki' demiştirki : Yani İbn-i Ömer öğle vakti girdikten sonra hareket etti
İbn Mace
·Hac
·Hadis 3009
· · ·
Zübeyr İbn Avvam r.a.'ın rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden birinin, bir urgan alıp bir bağ odun toplayıp satması, böylece Allah'ın onun alnını ak bir şekilde yaşatması, istediği şey verilsin ya da verilmesin, insanlardan dilenmesinden daha hayırlıdır
Sahih Buhari
·Suyun Taksimi
·Hadis 2373
· · ·
Abdurrahman İbn Nevfel el-Kuraşî'den nakledildiğine göre kendisi, Urve İbn Zübeyr'e (Resulullah'ın yaptığı hac hakkında) soru sormuş bu soruya Urve şöyle cevap vermiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac yaptı. Bana, Hz. Aişe'nin haber verdiğine göre, Hz. Nebi Mekke'ye geldiğinde ilk önce abdest aldı ve tavaf etti. Bu bir umre sayılmamıştır. Daha sonra Ebu Bekir hac yaptı. O da ilk önce Kabe'yi tavaf etti. Bu da bir umre sayılmadı. Daha sonra Ömer de böyle yaptı. Sonra Osman (r.a.) hac yaptı. Onun da ilk yaptığı Kabe'yi tavaf etmekti. Bu da bir umre sayılmadı. Muaviye ve Abdullah İbn Ömer de böyle yapmışlardı. Sonra ben babam Zübeyr İbn Avvam ile birlikte hac yaptım. Onun da ilk yaptığı iş Kabe'yi tavaf etmek oldu. Bu da bir umre sayılmadı. Muhacirlerin ve ensar da böyle yaptığını gördüm. Bu da bir umre sayılmadı. Bu konuda en son gördüğüm kişi İbn Ömer'dir. O da haccını bozup umreye çevirmemiştir. İbn Ömer yanlarında idi. Neden bu konuyu ona sormuyorlar?! Ne o, ne de ondan sonra gelen selefimiz, bir şeye başlayıp da tavaf yapmak üzere adımlarını atınca asla (tamamlamadıkça) ihramdan çıkmamışlardır. Annemi ve teyzemi gördüm. Onlar da tavaf'tan önce hiçbir şey yapmadılar ve (tavafa başladıktan sonra da) asla ihramdan çıkmadılar." [-1642-] Bana annem (Esma binti Ebû Bekir) şöyle haber verdi: "Kendisi, kız kardeşi (Aişe), Zübeyr ve falanca kişiler ihrama girmişler, (Hacerü'l-Esved) rüknüne el sürünce ihramdan çıkmışlardı
Sahih Buhari
·Hadis 1641
· · ·
Abdullah İbn DInar, İbn Ömer'i Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu derken işittim demiştir: "Önceki ümmetlere göre sizin ümmetin yaşayacağı süre, ikindi namazı ile akşam namazı arasındaki süre kadardır. Sizin bu durumunuz, Yahudi ve Hıristiyanların haline benzer. Şöyle ki, bir adam, iş görmeleri için bir takım işçiler tutar. Onlara 'kim benim için öğleye kadar bir kırat karşılığı çalışır?' diye teklifte bulunur. Bu teklif karşısında Yahudiler çalışır. Adam 'kim benim için gündüzün ortasından ikindi vaktine kadar çalışır?' diye iş teklifinde bulunur. Bu defa Hıristiyanlar çalışır. Sonra siz, ikindiden akşama kadar iki kırat karşılığı çalışırsınız. Kıyamet günü onlar 'biz daha çok çalıştık. Ama az ücret aldık' diye itiraz edecekler. Allah Teala: 'ben sizin hakkınızı yedim mi?' diyecek. Onlar da 'hayır' diyecekler. Bu defa Rahman şöyle buyuracak: İşte bu benim lütfumdur. Dilediğime onu veririm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hem tadı güzeldir, hem de kokusulı ifadesi ile bu hadiste iman tad, Kur'an okumak da koku ile vasıflandırılmıştır. Çünkü iman, mu'min için Kur'an okumaktan daha çok gereklidir. Zira Kur'an okuma olmadan da iman hasıl