TR EN AR
← Tüm İsimler

Hz. Hasan

Ashab-ı Kiram — kg_varlik (run_id=3)

116 pasaj · sahabe
Bu isimler geçer

Hasan · Hz. Hasan

Ümmü Seleme (r.anha)’nın bize bildirdiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), Fatıma’nın elbisesini baldırdan aşağı sarkan kısmını bir karış olarak ayarlamıştı. Diğer tahric: Nesâî, Ziyne Tirmizî: Bazı kimseler bu hadisi Hammad b. Seleme’den, Ali b. Zeyd’den, Hasan’dan, babasından, Ümmü Seleme’den rivâyet etmişlerdir. Bu hadiste kadınların elbiselerini sürükleyebileceklerine izin verilmiştir. Çünkü böylece daha iyi örtünmüş olurlar

Tirmizi ·Libas (Giyim) ·Hadis 1732

· · ·

Ebu Hureyre ed-Devsî r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gündüz vakti çıktı. Ne o benimle konuştu, ne de ben onunla konuştum. Nihayet Kaynuka çarşısına geldi. Fatima'nın evinin avlusunda oturup: "Küçük orada mı? Küçük orada mı?" diye sordu. Fatima, Hasan'ı bir süre geciktirdi. Ben Fatima'nın Hasan'a bir kolye takacağını yahut yıkayacağını sanıyordum. Hasan koşarak geldi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kucaklayıp öptü ve: "Allah'ım onu ve onu sevenleri sev!" buyurdu. Tekrar:

Sahih Buhari ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 2122

· · ·

Cafer b. Muhammed babasından naklediyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Fatima, Hasanla Hüseyin'in, Zeynep ve Ümmü Gülsüm'ün saçlarını tartarak onların ağırlığınca gümüş tasadduk etti

Muvatta-i Malik ·Akika ·Hadis 1068

· · ·

Cündüp (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sihirbazın cezası kılıçla öldürülmektir.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadisi merfu olarak sadece bu şekliyle bilmekteyiz İsmail b. Müslim el Mekkî’nin hadis konusunda zayıf olduğu söylenmiştir. İsmail b. Müslim el Abdî el Basrî’ye gelince Vekî’ “O güvenilir kişidir, Hasan’dan hadis rivâyet etmiştir. Sahih olan rivâyet Cündüp’den mevkuf olarak rivâyettir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ve başkalarından bazı ilim adamlarının uygulaması bu hadise göre olup Mâlik b. Enes’te bunlardandır. Şâfii der ki: “Sihirbaz kimse küfre götürecek şekilde bir iş yaparsa öldürülür. Küfre götürmeyen bir iş yaparsa öldürülmez” görüşündedir

Tirmizi ·Had Cezaları (Hudud) ·Hadis 1460

· · ·

Abdullah b. Büreyde babası (Büreyde)'nin şöyle dediğini nakletmiştir: Resûlullah (s.a.v.) bize hutbe irad ederken, Hasan ve Huseyn (r.a.) üzerlerinde kırmızı birer gömlek olduğu halde düşekalka (mescide) geliverdiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) hemen inib onları aldı ve onlarla birlikte minbere geri çıktı. Sonra da: "Allah doğru söyledi: "Mallarınız ve çocuklarınız ancak imtihan vesilesidir.[ Teğâbun 15; Enfâl 28] Bunları gördüm, sabredemedim" buyurdu ve hutbeye başladı

Ebu Davud ·Namaz (Salat) ·Hadis 1109

· · ·

İmran b. Husayn'dan rivayet olunduğuna göre; Allah'ın Peygamberi' (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Ben kızıl renkli eğer yastığına binmem, aspurla boyanmış elbise giymem, (yakası) ipekle çevrili elbise giymem" (Katade) dedi ki: Hasan (bu son cümleden maksadın, yakası ipekle işlenmiş elbise oIduğunu anlatmak için, cümleyi söylerken kendi) gömleğinin yakasına işaret etti. (Katade sözlerine devam ederek) dedi ki: (Nebi s.a.v. daha sonra şöyle) buyurdu: "Dikkatli olun! Erkeklerin esansı, rengi olmayan kokudur. Uyanık olun! Kadınların esansı, kokusu olmayan renktir." (Bu hadisin ravilerinden) Saîd (b. Ebî Arûbe) dedi ki: Öyle zannediyorum ki, Katade (şöyle) dedi: Ulema (burada geçen) kadınların esansı" sözünün, kadınların dışarı çıkmalarıyla ilgili olduğunu (evinde) eşinin yanında olduğu zaman ise istediği esansı sürünebileceğim söylediler

