TR EN AR
← Tüm İsimler

Hz. Muaz

Ashab-ı Kiram — kg_varlik (run_id=3)

88 pasaj · sahabe
Bu isimler geçer

Muaz · Muâz · Hz. Muaz · Müâz

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile ibni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti, (Dediki): Bize Şu'be, Ebû ishâk'dan rivayet etti. (Demişki): Berâ' b. Âzib'i şunları söylerken işittim : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye halkı ile anlaşma yaptığı vakit Alî, aralarında bir nâme yazdı. Ve «Resûlullah Muhammed» diye kaydetti... Bundan sonra râvi Muâz hadîsi gibi nakletmiş; ancak o bu hadîste: «Üzerine yazışma yaptığı sulhnâme budur!» ifâdesini anmamıştır

Sahih Müslim ·Cihad ve Seferler ·Hadis 4630

· · ·



Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Dedi ki: Bana da Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârun rivayet etti. Bunların ikisi de Şu'be'den bu isnâdla rivayet etmişlerdir. Muâz'ın rivayetinde: «Beyaz elbisenin kirden paklandığı;» Yezidin rivayetinde ise: «kirden paklandığı gibi» İzah’ı 478 de

Sahih Müslim ·The Book of Prayers ·Hadis 1070

· · ·

Usame b. Zeyd'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müslüman kafire, kafir de Müslümana mirasçı olamaz" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari hadisin ifadesini başlık olarak kullanmış ve sonra da "Kafir miras taksim olunmadan önce İslama girerse onun için miras yoktur" demiştir. İmam Buhari bu ifadesiyle hadisin genelliğinin bu hükmü içerdiğine işaret etmiştir. Mirasın intikal etmemesini mirasın taksimiyle kayıtlayan, bunun delilini getirmek zorundadır. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginlerinin delili ise şudur: Mirasın cereyan etmesi için ölümün meydana gelmiş olması gerekir. Kişinin ölüm sebebiyle mülkü kendisinden varislerine intikal ettiğine göre o mal ölünün taksimini beklemiyar demektir. Çünkü ölüden intikal eden mal, taksim edilmemiş bile olsa hak edilmiştir. İbnü'l-Müneyyir'e göre bir Müslüman ölse ve geriye -mesela- biri Müslüman, diğeri kafir iki oğlu kalsa ve malın taksim edilmesinden önce kafir olan çocuk da Müslüman olsa bu konuya örnek teşkil ederler. İbnü'l-Münzir şöyle der: Çoğunluk fıkıh bilginleri, burada yer verilen Usame hadisinin genelliğinin gösterdiği üzere o çocuğun da mirastan payalacağı kanaatine varmışlardır. Ancak Muaz'ın şöyle dediği nakledilmiştir: Müslüman, kafire mirasçı olurken, kafir Müslümana olamaz. Muaz bu görüşüne delil olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "İslam artar, eksilmez" hadisini delil olarak göstermiştir. Bu hadisi Ebu Davud ve Hakim rivayet etmişler, Hakim sahih olduğunu belirtmiştir. (Ebu Davud, Feraiz; Hakim,el-Müstedrek, LV, 383) "Müslüman kafire, kafir Müslümana mirasçı olamaz." Bu hadisi Nesal, Huşeym vasıtasıyla Zührl'den "İki ayrı din'den olanlar birbirine mirasçı atamazlar" şeklinde rivayet etmiştir. (Nesai, es-Sünenu'l-Kübra, IV, 82) Bir dine mensup kafir, bir başka dine mensup olan kafire mirasçı olamaz diyen bilginler, bu hadisi delil olarak göstermişlerdir. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri ise "İki ayrı dinden" ifadesini İslam ve küfür şeklinde yorumlamışlardır. Bu takdirde hadis başlıkta nakledilen hadisin lafzıyla aynı olmuş olur. Bu, rivayeti genelliğinin zahirine yorumlamaktan daha evladır. Hadis genelliğine göre yorumlandığı takdirde mesela bir Yahudi, bir Hıristiyana mirasçı olamaz. ŞaH mezhebinde en sahih olan görüşe göre bir kafir, bir başka kafire mirasçı olur. Hanefılerin ve çoğunluğu oluşturan bilginlerin görüşü de bu doğrultudadır. Bunun karşıtı ise İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel'in görüşüdür. Ahmed b. Hanbel'den gelen bir rivayete göre bir zimmı ile harbi arasında fark vardır. Şam mezhebinde de hüküm böyledir. İmam Ebu Hanife'den gelen bir rivayete göre bir harbi, zimmiye mirasçı olamaz. Bunların ikisi de harbi oldukları takdirde aynı ülkeye mensup olmaları şarttır. Şafiilere göre ise bunların aynı ülkeye mensup olup olmamaları arasında hiçbir fark yoktur. Şafiilere ait bir başka görüş ise Hanefiler gibidir. Sevri, Rebi'a ve bir grup bilgine göre kafirler üç çeşittir. Bunlar Yahudiler, Hıristiyanlar ve başkalarıdır. Bu üç grupta bir dinin mensubu diğer iki din mensubuna mirasçı olamaz