olur. Bunun gibi tad da, bir şeyin özüne kokusundan daha gereklidir. Çünkü özün kokusu gider ama tadı kalır. Burada elma gibi hem güzel kokan, hem de tadı güzelolan diğer meyvelerin aksine turunçgillerin buna örnek verilmesinin hikmeti ise şu şekilde açıklanmıştır: Turunçgillerin kabuğu tedavide kullanılır. Bu özelliği sayesinde rahatlatıcıdır. Ayrıca çekirdeğinden yağ elde edilir ki, bunun da bir takım yararları vardır. Anlatıldığına göre içinde turunçgiller bulunan eve cin girmezmiş. Bu yüzden Kur'an'ın bu meyveye benzetilmesi uygun oldu. Zira Kur'an'a şeytanlar yanaşamaz. Bu meyvenin çekirdeğinin kabuğu beyazdır. Dolayısıyla mu'minin kalbine uygun oldu. Ayrıca bu meyvede bir takım özellikler daha vardır. Mesela cisminin büyük olması, görünüşünün güzel, renginin insanın içini açması, yumuşak olması,lezzet alarak yenmesi, güzel koku vermesi, zarının ince olması, mideyi rahatlatması, hazmının kolayolması bunlar arasında sayılabilir. Bir de "Müjredat"ta zikredilen başka yararları da vardır. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar: 1- Kur'an'ı ezbere bilenlerin üstünlüğüne işaret edilmiştir. 2- Bazı konuları daha kolayanlatmak için benzetmeler yapılabilir. 3- Kur'an'ı okumaktan maksat, gereğince amel etmektir
Sahih Buhari
·Kur'an'ın Fazileti
·Hadis 5021
· · ·
Abdullah İbn Dinar'dan, onun İbn Ömer'den rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-kaza' denilen traş şeklini nehyetmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Kaza'" lafzı kaz'a'nın çoğulu olup bir bulut parçası demektir. Saçın bir kısmını traş edip, bir kısmını bırakmak halinde ona "kaza'" adı, dağınık ve parçalı bulutlara benzetilerek verilmiştir. Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmiş olup hadisin siyakl!1da elkaza' tefsirini Nebie merfu' olarak zikredenlerin dayanağına da delil teşkil etmektedir ki, onların lafzı şöyledir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçının bir kısmı traş edilmiş, bir kısmı bırakılmış küçük bir çocuk gördü. Allah Rasulü onlara böyle traş yapmayı nehyederek: "Ya hepsini traş ediniz ya da hepsini bırakınız" buyurdu. Nevevi der ki: Daha sahih olan, el-kaza' denilen traş şeklinin Nafi'in açıkladığı şekilde olduğudur. O da kayıtsız ve şartsız olarak küçük çocuğun saçlarının bir kısmını traş etmektir. Kimileri de şöyle demiştir: el-Kaza', saçın değişik yerlerini traş etmek demektir. Ama sahih olan birincisidir. Çünkü ravinin tefsir ettiği şekil budur. Bu tefsir (açıklama) de zahir anlama aykırı değildir. O halde onunla amel etmek gerekir. Derim ki: Ancak burada bu şekli "çocuk" ile tahsis etmek bir kayıt değildir. Nevevi der ki: Tedavi ve buna benzer bir maksat için olması hali dışında, başın değişik yerlerini traş etmenin mekruh olduğunu, bunun tenzihi bir kerahet olduğunu, bu hususta erkek ile kadın arasında bir fark bulunmadığını ittifakla belirtmişlerdir. Malik küçük kız ve erkek çocuk için böyle bir traşın mekruh oıdUğunu söylemiştir. Bunun nehyediliş illetinin ne olduğu hususunda görüş aynlığı vardır. Hilkati çirkin bir şekilde değiştirmekten dolayı nehyedildiği söylendiği gibi, şeytan ın kılığının böyle olduğu için nehyedildiği de, Yahudilerin kılığının bu şekilde olduğu için nehyedildiği de söylenmiştir