Ebu Davud ·Libas (Giyim) ·Hadis 4048

· · ·

Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki): Bize Süf/ân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bana Ubeydullah b. Ebi Yezid, Nâfi' b. Cübeyr'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: (Nebi s.a.v.) Hasan için : «Allah'ım! Ben bunu seviyorum, onu sen de sev! Onu seveni de sev!» diye duâ buyurmuşlar

Sahih Müslim ·Sahabe Faziletleri ·Hadis 6256

· · ·

Zeyd bin Erkam r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin radiyallahu anhum’a hitaben şöyle buyurdu : *Sizlerin, barış halinde bulunduğunuz kimse ile bende barış halinde olurum ve harp halinde bulunduğunuz kimse ile ben de harp halinde olurum

İbn Mace ·Sünnet ·Hadis 145

· · ·

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize Öğleyi -veya ikindiyi- kıldırdı. (İkinci rekatta) selam verdi. Zü'l-yedeyn O'na Sallallahu Aleyhi ve Sellem : "Ey Allah'ın Resulü namaz kısaldı mı?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabına: "Söylediği doğru mu?" diye sordu. Ashab: "Evet" deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki rekat daha kıldırdı, sonra iki sehiv secdesi yaptı. Sa'd şöyle demiştir: Urve İbn Zübeyr'in akşam namazını İki rekat kıldığını gördüm. Selam verdi ve konuştu. Sonra (yanıldığını anlayınca) eksik kalan rekatı kılarak iki sehiv secdesi yaptı ve "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de böyle yaptı" dedi. باب: من لم يتشهد في سجدتي السهو. 4. Sehiv Secdelerinde Teşehhud Okumamak -وسلم أنس والحسن ولم يتشهدا. وقال قتادة: لا يتشهد. Enes ve Hasan, Selam vermişler, teşehhüd okumamışlardır. Katade: "Teşehhüd okunmaz" demiştir

Sahih Buhari ·Namaz'da Sehiv (Yanılma) ·Hadis 1227

· · ·



Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey', Yûnus'dan, o da Hasan'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Ma'kıl b. Yesâr hasta iken İbni Ziyâd onun yanına girdi... Râvi, Ebû'l-Eşbeb'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş; şunu da ziyâde eylemiştir: «Bunu bana bu günden evvel söylemeli değil mi idin? Dedi. Sana söylemedim (işte) yahut) : Sana söyleyecek değildim! cevâbını verdi.»

Sahih Müslim ·İdare (Imamet) ·Hadis 4730

· · ·

Sa’d b. Ebî Vakkâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Âl-i Imrân sûresi 61. ayeti olan, “Gelin! oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, biz, siz, hepimizi çağıralım” ayeti inince Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve: Ey Allah’ım bunlar benim ailemdendir” buyurdu. Diğer tahric: Müsned: 1522 Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir

Tirmizi ·Tefsir ·Hadis 2999

· · ·

Ebû Cuhayfe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i beyaz tenli ve saçları ağarmış vaziyette gördüm. Ali’nin oğlu Hasan’da kendisine benzerdi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize verilmesi için on üç deve emretmişti biz de onları almaya gitmiştik. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ölüm haberi gelince onlar da bize bir şey vermediler. Bekir kalkıp, kimin Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kendisine verdiği bir sözü ve alacağı varsa hemen gelsin dedi. Bende durumu kendisine anlattım. Ebû Bekir’de o develerin bize verilmesini emretti.” (Buhârî, Menakıb: 27; Müslim, Fadail: 17) Bu hadis hasendir. b. Muaviye bu hadisi kendi senediyle Ebû Cuhayfe’den benzeri şekilde rivâyet etmiştir. Pek çok kimse İsmail b. ebî Hâlid vasıtasıyla Ebû Cuhayfe’nin şöyle söylediğini rivâyet etmiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gördüm Ali’nin oğlu Hasan kendine benzerdi” bu söze başka bir şey ilave etmemişlerdir