Sahih Buhari ·Feraiz (Miras Hukuku) ·Hadis 6764

· · ·

Bana Ebu Gassân El-Mismaî de rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz ki İbni Hişâm'dir rivayet etti. (Dediki) : Bana babam, Matar'dan, o da Ebu'l - Âliye El-Berra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah b. Sâmit'e: «Biz cum'a günü namazı bir takım emirlerin arkasında kılıyoruz. Onlar da namazı te'hîr ediyorlar.» dedim. Abdullah uyluğuma öyle bir vurdu ki canımı yaktı ve: Ben bu mes'eleyi Ebu Zerr'e sordum, o da benim uyluğuma vurarak: Ben bu mes'eleyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e sordum da : «Namazı vaktinde kılın! Cemaatla beraber kılacağınız namazı da nafile yapın!» buyurdular; dedi. Abdullah da: «Bana anlatıldığına göre Nebiyyullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Zerr'in uyluğuna vurmuş.» demiş

Sahih Müslim ·Mescitler ve Namaz Yerleri ·Hadis 1471

· · ·



Müsennâ da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muâz (Bu zât İbni Hişam'dır) rivayet etti. (Dediki): Bana babam Katâde'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ama Ebû Osman'ın sözünü anmadı

Sahih Müslim ·Libas ve Süslenme ·Hadis 5416

· · ·

Muaz (r.a.)'dan; demiştir ki. 'Ben Ufeyr denilen bir merkebin üzerinde, Rasûlullah (s.a.v.)'in terkisinde idim

Ebu Davud ·Cihad ·Hadis 2559

· · ·



(Dediler ki): Bize Mahammed b. Ca'fer rivayet etti, (Dediki): Bize Şu'be, Hunaeya b. Hilal'den rivayet etti. Demişki: Ben, Mutarrîfi: Bana, İmranü'bnü Husayn anialtı...» derken işittim. Râvi, bu badîsi Muâz hadîsi tarzında rivayet etmiştir