Sahih Buhari
·Libas (Giyim)
·Hadis 5921
· · ·
Zeyd b. Halid el-Cüheni Hanımıyla birlikte olup ancak boşalmayan kimsenin hükmü hakkında ne düşünüyorsun?' diye Osman r.a.'e sormuş. O da: 'Namaz için abdest aldığı gibi abdest alır ve cinsel organını yıkar" diye cevap vermiş ve bunu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğini söylemiştir. Bu konuyu Ali ibn-i Ebi Talib'e, Zübeyr İbn Avvâm'a, Talha İbn Ubeydullah'a ve Übey İbn Ka'b'a sordum, hepsi de aynı şekilde cevap verdi
Sahih Buhari
·Gusül
·Hadis 292
· · ·
Abdullah İbn Dînar babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Abdullah İbn Ömer (r.a.)'in Ebu Talib'e ait şu şiiri sık sık okuduğunu duydum: "Yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur inmesi İstenen böyle cömert bir insan hiç terk edilir mi!? Bu zat, yetimlerin sığınağı, dayanağı ve yardımcısı, dulların koruyucusudur
Sahih Buhari
·Yağmur Duası (İstiska)
·Hadis 1009
· · ·
Zübeyr İbn Avvam r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini söylemiştir: "Sizden birinin boynuna ipini alıp (ormana gitmesi ve orada) bir kucak odun toplaması, sonra da getirip bunu satması, bu sayede Allah'ın onun yüzünü insanlara zillet ile eğmekten koruması, insanlar kendisine bir şey versin yahut vermesin dilencilik etmesinden daha hayırlıdır
Sahih Buhari
·Alışveriş (Büyu')
·Hadis 2075
· · ·
Abdurrahman İbn Nevfel el-Kuraşî'den nakledildiğine göre kendisi, Urve İbn Zübeyr'e (Resulullah'ın yaptığı hac hakkında) soru sormuş bu soruya Urve şöyle cevap vermiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac yaptı. Bana, Hz. Aişe'nin haber verdiğine göre, Hz. Nebi Mekke'ye geldiğinde ilk önce abdest aldı ve tavaf etti. Bu bir umre sayılmamıştır. Daha sonra Ebu Bekir hac yaptı. O da ilk önce Kabe'yi tavaf etti. Bu da bir umre sayılmadı. Daha sonra Ömer de böyle yaptı. Sonra Osman (r.a.) hac yaptı. Onun da ilk yaptığı Kabe'yi tavaf etmekti. Bu da bir umre sayılmadı. Muaviye ve Abdullah İbn Ömer de böyle yapmışlardı. Sonra ben babam Zübeyr İbn Avvam ile birlikte hac yaptım. Onun da ilk yaptığı iş Kabe'yi tavaf etmek oldu. Bu da bir umre sayılmadı. Muhacirlerin ve ensar da böyle yaptığını gördüm. Bu da bir umre sayılmadı. Bu konuda en son gördüğüm kişi İbn Ömer'dir. O da haccını bozup umreye çevirmemiştir. İbn Ömer yanlarında idi. Neden bu konuyu ona sormuyorlar?! Ne o, ne de ondan sonra gelen selefimiz, bir şeye başlayıp da tavaf yapmak üzere adımlarını atınca asla (tamamlamadıkça) ihramdan çıkmamışlardır. Annemi ve teyzemi gördüm. Onlar da tavaf'tan önce hiçbir şey yapmadılar ve (tavafa başladıktan sonra da) asla ihramdan çıkmadılar." [-1642-] Bana annem (Esma binti Ebû Bekir) şöyle haber verdi: "Kendisi, kız kardeşi (Aişe), Zübeyr ve falanca kişiler ihrama girmişler, (Hacerü'l-Esved) rüknüne el sürünce ihramdan çıkmışlardı
Sahih Buhari
·Hac
·Hadis 1642
· · ·
…