Tirmizi ·Edep ve Ahlak ·Hadis 2826

· · ·

Bize Muhammed b. Müsennâ Ei-Anesî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulvehhab Es-Sekati, Yûnus'dan, o da Hasan'dan, o da annesinden, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir tulum içinde nebiz yapardık. Yukarısı bağlanırdı. Tulumun alt deliği vardı. Biz sabahleyin nebiz yapar, onu akşamleyin içerdi; akşamleyin nebiz yapar, onu sabahleyin içerdi

Sahih Müslim ·İçecekler ·Hadis 5232

· · ·

Hasan'dan şöyle nakledilmiştir: "Kocası, Ma'kıl İbn Yesar'ın kızkardeşini boşamıştı. İddeti doluncaya kadar da ona dönmemişti. Sonra tekrar ona talip olmuştu. Ma'kil onun eski kocası ile evlenmesine karşı çıktı. Bunun üzerine "Onlann (eski) kocalanyla eulenmelerine engelolmayın!" ayeti indi. Hadisin geçtiği diğer yerler: 5130, 5330, 5331. Fethu'l-Bari Açıklaması: Tefsır alimleri bu ayet ile kadınların velilerine hitap edildiği konusunda fikir birliği içindedirler. İbn Cerır et-Taberı ve daha başka müfessirler bunu belirtmişlerdir. İbnu'I-Münzir, Ali İbn Ebı Talha kanalıyla İbn Abbas'tan şöyle nakletmiştir: Bir adam düşünün ki hanımını boşamış. Hanımı iddedini dolduruyor. O esnada onunla yeniden evlenmeyi düşünüyor. Kadın da buna sıcak bakıyor. Ama kadının velisi bunu istemiyor. İşte bu ayet bu durumla ilgilidir. İmam Buharı bu rivayeti yukarıdaki ayetin iniş nedeni olarak kısaca verdi. Ancak "Kitabu'n-nikah"da bu hadisi tam olarak aktaracaktır. Hadisin açıklaması da orada yapllacaktır. (Kitabu'n-nikah)

Sahih Buhari ·Tefsir ·Hadis 4529

· · ·

Yusuf b. Sa’d (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hasan b. Ali, Muaviye’ye biat ettikten sonra adamın biri kalkıp ona: “Mü’minlerin yüzünü kara ettin” veya “ey mü’minlerin yüzünü kara eden” dedi. Bunun üzerine Hasan şu karşılığı verdi: Allah seni esirgesin beni kınama, Emeviler, Nebi (s.a.v)’e kendi minberi üzerinde gösterilmişlerdi de bu Rasûlullah (s.a.v.)’in fenasına gitmişti. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)’e Kevser sûresi indirilmişti. Yani Cennet’te bir nehir kastedilmiştir. Aynı zamanda Kadir sûresi indirilmiştir. Bu sûre Ümeyyeoğullarının hükümranlık süresidir. Kâsım diyor ki: Biz de Emevilerin hükümranlık sürelerini hesab ettik bunun bin aydan ne bir gün fazla ne de bir gün eksik olduğunu gördük

Tirmizi ·Tefsir ·Hadis 3350

· · ·

Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, Nebi (s.a.v), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i bir örtü ile örttü ve şöyle dedi: “Allah’ım bunlar benim ehli beytim ve yakınlarımdır. Onlardan kötülükleri gider onları tertemiz eyle.” Bunun üzerine Ümmü Seleme: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben de onlarla beraber miyim?” dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Sen de hayır üzeresin” buyurdu. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bu konuda rivâyet edilen en güzel hadistir. Bu konuda Ömer b. ebî Seleme, Enes b. Mâlik, Ebû’l Hamra, Ma’kıl b. Yesâr ve Âişe’den de hadis rivâyet edilmiştir