Sahih Müslim ·Hac ·Hadis 2975

· · ·

Bize Muhammed b. Minhal ed-Darir de tahdis etti. (3/20a) Bize Yezid b. Zurey' tahdis etti. Bize Said b. Ebi Arube ve ed-Destevai'nin arkadaşı Hişam, Katade'den tahdis etti. O Enes b. Malik'ten şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu (H): Bana Ebu Gassan el-Mismai ve Muhammed b. el-Müsenna da tahdis edip dediler ki: Bize Muaz -ki o İbn Hişam'dır- tahdis edip dedi ki: Bana babam Katade'den tahdis etti. Bize Enes b. Malik'in tahdis ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "La ilahe illallah deyip de kalbinde hayır adına arpa ağırlığı kadar bir şey bulunan cehennem ateşinden çıkarılacaktır. Sonra la ilahe Wallah deyip de kalbinde buğday tanesi ağırlığınca hayır adına bir şey bulunan kimseler cehennem ateşinden çıkarılacaktır. Sonra la ilahe illallah deyip de kalbinde zerre ağırlığınca hayır adına bir şey bulunanlar çıkartılacaktır. " İbn Minhal rivayetinde şunu da eklemektedir: Yezid dedi ki: Şu'be ile karşılaştım, ona bu hadisi naklettim. Şu'be dedi ki: Bize bunu Katade, Enes b. Malik'ten tahdis etti. O Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den deyip hadisi nakletti. Ancak Şu'be "zerre" yerine "zura (beyaz dan)" kelimesini kullanmıştır. Yezid dedi ki: Bu lafızda Ebu Bistam tashif yapmıştır. Diğer tahric: Buhari, 44, 7410 -uzun olarak-; Tirmizi, 2593; İbn Mace, 4312; Tuhfetu'l-Eşraf, 1356, 1194,1272 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: SENED: Bu rivayetin senedindeki Sa'id b. Ebi Arube hakkında söz edilmiştir. Çünkü bu zatın âhir Ömründe hafızası bozulmuş bunaklık eseriyle hadisleri karıştırmaya başlamıştır. Böylelerin o hal geldikten sonra rivayet ettikleri hadislerle ihticac olunmazsa da Buhâri ve Müslim'deki hadisleri hadisi karıştırmazdan Önceki yani hafızalarının sağlam bulunduğu zamana hamledilir. Hişâm Said-i Desteva'îye Hişam-ı Desteva'î de derler. Desteva bir yerin ismidir. Bu zat o yerden getirilen elbiseleri sattığı için kendisine Hişâm-ı Desteva; yine o yerden getirilen buğdayı sattığı için Hişâm sahib-i Destevâi denilmiştir. «El-Metâli'» sahibi; «Mu'azb. Hişâm Sahib'd-Destevaî » ifadesindeki sahib-i Desteva'îyi Mu'az'ın sıfatı zannetmişse de bu yanlıştır. Sahib-i Desteva'i Mu'az değil babası Hişâm'dır. MANASI: Hadisteki zerreden murad küçük karıncadır. Züre rivayeti tashiftir. Onun için de Yezid: < Ebu Bistâm bu kelimede tashif yapmış» demiştir. Ebu Bistâm'dan murad Şu'be dîr. Bazıları bu kelimeyi (durra) şeklinde rivayet etmişlerdir ki bu da tasnif'in tashifi'dir

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 478

· · ·

Bize Umeyye b. Bistam el-Ayşi de tahdis etti. Bize Yezid b. Zurey" tahdis etti. Bize Ravh -ki b. el-Kasım'dır-, İsmail b. Umeyye'den tahdis etti. O Yahya b. Abdullah b. Sayfi'den, o Ebu Mabed'den, o İbn Abbas'tan rivayet ettiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı Yemen'e gönderdiği zaman ona şöyle dedi: "Sen kitap ehli bir kavmin yanına gidiyorsun. Onları kendisine davet edeceğin ilk şey, aziz ve celil Allah'a ibadet etmek olsun. Allah'ı tanıyacak olurlarsa, kendilerine Allah'ın üzerlerine bir gün ve bir gecelerinde beş vakit namazı farz kılmış olduğunu haber ver. Bunu yapacak olurlarsa, kendilerine Allah'ın üzerlerine mallarından alınıp, fakirlerine geri verilecek bir zekatı farz kılmış olduğunu haber ver. Şayet onlar buna itaat ederlerse, sen de onlardan (zekdtı) al ve mallarının en değerlilerini almaktan uzak dur. " 121 numaralı hadisin Tahric bilgilerinin aynı. A.DAVUDOĞLU

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 123

· · ·

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Şu'be'den, o da Saîd b. Ebî Bürde'den, o da babasından, o da dedesinden naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini Muâz'Ia birlikte Yemen'e göndermiş; ve : «Kolaylaştırın! Güçleştirmeyin! Sevindirin! Nefret ettirmeyin! Uyuşun! ihtilâf etmeyin!» buyurmuşlar