Haris İbn-i Zübeyr’den oda Cabir bin Abdullah r.a. den rivayet etti. Cabir r.a. dediki: Müzeyne'den iki adam Resûlullah (Sallallahu AUyhi ve Sellem)'e geldiler de: Yâ Resûlallah! Ne buyurursun? Bugün insanlar ne amel edecek, neye çaba gösterecekler? Haklarında hükmolunmuş ve bitmiş, geçmiş bir kader hakkında mı, yoksa istikballerine ait Nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında hüccet sabit olan bir hususta mı? dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hayır! Bilâkis haklarında hüküm verilmiş ve geçmiş bir şey hususunda (amel edecekler) Allah (Azze ve Celle)'nin kitabında bunun tasdîkİ: Nefse v« bu nefsi kusursuz yaratıp kendisine sapıklığını, takvasını ilham eden Allah'a yemin olsun. [Şems 7-8] âyetidir.» buyurdu, dedi. İzah 2651 de
Sahih Müslim
·Kader
·Hadis 6736
· · ·
Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir, Ömer ve Osman (r.anhum) cenazenin önünde yaya yürürlerdi. Diğer tahric: Tirmizi de rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1482 ve 1483): Bu hadisler, yayaların cenazenin önünde gitmelerinin müstehablığına delalet ederler. İbn-i Ömer, Hasan bin Ali , Ebu Katade, Ebu Hüreyre, İbn-i Zübeyr, Kasım bin Muhammed, Salim, İbn-i Ebi Leyı a, Z ühri, Şafii, Malik ve Ahmed (r.anhum) böyle hükmetmişlerdir. Delilleri bu hadislerdir. Bir de: Cenazeye katılan şefaatçıdır. Şefaatçı kendisine şefaat edeceği kimsenin önünde gider, demişlerdir. Ebu Hanife, arkadaşları, Evzai ve İshak, yayaların, cenazenin arkasında gitmelerinin efdal olduğunu söylemişlerdir. Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir; Cenazenin arkasında yürüyenin, cenazenin önünde yürüyene üstünlüğü, farz namazın nafileye üstünlüğü gibidir.' Bu alimler, bu babta rivayet edilen hadisleri, cenazenin önünde yürümenin caizliğini açıklamak ve halka kolaylık göstermek manasına yorumlamışlardır. Tahavi'nin rivayet ettiğine göre Ali (r.a.) cenazenin arkasında yürüdü. Kendisine Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.)'in cenazenin önünde yürüdükleri söylenmiş, bunun üzerine şöyle cevap vermiştir: Onlar, cenazenin arkasında yürümenin, önünde yürümekten efdal olduğunu bilirler. Bu üstünlük cemaatla kılınan namazın tek başına kılınan namaza üstünlüğü gibidir. Lakin bunlar, halka kolaylık gösterirler
İbn Mace
·Cenazeler
·Hadis 1483
· · ·
Abdullah İbn Dinar'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Abdullah İbn Ömer (r.a.) yolculuk sırasında bineği üzerinde namaz kılardı. Binek ne tarafa yönelirse yönelsin namazını ima ile eda ederdi ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de böyle yaptığını söylerdi
Sahih Buhari
·Namazı Kısaltma (Kasr)
·Hadis 1096
· · ·
Abdullah İbn Dînar babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Abdullah İbn Ömer (r.a.)'in Ebu Talib'e ait şu şiiri sık sık okuduğunu duydum: "Yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur inmesi İstenen böyle cömert bir insan hiç terk edilir mi!? Bu zat, yetimlerin sığınağı, dayanağı ve yardımcısı, dulların koruyucusudur
Sahih Buhari
·Hadis 1008
· · ·