Tirmizi ·Faziletler ·Hadis 3871

· · ·

İmrân b. Husayn (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e hastanın nasıl namaz kılacağını sordum şöyle buyurdular: “Ayakta kıl gücün yetmezse oturarak kıl buna da gücün yetmezse yan üstü yatarak kıl.” Diğer tahric: Nesâî, Kıyam-ül leyl; İbn Mâce, İkame Bu hadisi bu şekilde Hennâd; Vekî, İbrahim b. Tahman, Hüseyin el Muallim’den rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Hüseyin b. Muallim’den İbrahim b. Tahman’ın rivâyetine benzer bir rivâyet eden kimseyi bilmiyoruz. Ebû Usame ve daha başka kimseler Hüseyin el Muallim’den, İsa b. Yunus’un rivâyetine benzer şekilde hadis rivâyet etmişlerdir. Bir kısım ilim adamlarına göre bu hadisten anlaşılması gereken farz namaz değil nafile namazlardır. Muhammed b. Beşşâr, İbn ebî Adiyy, Eş’as b. Abdülmelik ve Hasan’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: “Kişi isterse nafile namazlarını ayakta, oturarak ve yan üstü yatarak kılabilir.” İlim adamları hastanın namazı hakkında değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Bir kısmı gücü yetmezse oturarak kılabilir demekte diğer bir kısmı da yan üstü yatarak kılabilir derler. Diğer bir kısmı ise sırt üstü yatarak ayaklarını kıbleye çevirerek kılar demektedirler. Sûfyân es Sevrî (371. hadis hakkında) Bu hüküm özrü olmayan kimsenin nafile namazı içindir, hastalık ve başka bir özrü olan kimse oturarak namazını kılar ve ayakta kılan gibi sevap alır. Bazı hadislerde Sûfyân es Sevrî’nin sözü gibi rivâyetlerde vardır

Tirmizi ·Namaz (Salat) ·Hadis 372

· · ·

Bize bu hadîsi Ahmed b. Abdete'd-Dabbî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad, Eyyub ile Yûnus'dan ve Mualla b. Ziyad'dan, onlar da Hasan'dan, o da Ahnef b. Kays'dan, o da Ebû Bekre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İki müslüman kılıçlarıyla karşılaşırlarsa, katil de, maktul de Cehennemdedir.» buyurdular

Sahih Müslim ·Fitne ve Kıyamet Alametleri ·Hadis 7253

· · ·

Ali (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Göğüsten başa kadar olan bölümünde Hasan, Rasûlullah (s.a.v.)’e daha çok benzerdi. Göğüsten aşağı bölümünde ise Hüseyin daha çok benzerdi.” Diğer tahric: Müsned: 735 Bu hadis hasen sahih garibtir

Tirmizi ·Faziletler ·Hadis 3779

· · ·

Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim şu birkaç kelimeyi benden alarak onlarla amel eder? Veya onları amel ederek bir kimseye öğretir? Ebû Hüreyre diyor ki: “Ben Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. Bunun üzerine elimi tuttu ve beş konu sayarak şöyle buyurdu: “Haram şeylerin her çeşidinden sakın ki insanların ençok ibadet edeni olasın, Allah’ın sana ayırdığına razı ol ki insanların en zengini olasın, komşuna iyilik et ki gerçek mü’min olasın. Kendin için sevdiğini insanlar içinde sev ki gerçek mü’min olasın. Gülmeyi çoğaltma çünkü gülmenin çokluğu kalbi öldürür.” (Müsned: 7748) Bu hadis garib olup sadece Cafer b. Süleyman’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Hasan Ebû Hüreyre’den bir şey işitmemiştir. Aynı şekilde Eyyûb, Yunus b. Ubeyd ve Ali b. Zeyd; Hasan, Ebû Hüreyre’den hadis işitmemiştir, demektedirler. Ebû Ubeyde en Nâci, Hasan’dan bu hadisi kendi sözü olarak rivâyet etmiş olup senedinde “Ebû Hüreyre” yi zikretmemişler