Sahih Müslim ·Cihad ve Seferler ·Hadis 4526

· · ·

Bize İshâk b. İbrahim İle Muhammed b. Ahmed b. Ebî Hanef de rivayet ettiler. Lâfız îbn-î Ebî Hanefindir. (Dedilerki): Bize Zekeriyya b. Adiyy rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah Bu zât İbn-i Amr'ındır. Zeyd b. Ebî Üleyse'den, o da Saîd b. Ebî Bürde'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Bürde babasından rivayet etti. Babası şöyle demiş: ResûluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni Muaz'la birlikte Yemen'e gönderdi de : «İnsanları davet edin ama tebşir edin, nefret ettirmeyin! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin!» buyurdular. Ben : Yâ Resûlallah! Bize iki içki hakkında fetva ver. Biz bunları Yemen'de yapıyorduk. Biri bit'dir. Bu baldandır. Şiddetlenînceye kadar nebiz yapılır. Diğeri biradır. Bu darıdan ve arpadandır. Şiddetleninceye kadar nebîz yapılır, dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Cevâmiu'I-Kelim mühürleriyle verilmişti. «Ben namazdan sarhoş eden her müskiri yasak ediyorum:: buyurdular. İzah 2003 te

Sahih Müslim ·İçecekler ·Hadis 5216

· · ·

İbn Abbas r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'ı Yemen'e gönderdi ve ona "Mazlumun (haksızlığa uğrayanın) bedduasından sakın. Çünkü onun duası ile Allah arasında perde yoktur" buyurdu. Not: Zekat bölümünün sonunda bu konu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. O AÇIKLAMA İÇİN BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ

Sahih Buhari ·Zulüm ve Haksızlıklar ·Hadis 2448

· · ·



Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid-i Ahmer, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. H. Bana Ebu Gassân El-Mismaî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz ki İbni Hişâm'dır. rivayet etti. (Dediki): Bana, babam rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla, bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

Sahih Müslim ·Mescitler ve Namaz Yerleri ·Hadis 1530

· · ·

İbn Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) Muâz'ı Yemen'e gönderirken ona şöyle buyurdu: "Şüphesiz sen, ehl-i kitap olan bir kavme gidiyorsun. Onları Allah'tan başka ilâh olmadığına ve benim de Allah'ın Resulü olduğuma şehâdet etmeye davet et. Eğer onlar bunda sana itaat ederlerse, Allah'ın onlara her gün ve gecede beş vakit namaz farz kıldığını kendilerine bildir. Eğer onlar bunda da sana itaat ederlerse, Allah'ın onlara mallarında zenginlerinden alınıp da fakirlerine verilen zekâtı farz kıldığını kendilerine bildir. Şayet onlar bunda da sana itaat ederlerse, mallarının iyilerini almaktan sakın. Mazlumun bedduasından da korun. Çünkü onunla Allah arasında hiçbir perde yoktur

Ebu Davud ·Zekat ·Hadis 1584

· · ·

İbn Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muaz'ı Yemen'e (vali olarak) göndermiştir

Sahih Buhari ·Tevhid ·Hadis 7371

· · ·

Ebu Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müslümanlardan her kimin üç çocuğu ergenlik çağına ulaşmadan ölürse o kimse Cehenneme girmez ancak Allah’ın yemini yerini bulacak kadar ateş ona dokunmuş olur. Diğer tahric: Buhârî, Cenaiz; Müslim, Birr ve Sıla Tirmîzî: Bu konuda Ömer, Muâz, Ka’b b. Mâlik, Utbe b. Abd, Ümmü Süleym, Câbir, Enes, Ebû Zerr, İbn Mes’ûd, Ebû Sa’lebe el Eşcaî, İbn Abbâs, Ukbe b. Âmir, Ebû Saîd, Kurre b. İyas el Müzenî’den de hadis rivâyet edilmiştir. Ebû Sa’lebe’nin Rasûlullah (s.a.v.)’den tek bir hadisi vardır. O’da bu konudaki hadistir. Ebû Sa’lebe El Huşenî denilen kimse değildir. Tirmîzî: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir

Tirmizi ·Cenazeler ·Hadis 1060

· · ·

İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) Muâz’ı Yemen’e vali olarak gönderdiğinde ona şöyle buyurdu: “Sen ehli kitap denilen bir topluma gidiyorsun onları Allah’tan başka bir ilah olmadığına benim de onun elçisi olduğuma şehâdet etmeye davet et. Buna uyarlarsa Allah’ın bir gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı emrettiğini bildir. Bunu da kabul ederlerse onlara zenginlerden alınıp fakirlere verilecek olan zekatın da farz kılındığını bildir. Bunu da kabul ederlerse mallarının en iyilerini almaya kalkma! Mazlum kimselerin bedduasından sakın çünkü Allah ile mazlum kimselerin arasında perde yoktur.” Diğer tahric: Buhârî, Zekat; Müslim, Zekat Bu konuda Sunabihî’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. İbn Abbâs’ın azatlı kölesi Ebû Mabed’in ismi Nafiz’dir