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu, demiştir : «Sen başını secdeden kaldırdığın zaman köpeğin ik'a ettiği gibi ik'a etme. Sağrılarını ayaklarının arasına al ve ayaklarının üst kısmını yere yapıştır.» Not: Zevaid'de: Bunun isnadında bulunan el-A-la'nın Enes (r.a.),den mevdu' hadisler rivayet ettiğini İbn-i Hibban ve el-Hakim söylemişlerdir, Buhari ve başkası: 0, münkerü'l-hadistir, demişlerdir, İbnü'l-Medeni de demiştir ki: 0, hadis uydurdu, denilmiştir. AÇIKLAMA (893, 894, 895, 896): Bu hadis zevaid türündendir. Hadislerde geçen ve konumuzu ilgilendiren bazı kelimeleri açıklayalım: İftiraş: Sol ayağı yere döşeyerek onun üzerinde oturmak ve sağ ayağı dikerek parmak uçlarını kıbleye çevirmektir. Tevekkür: Sağ ayağı dikerek parmak uçlarını kıbleye çevirmek ve sol ayağı yere döşeyerek sağ ayağın altına yerleştirip sağrılar üzerinde oturmaktır. Bu oturuşta sağ ayağın üst kısmı, sol ayağın alt kısmının üzerine gelmiş olur. İbn-i Zübeyr (r.a.), teverrük için ikinci bir ta'rif yapmıştır. Ona göre sağ ayağın üst kısmı yere gelecek şekilde ve üzerinde oturmadan yere yatırmak, sol ayağı sağ uyluğu ile baldırı arasına yerleştirmek ve mak'adı üzerine oturmaktır. Bu oturuşta sağ ayağın parmakları kıbleye çevrilmeyerek, üst kısımları yere gelecek şekilde yatırılır. İk'a: Mak'ad üzerinde oturup dizleri dikerek, altları yere gelecek şekilde ayakları yere koymak ve elleriyle yere dayanmaktır. Bu oturuş, köpek oturuşuna benzer. Aişe (r.a.)'in hadisinde, Nebi (s.a.v.)'in iki secde arasındaki oturuşunun iftiraş şeklinde olduğu bildirilmiştir. Ali (r.a.) ve Enes (r.a.)'in hadislerinden anlaşıldığına göre köpek oturuşuna benziyen ik'a oturuşu yasaklanmıştır. Biz önce namazdaki oturuşlarla ilgili, alimlerin görüşlerini nakledelim, ondan sonra ik'a meselesi üzerinde duralım: 1- Hanefi alimlerine göre namazdaki bütün oturuşlarda iftiraş şekli sünnettir. Kadınlar, ayaklarını sağ taraftan çıkararak sağrIları üzerinde otururlar. Hanefiler'in delili ise Müslim ve müellifin rivayet ettikleri Aişe (r.a.)'in 893 nolu hadisidir. Bir de namazını hatalı kılan a'rabi'nin meşhur hadisidir. O hadiste: "Oturduğun zaman sol ayağının üzerinde otur." buyurulmuştur. 2- Şafiiler'e göre namazda beş oturuş vardır: Birincisi: Secdeler arası oturuş; İkincisi: Her rek'atten sonra ayağa kalkmadan önce yapılan istirahat oturuşu; Üçüncüsü: Üç ve dört rek'atli namazlardaki ilk teşehhüd oturuşu; Dörduncüsü: Arkasında sehv secdesi yapılacak son oturuş; Beşincisi: Arkasında selam verilecek oturuş. Beşinci oturuşta teverrük, diğerlerinde de iftiraş etmek efdaldır. Şafiiler'iıı delili, Buhari. Ebu Davud ve başkalarının rivayet ettikleri Ebu Humeyd-i Saidi (r.a.) ile burada rivayet olunan Aişe (r.anha)'nın hadisidir. EI-Menhel yazarı, Şafiiler'in görüşünü anlatırken ilk teşehhüdde iftiraş ve son teşehhüdde teverrük oturuşunun hikmeti hakkında Şafiiler'in şunu söylediklerini nakleder: Bu oturuşlar, namazı hatırlamaya ve rek'at sayılarını karıştırmamaya daha yakındır. Hem de ilk teşehhüdün hafifletilmesi sünnettir. İftiraş edilerek oturulur ki; Bu oturuş kolayca ayağa kalkmak için daha müsaittir. Son teşehhüdü uzatmak sünnettir. Ondan sonra ayağa kalkmak da yoktur. Teverrük edilerek oturmak daha rahattır. Oturuşların değişik oluşunun şu faydası da vardır: Namaz esnasında cemaat'a yetişen kişi, imam'ı ve cemaatı oturuşta gördüğü zaman ilk ve son oturuştan hangisi olduğunu bilmiş olur. 3- Malikiler'e göre iki teşehhüdde de teverrük etmek müstahabtır. İki secde arasındaki oturuş da böyledir. Bunların deIili de Malik'in el-Muvatta'da Abdullah bin Ömer (r.a.)'in oğlu Abdullah'tan rivayet ettikleri hadistir. Bir de el-Kasim bin Muhammed'in, teşehhüddeki oturuşu Yahya bin Said ve arkadaşlarına anlatırken, teverrük şeklini ta'rif ettiğine dair Malik'in rivayetidir. 