Tirmizi ·Zühd ·Hadis 2305

· · ·

Ebu Said el-Hudri, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işitmiştir: "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür. Çünkü şeytan benim şekil ve kılığıma giremez." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Abdullah el-Buhari şöyle demiştir: İbn Sirin, hadiste sözü edilen durum, kişi Hz. Nebi'yi kendi özel suretinde gördüğü zaman geçerli olur demiştir." Biz bu haberi mevsul olarak şöyle rivayet etmiştik: İbn Sirin'e adamın biri Resulullah'ı rüyasında gördüğünü söyleyince ona şöyle dedi: "Gördüğünü bana anlat." Rüyayı gören kişi ona İbn Sirin'in bilmediği birtakım niteliklerden bahsedince "Sen Resulullah'ı görmemişsin" dedi. Bu haberin senedi sahihtir. Ben Hakim'de sözkonusu haberi teyid eden bir rivayete rastladım. Asım b. Kuleyb'in nakline göre babası şöyle anlatmıştır: İbn Abbas'a "Nebi s.a.v.'i rüyamda gördüm" dedim. Bana "Onu bana anlat" dedi. Ben de Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hasan'ı hatırladım ve onu Resulullah'a benzettim. İbn Abbas "Onu görmüşsün" dedi. Bu haberin isnadı ceyyiddir. Kurtubi şöyle der: Bu hadisin tevilinde sahih olanı şudur: Resulullah'ın söylemek istediği, onun her durumda görülmesi batıl olmadığı gibi bu, karmakarışık rüyalardan da değildir. Tam tersine bu -kendi kılığı dışında görülmüş olsa bile- özünde hak ve gerçektir ve bu şekil şeytandan değildir. Aksine Allahu Teala tarafındandır. Kadi Ebu Bekir b. et-Tayyib ve başkalarının görüşü bu doğrultudadır. "O hakkı görmüştür" ifadesi bunu teyid etmektedir. Yani o kimse kendisini görene bildirilmesi amaçlanan gerçeği görmüştür. Gördüğü rüya zahiri üzere oluyorsa ne ala! Aksi takdirde onu tevil etmeye çabalar ve gördüğü rüyayı değer vermemezlik etmez. Zira o ya bir hayrı müjdelemektedir ya da bir kötülükten dolayı uyarıda bulunmaktadır. Bununla Allahu Teala o kişiyi korkutmayı amaçlamıştır veya onun sözkonusu kötülükten el çekmesini istemektedir ya da dini veya dünyası hakkında karşılaşacağı bir şeyin sonucu hakkında kendisini uyarmaktadır. İbn Battal şöyle der: Resulullah "Muhakkak o uyanık bir halde beni görecektir" ifadesiyle bu rüyanın uyanık halde tasdikini, sahih olduğunu ve hak üzere gerçekleştiğini vurgulamak istemektedir. Yoksa maksadı o kişinin kendisini ahirette göreceği değildir. Zira o kıyamet günü Resulullah'ı uyanık bir halde görecektir. Hz. Nebi'i rüyada görenle görmeyen dahil olmak üzere bütün ümmeti kıyamet' günü onu görecektir. İbnü't-Tın şöyle demiştir: Maksat hayatında ona iman edip, ancak görmeyen kimsedir. Çünkü o kimse o anda Resulullah'ın yanında değildir. İşte böylece ona iman edip, ancak görmeyen herkes, vefat etmeden önce uyanıkken onu göreceği şekilde müjdelenmiş ol-maktadır. Bu görüş el-Gazzaz' a aittir. Ebu Sa'd Ahmed b. Muhammed b. Nasır şöyle demiştir: Her kim Resulullah'ı kendi hali ve kılığı üzere görecek olursa bu, o kişinin salih, mertebesinin mükemmel ve düşmanına zafer kazanacağını gösterir. Her kim de Resulullah'ı mesela durumu değişik, suratı asık görecek olursa bu o kişinin durumunun kötü olduğunu gösterir. Şeyh Ebu Muhammed b. Ebu Cemre, Nevevl'nin tercih ettiği görüşe meyletmiş ve ihtilafı naklettikten sonra' şöyle demiştir: Alimler arasında şeytanın Resulullah'ın kılığına asla giremeyeceğini söyleyenler vardır. Her kim Resulullah'ı güzel bir biçimde görecek olursa bu o kimsenin dini açısından güzeldir. Resulullah'ın organlarından herhangi birinde çirkinlik veya noksanlık görmek, din açısından o kişinin eksikliği anlamına gelir. Şeyh Ebu Muhammed şöyle devam eder: Gerçek olan budur: Bu gerçek denenmiş ve bu şekilde olduğu müşahede edilmiştir. Böylece Resulullah'ı rüyada görmede en büyük fayda hasıl olmaktadır ki rüyayı gören kendisinde bir eksiklik olup olmadığını böylece anlamafırsatı elde eder. "Kim beni rüyada görürse muhakkak o beni görmüş gibidir." Benim bu ifadeden anladığım şudur: Resulullah şunu demek istiyor: Beni rüyasında herhangi bir kılıkta gören kimse, bundan sevinsin ve bunun hulm olan batıl değil, Allah'tan gelen bir hak rüya olduğunu bilsin. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez

Sahih Buhari ·Rüya Tabiri ·Hadis 6997

· · ·

Zeyd b. Erkâm (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin hakkında şöyle buyurdu: “Ben sizin savaştığınız kimselerle savaşır barıştığınız kimselerle de barışırım.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Subeyh, Ümmü Seleme’nin azâdlı kölesi olup tanınan bir kimse değildir

Tirmizi ·Faziletler ·Hadis 3870

· · ·

Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i hutbe okurken gördüm. Hasan ve Hüseyin (r.a.) geldiler, üzerlerinde iki kırmızı gömlek vardı, düşe kalka yürüyorlardı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (minberden) indi ve onları alıp kucağına koydu. Sonra: «Allah ve Resulü doğru söylediler, = Şüphesiz mallarınız ve evlâdınız bir sınamadır ve büyük sevap Allah katandadır.» (Teğabun 15) Ben bunları gördüm de sabredemedim, buyurdu. Sonra hutbesine devam etti

İbn Mace ·Libas (Giyim) ·Hadis 3600

· · ·

Ümmü Kays binti Mihsan (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: «Ben, henüz yemek yemeyen bir oğlumu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in huzuruna çıkardım. Çocuk, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesine işedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) su isteyerek işenen yere su serpti.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Tahavi ve Darimi AÇIKLAMA : Buhari ve Ebu Davud'un rivayetlerinde hadis metninin sonunda: ''....Ve işenen yeri yıkamadı...'' cümlesi vardı. Ayrıca, yine Buhari, Müslim ve Ebu Davud'un rivayetinden Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in Ümmü Kays'ın oğlunu kucağında oturttuğu ve kucağında işediği anlaşılmaktadır. Bu hadis de henüz yemek yemeyen erkek çocuğun işediği yeri temizlemek için su serpmenin kafi olduğuna ve yıkamaya gerek olmadığına delalet eder. Nevevi, Müslim'in şerhinde: 'Yemek yemeyen erkek çocuğun bevlinin necis olduğu hususunda alimler arasında ihtilaf yoktur. Hatta bazı arkadaşlarımız bu hususta alimlerin icma'ını nakletmişlerdir. Yalnız Davud-i Zahiri muhalif kalmıştır. Şafii ve başkası sabinin bevli tahirdir, bununla beraber dokunduğu yere su serpilir, diye Ebu'l-Hasan bin Battal'ın ve O'nu takiben Kadİ İyad'ın hikaye ettikleri söz, kesinlikle yanlıştır.' Alimler, bu konuda müttefik olmakla beraber, sabinin işediği yerin temizletilmesi hususunda ihtilaf ederek üç mezhebe ayrılmışlardır : 1. Henüz yemek yemeyen erkek çocuk ise, işediği yere su serpmek kafidir. Kız ise yıkamak gerekir. Ali, Ata', Hasan, Zühri, Ahmed, Sevri, Şafii alimleri, Nahai ve şaz bir rivayete göre Malik'in kavli budur. Onlarm delilleri bu hususta rivayet edilen Ümmü Kays'ın, Aişe'nin, Ümmü Kürz'ün, Lübabe bint-i Haris'in hadisleri ve benzer hadislerdir. 2 . Erkek ve çocuğun işedikleri yere su serpmek yeterlidir. Aralarında bir fark yoktur. Evzai'nin mezhebi budur. Malik ve Şafii'den de böyle bir rivayet vardır. Bu mezhebin deliline rastlanamamıştır. 3 . Her ikisini yıkamak gerekir. Hanefiler ve sair kufe alimleri ile Malikilerin görüşü budur. Bunların delili Ammar'ın merfu' olarak rivayet ettiği şu mealdeki hadisidir: ''Elbise ancak büyük ve küçük abdest'ten dolayı yıkanır.'' Ayrıca bu görüşteki alimler erkek çocuğun bevline kıyaslayarak şöyle derler: Erkek ve kız çocuk sütten başka şey yedikten sonra her ikisinin dokunduğu yeri yıkama'nın gereği husunda icma' vardır. Necasetin giderilmesinde yıkamak asıldır. Öyle ise henüz yemek yemeyen erkek çocuk ta kız çocuk gibidir. Erkek çocuğun bevline su serpmek kafidir. diye varid olan hadislerdeki 'Nadh' kelimesini su serpmek şeklinde manalandırmayarak bununla yıkamanın kastedildiğini ve Nadh'ın yıkama anlamında kullanıldığını söylemişlerdir. Hadislerdeki; Ve lem yeğsilhu «Ve o yeri yıkamadı.» cümlesini de: O yeri bol yıkamadı, sıkmadı. ovmadı diye yorumlamışlardır. El-Menhel yazarı, alimler arasındaki ihtilafı açıkladıktan sonra birinci mezhebin daha kuvvetli olduğunu beyan eder: Üçüncü gurup alimin delil olarak gösterdikleri Ammar'ın hadisi zayıftır. Çünkü isnadında Sabin bin Hammad vardır ki, bazı alimler kendisini mevdu hadisleri rivayet etmekle itham etmişlerdir. Bu hadis sahih olsa bile, hükmü, bu babtaki hadislerle tahsis edilmiş olur. Yaptıkları kıyaslama açık degildir. Çünkü, sarih nassa muarız olduğu zaman kıyas geçersizdir. 'Nadh' tan murad yıkamaktır. sözü de makbul değildir. Çünkü açık olan manasından döndürücü bir karine yoktur. " Ve onu yıkamadı.'' cümlesini ''İyice yıkamadı, sıkmadı, ovmadı» diye yorumlamak da zahire muhaliftir... El-Menhel yazarı, bundan sonra aynı görüşü teyid eden İbn-i Dakiki'l-iyd'den uzunca bir nakil yapmaktadır. Buraya almayı gereksiz buluyorum. Henüz yemek yemeyen erkek çocuk hakkında. bu ihtilaf vardır. Yemek yemeye başladı mı, işediği yeri yıkamak husüsunda alimler müttefiktirler