Tirmizi ·Zekat ·Hadis 625

· · ·

Muâz (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Sebzeler yani baklagillerin zekatı hakkında mektupla soru sormuştu da Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardı: “Sebzeler için zekat gerekmez.” Tirmîzî rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Bu konuda Rasûlullah (s.a.v.)’den sahih bir hadis rivâyet edilmemiştir. Bu hadis ise Musa b. Talha vasıtasıyla Peygamber (s.a.v.)’den mürsel olarak rivâyet edilmiştir. İlim adamları bu hadisle amel ederek sebzelerde zekat olmadığı görüşündedirler. Tirmîzî: Hasan, Umâra’nın oğludur. Hadisçiler yanında zayıf kabul edilir. Şu’be ve başkaları onu zayıf saymışlar İbn’ül Mübarek ise onun hadisini kabul etmeyip terk etmiştir

Tirmizi ·Zekat ·Hadis 638

· · ·

Said b. Ebi Burde, o babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi Ebu Musa ile Muaz'ı Yemen'e göndererek: Kolaylaştırın, zorlaştırm ay ın , müjdeleyin, nefret ettirmeyin ve birbiriniz ile uyumlu olun, diye buyurdu. Ebu Musa: Ey Allah'ın nebisi! Bizim topraklarımlZda arpadan yapılan ve el-mizr diye bilinen bir içki ile baldan yapılan ve el-bit' diye adlandırılan bir içki vardır, dedi. Allah Resulü: Sarhoşluk veren her bir şey haramdır diye buyurdu. Sonra her ikisi de yola koyuldu. Muaz, Ebu Musa'ya: Kur'fm'ı nasılokursun diye sordu. (Ebu Musa): Ayakta iken, otururken, bineğimin üzerinde iken (hep okurum) ve onu zaman zaman okurum, dedi. (Muaz) dedi ki: Ben ise önce uyurum, sonra kalkarım. Ayakta duruşumun ecrini ümit ettiğim gibi uyumamın da ecrini ümit ederim. Büyükçe bir çadır kurdu. Birbirlerini ziyaret etmeye başladılar. Muaz, bin defa Ebu Musa'yı ziyaret ettiğinde zincirlere bağlı bir adam görünce: Bu da ne, diye sordu. Ebu Musa: Müslüman olduktan sonra irtidad eden bir yahudidir dedi. Muaz: Andolsun onun boynunu vuracağım, dedi

Sahih Buhari ·Hadis 4344

· · ·

Cabir bin Abdullah el-Ensârî (r.a.) anlatıyor: "Bir gece yanında tarım ve sulamada kullandığı iki devesiyle bir adam gelmişti. O sırada Muaz'ın namaz kıldırmakta olduğunu gördü. Develerini bırakıp Muâz'a uydu. Muaz o gece namazda Bakara veya Nisa sûresini okuyordu. Bunun üzerine adam namazdan çıktı. Bu adamcağız daha sonra, namazı bıraktığı için Muâz'ın kendisi hakkında ileri geri konuştuğunu duydu. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip Muâz'ı şikayet etti. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muâz'a üç defa ‘Sen fettan veya- fatin (insanları (namazdan) soğutan) biri misin ey Muâz' deyip ekledi; Alâ, Şems ve Leyi sûrelerini okuyarak namaz kıldırsan olmaz mıydı!? Arkanda yaşlı, zayıf ve İş -güç (ihtiyaç) sahibi insanlar namaz kılıyor..." Rivayette geçen gece kelimesi kılınan namazın yatsı namazı olduğunu gös­terir