4- Hanbeliler'e göre iki teşehhüdlü namazın ilk teşehhüdünde iftiraş, son teşehhüdünde teverrük etmek ve tek teşehhüdlü namazda iftiraş etmek sünnettir. Hanbeli alimlerinden el-Muğni yazarı şöyle der: "Bizim delilimiz, Vail bin Hucr (r.a.)'in şu mealdeki hadisidir: "Nebi (s.a.v.) teşehhüd için oturunca sol ayağını yere döşedi ve sağ ayağını dikti." Bu hadiste, arkasında selam verilen teşehhüd ile selam verilmeyen teşehhüd arasında bir ayırım yapılmamıştır. İkinci delilimiz, Müslim'in Aişe (r.anh)'dan rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: Nebi (s.a.v.): ''Her iki rek'atte bir tahiyye vardır.'' buyururdu. Sol ayağını yere döşerdi, sağ ayağını da dikerdi." Bu iki hadis, her teşehhüdde iftiraş etmekle hükmederler. Son teşehhüd oturuşu, Ebu Humeyd (r.a.)'in hadisiyle bundan müstesnadır. Çünkü ikinci teşehhüdde Nebi (s.a.v.)'in teverrük ettiği bu hadisle sabittir. Şu da vardır ki: İkinci teşehhüdde teverrük etmenin sebebi, iki teşehhüdün birbirinden farklı kılınmasıdır. İçinde tek teşehhüd bulunan namazda teşehhüdlerin karışması endişesi olmadığına göre, farklı oturuş da söz konusu değildir. Beyan edilen görüşler, En efdal oturuşun tesbitiyle ilgilidir İk'a oturuşu hariç, nasıl oturulursa oturulsun namaz sahihtir. İk'a mes'elesine gelince: Bu babta geçen hadislerde köpeğin oturuşuna benzetilen ik'a oturuşu yasaklanmıştır. Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayet ettikleri bir hadiste Tavus (r.a.) demiştir ki: ''Biz, İbn-i Abbas (r.a.)'e ayaklar üzerinde ik'a (çömelmek) hakkında söz ettik. İbn-i Abbas (r.a.): 0, sünnettir, dedi. Biz Ona: Ama biz onu adama cefa görüyoruz, dedik. Bunun üzerine İbn-i Abbas (r.a.): ''Bilakis o, senin Nebinin sünnetidir,'' dedi." Bu hadis, iki secde arasında ökçeler üzerinde çömelmenin sünnet olduğuna delalet eder. Şu halde ik'a oturuşu iki türlüdür. Birinci çeşit ik'a, yukarıda anlatıldığı gibi köpek oturuşuna benzeyen ik'a'dır. Bu oturuş yasaktır. İkinci nev'i ik'a: Secdeler arasındaki oturuş da her iki ayağı dikerek, parmaklarını Kıbleye çevirmek ve topuklar üzerinde oturmaktır İbn-i Abbas (r.a.)'in: 'Nebi'imizin sünnetidir.' sözüyle kasdettiği İk'a budur. Beyhaki ve Kadi iyad, İbn-i Abbas (r.a.)'in hadisindeki ik'ayı böyle yorumlamışlardır. Kadi iyad'ın dediğine göre sahabilerden ve seleften bir cemaatın secdeler arasında bu şekilde oturduğu rivayet olunmuştur. EI-Menhel yazarı 'Secdeler arasında ik'a babı'nda özetle şöyle der: "Malik, Nehai, Hanefiler ve Hanbeliler: İk'a hangi şekilde ta'rif edilirse edilsin mekruhtur, demişlerdir. Bunların delilleri, Tirmizi ve İbn-i Mace'nin Ali (r.a.)'den rivayet ettikleri (894 ve 395 nolu) hadisler ile İbn-i