İbn Mace ·Taharet ve Sünneti ·Hadis 524

· · ·

Enes bfc Mâlik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu ki: Biz Abdulmüttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Ca'fer, Hasan Hüseyin ve Mehdi." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hakkında konuşulmuştur. Ravi Ali bin Ziyad'ı ne güvenilir sayanı ne de cerh edeni (tenkid edeni) görmedim. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır

İbn Mace ·Fitne ·Hadis 4087

· · ·

Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem : ‘’Hasan ve Hüseyin’i seven kimse şüphesiz beni sevmiş olur. Ve onlara buğz eden kimse şüphesiz bana buğz etmiş olur.’’ buyurdu. Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı sahih, ravileri sikadır.’’ Deniyor

İbn Mace ·Sünnet ·Hadis 143

· · ·

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdû'l-Vâhid b. Ziyâd, Hasen b. Ubeydillah'dan rivayet etti. (Demişki): Bize İbrahim b. Sûveyd En-Nahaî rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdurrahman b. Yezîd Abdullah b. Mes'ud'dan rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceye erdiği vakit: «Geceledik. Mülk de Allah'ın olarak geceledi. Hamd Allah'a mahsusdur. Bir Allah'dan başka ilah yoktur. Onun şeriki yoktur.» derdi. Hasan demiş ki: Müteakiben Zübeyd bana rivayet etti ki, kendisi bu hadîsde İbrahim'den şunu bellemiş : «Mülk onundur. Hamd de ona mahsusdur. Hem o her şeye kadirdir. Allahım! Senden bu gecenin hayrını dilerim ve bu gece ile ondan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Ben tenbellikten ve ihtiyarltğın kötülüğünden sana sığınırım. Allahım! Ben cehennemde azab olunmaktan ve kabirdeki azabdan sana sığınırım.»