Sahih Buhari ·Ezan ·Hadis 705

· · ·

Muhammed b. Beşşâr (r.a.), Muhammed b. Cafer, Abdurrahman b. mehdî vasıtasıyla, Şu’be’den, Ebû Avn’dan, Hâris b. Amr’dan, Şu’be oğlu Muğîre kardeşinin oğlundan ve Hımıs halkından bir kimseden ve Muâz’dan bu (1327.) hadisin bir benzerini bize naklettiler. Tirmizî: Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Bana göre bu hadisin senedi muttasıl değildir. Ebû Avn es Sekafî’nin ismi Muhammed b. Ubeydullah’tır

Tirmizi ·Peygamberden Hükümler ·Hadis 1328

· · ·

Âişe (ranha)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.), temizlenmesinde, taranışında, ayakkabısm(ı) giyme de (yani) bütün işlerinde elinden geldiği kadar sağdan başlamayı severdi." Müslim (bu hadisi); "misvak kullanırken de(sağdan başlamayı severdi)" diye rivayet etti. "Bütün işlerinde" (kelimesini) rivayet etmedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis-i Şu'be'den Muaz da rivayet etti. (Fakat) "misvaklanmasmda da (sağdan başlamayı severdi" sözünü) rivayet etmedi. Bu hadis; İbn Mace, tahare; Ahmed b. Hanbel VI

Ebu Davud ·Libas (Giyim) ·Hadis 4140

· · ·

Mesruk'tan şöyle dediği nakledilmiştir: "Abdullah İbn Amr, Abdullah İbn Mes'ud'dan bahsetti. Sonra şöyle dedi: Hala onu seviyorum. Çünkü Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle derken işittim: Kur'an'ı şu dört kişiden öğrenin: Abdullah İbn Mes'ud, Salim, Muaz ve Ubey İbn Ka'b

Sahih Buhari ·Kur'an'ın Fazileti ·Hadis 4999

· · ·

Cabir b. Abdillah (r.a.) şöyle demiştir: "Muaz (r.a.) na­mazı Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile kılar, sonra da döner kavmine imam olurdu." Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim, salat; Ebu Davud, salat; Tirmizî, cum'a; Nesai, imame; Ahmed b. Hanbel, I, 450; III

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 600

· · ·

Usame' den şöyle rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydım. Kızlarından biri ona bir elçi göndererek oğlunun can çekiştiğini haber verdi. O esnada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Sa'd, Ubey b. Ka'b ve Muaz vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızına şöyle haber gönderdi: "Alan da veren de Allah'tır. Herkesin bir eceli vardır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin

Sahih Buhari ·Kader ·Hadis 6602

· · ·

İbn Abbas şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muaz'ı Yemen taraflarına vali olarak gönderince "(Ey Muazf) Şimdi sen ehl-i kitap olan bir kavim üzerine (vali) gidiyorsun. (Oraya vardığında) ilk vazifen Yemenlileri Yüce Allah'ı birleyip, tevhid etmeye çağırmak olsun. Bunu öğrendiklerinde Allah'ın kendilerine gece ve gündüz beş vakit namaz farz kılmış olduğunu haber ver. Namaz kılmaya başladıklarında Allah'ın kendilerine mallarının zekatını farz kılmış olduğunu ve (bu zekatların) zenginlerinden alınıp, fakirlere verileceğini haber ver. (Yemenliler) bunu da ikrar ve kabul edince, onlardan (zekat) al fakat insanların mallarının en iyilerini almaktan sakın

Sahih Buhari ·Tevhid ·Hadis 7372

· · ·

Abdullah b. Amr'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Büyük günahlar Allah'a ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek -veya - yalan yere yemin etmektir (yeminü'l-ğamus)" demiştir. Ravi Şu'be hadisi böyle şüpheli rivayet etmiştir. Muaz'ın Şu'be'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Büyük günahlar, Allah'a ortak koşmak, yalan yere yemin etmek (ğamus yemini), anababaya karşı gelmek -yahut adam öldürmektir-" buyurmuştur