Mace'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettiği (896 nolu) hadistir. Bunlara göre bu hadislerdeki nehiy kerahet içindir. Çünkü diğer taraftan ik'a nın meşruluğuna delalet eden İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi vardır. Eğer İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi olmasaydı: Bu hadislerdeki nehiy, kerahet için değil haramlık içindir, diyeceklerdi. Bu babtaki hadisler ile İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi arasında görülen zahiri çelişkinin def edilmesi hususunda ihtilaf edilmiştir: Hattab i ve Maverdi: İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi, bu babtaki hadislerle mensuhtur. İbn-i Abbas (r.a.)'ın mensuhluğu duymadığı umulur, demişlerdir. Beyhaki, Kadi İyad, İbn-i Salih, Nevevi ve bir cemaat hadisleri uzlaştırmak için şöyle demişlerdir: Bu babtaki hadislerle yasaklanan ik'a, köpek oturuşuna benzeyen oturuştur. Yani mak'adı, elleri ve ayakların altını yere koyup dizleri dikmektir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın sünnet olduğunu söylediği ik'a ise. ayakları dikerek, onlar üzerinde çömelmek ve dizleri yere koymaktır. En-NeyI yazarı: Anlatıldığı gibi, hadisleri uzlaştırmak gerekir. Zaten hadisler, bu uzlaştırmaya ışık tutar. Çünkü nehiy hadislerinde köpek oturuşuna benzetmek kaydı mevcuttur. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinde ise, ayaklar üzerinde ve parmak uçları üzerinde oturmak kaydı mevcuttur. Bu durumda mensuhluğa hükmetmek, bu kayıtlardan bir nevi gafIettir. Diğer taraftan hadis hahzları: Nehiy hadisleri ile İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinin tarihleri meçhuldür, demişlerdir. Tarihler bilinmeyince mensuhluk yoluna gidilemez. Bir de şu var ki: Hadisleri uzlaştırmak mümkün iken mensuhluk yoluna gitmek yasaktır, demiştir. Yukarıda verilen ma'lumattan şu netice çıkıyor ki : İki secde arasında topuklar üzerinde çömelmek de iftiraş gibi meşrudur. Nevevi, el-Mühezzeb şerhinde şöyle demiştir: 'İbn-i Abbas (r.a.l ve İbn-i Ömer (r.a.)'in rivayet ettikleri ik'a oturuşu, Beyhaki'nin yorumladığı şekilde, yani topuklar üzerinde çömelmek oturuşu, Nebi (s.a.v.) tarafından yapılmıştır. Diğer taraftan Nebi (s.a.v.)'in iftiraş ettiği Ebu Humeyd (r.a.)'in ve ona muvafakat edenlerin rivayetleriyle sabittir. Şu halde ikisi de sünnettir. Ancak. Ebu Humeyd (r.a.)'in rivayet ettiği iftiraş sünneti daha meşhur ve ekseriyetle yapılanıdır. Çünkü bunu Ebu Humeyd (r.a.)'e rivayet ederken o sahabi onu doğrulamıştır. Vail bin Hucr (r.a.) ve başkası da rivayet etmiştir. Bu rivayetler Nebi (s.a.v.)'in iki secde arasında iftiraş oturuşuna devam ettiğine ve bu oturuşun sahabilerce meşhur olduğuna delalet eder. Bu sebeple iftiraş oturuşu tercihe şayan olup daha efdaldır. Bununla beraber topuklar üzerinde çömelmek de sünnettir. Nevevi'nin bahsettiği İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisi, Beyhaki'nin ondan rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: «İbn-i Ömer (r.a.) başını birinci secdeden kaldırdığı zaman ayak parmak uçlarının üzerinde otururdu ve: Bu oturuş sünnettendir.» derdi
İbn Mace
·Namaz ve Sünneti
·Hadis 896