Sahih Müslim ·The Book Pertaining to the Remembrance of Allah, Supplication, Repentance and Seeking Forgiveness ·Hadis 6907

· · ·

Sehl b. Sa'd'dan rivayet edildiğine göre, Ali b. Ebî Tâlib (bir gün) Fâtıma' (r.anha)'nın yanına girmiş. Hz. Hasan ile Hüseyin ağlıyorlarmış. "Bunları ağlatan nedir?" diye sormuş. O da: Açlıktır, demiş. Bunun üzerine Ali (r.a.) (dışarı) çıkmış çarşıda bir dinar bulmuş. Hemen gidip onu Fâtıma'ya haber vermiş. Fâtıma da: Falanca yahudiye git (ondan) bize bir miktar un al, demiş. Bunun üzerine Hz. Ali gidip o dinarla bir miktar un satın almış. O anda Yahudi (onu tanıyarak): Sen kendisinin Allah'ın elçisi olduğunu iddia eden kimsenin damadı değil misin demiş (Ali); "Evet" cevabım vermiş. (Bunun üzerine Yahudi); Sen dinarını al, un da senin olsun, demiş. Ali hemen (unu alıp dükkandan dışarı) çıkmış ve unu Fâtıma'ya getirmiş olayı da kendisine haber vermiş. Hz. Fâtıma da (O'na); Falan kasaba git (bu paradan ayıracağın) bir dirhemle bize et satın al, gel demiş. Ali et için harcayacağı dirhem karşılığında (elindeki) dinarı rehin vermiş ve (bu dirhemle satın aldığı) eti Fâtıma'ya getirmiş, (Fâtıma da unu) yoğurmuş ve (içinde eti pişirmek üzere ateş üzerine bir tencere) koymuş. (Hamuru da) ekmek yapmış ve (yanlarına gelmesi için) babasına (haber) göndermiştir. Biraz sonra da (babası) yanlarına gelmiş. Bunun üzerine (babasına hitaben): Ey Allah'ın Resulü, (durumu) sana anlatacağım. Eğer onu (bizim için) helâl görürsen onu yiyeceğiz ve bizimle beraber sen de yiyeceksin. Onun durumu şöyle şöyledir, demiş. (Bunları dinleyen) Nebi (S.A.V.): "Allah'ın adıyla (onu) yeyiniz." buyurmuş ve (ve Nebi ile birlikte orada bulunan Hz. Ali Fâtıma ve çocukları o ekmeği) yemişler. Onlar yerlerinde (oturup dururlar) iken bir de ne görsünler, biri "Allah aşkına ve İslâm aşkına" diyerek dinarı arıyormuş. Resûlullah (S.A.V.) derhal (orada bulunan birisine) o gencin çağırılıp getirilmesini emretmiş. Bunun üzerine genç, Nebi (S.A.V.)'in huzuruna çağırılmış. (Nebi huzuruna gelen)bu genc'e (aradığı dinarın vasıflarını ve miktarını) sormuş. (Genç de dinar'ın vasıflarını ve miktarını söyledikten sonra): "Çarşıda benden düştü," demiş. Nebi (S.A.V.) de: "Ey Ali, kasaba git, ona, Resûlullah sana "dinarı bana gönder, dirhemin de bendedir” diyor de." buyurmuş. Bunun üzerine (kasab) dinarı göndermiş Resûlullah (S.A.V.)'de dinarı o genc'e (geri) vermiş

Ebu Davud ·Buluntu (Lukata) ·Hadis 1716

· · ·

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti, (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim, İbni Avn'den, o da Hasan'dan, o da annesinden, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ammâr'ı azgın çete öldürecektir.» buyurdular

Sahih Müslim ·Fitne ve Kıyamet Alametleri ·Hadis 7324

· · ·

Bana Muhammed b. Bekkar el-Basri rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebu Asim, İbni Cüreyc'den rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Bafi' dahi rivayet eyledi. Bu lafız onundur. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. Dedi ki: Bana Ebu Kazea kendisiyle Hasan'a Ebu Nadra'um haber verdiğini söyledi ikisine de Ebu Said-i Hudri'nin kendisine şunu haber verdiğini söylemiş: Abdulkayslılar heyeti Allah'ın Nebisine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelince, ey Allah'ın Rasulü Allah için sana feda olalım. İçeceklerden neyi içmemiz uygun olur, dediler. O: "Nakirde içmeyin" buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Nebisi, Allah için sana feda olalım, nakirin ne olduğunu da biliyor musun, dediler. O: "Elbette, o ortası oyulan ağaç kütüğüdür. Dubba'da da, hanteme'de de içmeyin. Ağzı kapatılan kaplardan içmeye bakın" buyurdu. Yalnızca Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 120