Sahih Buhari ·Diyet ·Hadis 6870

· · ·

Muâz (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), Muâz’ı, Yemen’e kadı (hâkim) olarak gönderdiğinde ona nasıl hüküm vereceksin? Buyurdu. Muâz: Allah’ın kitabındakine göre hüküm veririm, Rasûlullah (s.a.v.): “Allah’ın kitabında bulamaz isen; Muâz Rasûlullah (s.a.v.)’in sünnetine göre

dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Eğer Allah Rasûlünün sünnetinde de yoksa buyurdu.” Muâz: Kendi görüşümle ictihat ederek bir hüküm bulur ve ona göre hüküm veririm dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Allah, Rasûlünün elçisini, Allah, Rasûlünün arzusuna uygun hareket etmeye muvaffak kılan Allah’a hamdolsun” buyurdular. Diğer tahric: Ebû Dâvûd: Akdıyye Ali r.a.’in Re’ye dair sözleri Ebu Davud rivayeti için buraya tıklayın Bu haidis’in Ebu Davud rivayeti ve izahat için buraya tıklayın BU HADİS’E TERS DÜŞEN İBN-İ MACE RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Tirmizi ·Peygamberden Hükümler ·Hadis 1327

· · ·

Esmâ b. Hakem el Fezarî (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ali (r.a.)’den şöyle dediğini işittim: “Ben Rasûlullah (s.a.v.)’den bir hadis işittiğimde Allah o hadisten beni dilediği şekilde faydalandırırdı. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından bir kişi bana hadis aktarınca ona yemin verdirirdim. Şayet yemin ederse o hadisi kabul ederdim. Bir seferinde Ebû Bekir bana bir hadis aktardı Ebû Bekir doğru insandı, şöyle demişti. Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyurmuştur. Bir kimse bir günah işler sonra kalkar abdest alır namaz kılar sonra Allah’tan bağışlanmasını isterse Allah onu mutlaka affeder sonra Rasûlullah (s.a.v.), Âl-i İmrân 135. ayetini sonuna kadar okudu şöyle ki: “

Ve onlar utanç verici bir iş yaptıklarında veya varlık sebeplerine aykırı bir davranışta bulunduklarında Allah’ı hatırlar ve günahlarının affı için yalvarırlar. Zaten Allah’tan başka kim günahları affedebilir. Onlar işledikleri günah ve hatalı işlerde de bilerek ısrar etmezler.” Diğer tahric: İbn Mâce, İkame Tirmîzî: Bu konuda İbn Mes’ûd, Ebû’d Derdâ, Enes, Ebû Ümâme, Muâz, Vâsile, Ka’b b. Amr ismi verilen Ebûl Yeser’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ali hadisi hasen sahihtir. Bu hadisi bu şekliyle sadece Osman b. Muğîre’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Şu’be ve diğerleri bu hadisi Ebû Avâne yoluyla benzer şekilde rivâyet etmişlerdir. Sûfyân es Sevrî ve Mıs’ar da bu hadisi mevkuf olarak rivâyet etmişlerdir. Yine Mıs’ar’dan merfu olarak bir rivâyet şekli de vardır. Esmâ b. Hakem’in bu hadisten başka merfu olarak rivâyet ettiği bir hadis bilmiyoruz

Tirmizi ·Namaz (Salat) ·Hadis 406

· · ·

Ebu Saıd İbnu'l-Mualla'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Namaz kılıyordum. O sırada allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi ve beni çağırdı. Ama ben, namazımı bitirinceye kadar onun yanına gitmedim. Namazımı bitirdikten sonra onun yanına gittim. Bana; - Neden gelmedin? Yoksa Allah Teala'nın "Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resulüne uyun," ayetini işitmedin mi? diye sordu. Ardından da; - And olsun ki; mescidden çıkmadan önce Kur'an'daki en büyük sureyi sana öğreteceğim, buyurdu. Sonra, allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidden çıkmak için harekete geçti. O zaman kendisine, bana vaad ettiği şeyi hatırlattım. Muaz şöyle demiştir: Şu'be bize, Hubeyb İbn Abdirrahman'ın Hafs'tan, onun da Hz. Nebi'in sahabilerinden biri olan Ebu Saıd'den şöyle işittiğini tahdis etti: O sure Hamdu lillahi Rabbi'l-alemın, yani tekrarlanan yedidir. NOT: Bu hadisin açıklaması, Fatiha suresinin tefsirinde geçmişti

Sahih Buhari ·Tefsir ·Hadis 4647