TR EN AR
← Tüm İsimler

Hakim b. Hizam

Ashab-ı Kiram — kg_varlik (run_id=3)

30 pasaj · sahabe
Bu isimler geçer

Hakim İbn Hizam · Hakîm İbn Hizam · Hakîm b. Hizâm · Hakim b. Hizam · Hakîm b. Hizam · Hakım b. Hizam · Hakim b. Hizâm

Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Hakim b. Hizâm'ın azatlısı Ebû'z-Zübeyr El-Mekkî'den, o da Câbir b. Abdillâh El-Ensârî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdiki: Kuru üzümle kuru hurmanın beraberce nebiz yapılmasını ve koruk hurma ile olgun hurmanın beraberce nebiz yapılmasını yasak etmiştir. İzah 1991 de

Sahih Müslim ·İçecekler ·Hadis 5148

· · ·

Hakîm b. Hizam (r.a) şöyle demiştir: "Rasûiullah (s.a.v.). camide kısas istenmesinden, kayıp ilanından ve hadleri uygulamadan nehyetti

Ebu Davud ·Had Cezaları (Hudud) ·Hadis 4490

· · ·

Hakîm b. Hizâm'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Alım satım akdi yapanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Eğer (malın özellik ve kıymeti konusunda) doğru konuşurlar ve (ayıbını) açıkça söylerlerse akidleri onlar için bereketlendirilir. Ama (ayıbı) gizlerler ve yalan söylerlerse, yaptıkları alım satım'ın bereketi giderilir." Ebü Dâvûd dedi ki: ' Saîd b. Ebî Arûbe ve Hammâd da aynen böyle rivayet ettiler. Hemmâm ise üç kerre: "Birbirlerinden ayrılıncaya veya (akdi kesinleştirme ya da feshetmeyi) seçinceye kadar..." dedi

Ebu Davud ·Ücret (İcaret) ·Hadis 3459

· · ·

Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımda iken bir kaaif yanıma girdL O sırada Usame b. Zeyd ile (babası) Zeyd b. Harise de yatıyorlardı. Bu kaaif: Bu ayaklar birbirlerindendir, dedL" (Ravi) dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan dolayı sevindi ve hoşuna gittiğinden ötürü bu söylediklerini Aişe'ye de haber verdi" Diğer tahric: Müslim, rada (süt emme); Tirmizi, vela; Ebu Davud ile Nesaî Talak Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in azatlısı Zeyd b. Harise'nin menkıbeleri." Zeyd b. Harise, Kelb oğullarındandır. Cahiliye döneminqe esir alınmıştı. Hakım b. Hizam da onu halası Hatice için satın almıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Hatice r.a.a'dan onu kendisine hibe etmesini istedi. Muhammed b. İshak onun başından geçenleri es-Sıre adlı eserinde zikretmiş bulunmaktadır. Buna göre babası ve amcası Mekke'ye geldiler ve onu buldular. Onun fidyesini verip kurtarmak istediler. Nebi sallallahu aleyhi ve selle m de onu kalmakla gitmeyi seçmekte serbest bıraktı. O da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kalmayı tercih etti. Zeyd b. Harise, Mute gazvesinde şehit düştü. Usame b. Zeyd de Medine'de yahut da Vadi'l-Kura'da 54 yılında vefat etti. Daha erken vefat ettiği de söylenmiştir. Bir süre de Dımaşk'a bağlı el-Mizze kasabasında yerleşmiş bulunmaktadır. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdL" Bu ise Nebi efendimizin vefatı ile sonuçlanan hastalığı sırasında hazırlanmasını emretmiş olduğu ve: "Usame ile birlikte gidecek olan orduyu yola koyunuz" talimatını verdiği ordudur. Ebu Bekir r.a. ondan sonra bu orduyu göndermiştir. İleride yüce Allah'ın izniyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı ile ilgili açıklamaların sonlarında buna dair geniş bilgi verilecektir. "Bundan önce de babasının kumandanlığına dil uzatmıştınız." Bu ifadesi ile Zeyd b. Harise'nin Mute gazvesindeki kumandanlığına işaret etmektedir. Aişe r.anha'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd b. Harise'yi eğer bir ordu ile birlikte göndermişse mutlaka onu onlara kumandan tayin . etmiştir." Hadisten Çıkan Sonuçlar Hadisten anlaşıldığına göre, mevlanın (azatlı kölenin) emidiği, kumandanlığı, küçüklerin büyüklere amir tayin edilmesi, fazileti daha az olanın daha faziletliye amir olması caizdir. Çünkü Usame'nin kumandan olduğu ordu arasında Ebu Bekir ve Ömer de vardı. . Bundan sonra (Buhari), Aişe r.anha'nın kaaif (kıyafet bilgini) kıssası ile ilgili hadisini zikretmektedir ki, ileride Feraiz bölümünde yeteri kadar açıklaması gelecek ve burada sözü edilen kaaifin adı da orada zikredilecektir

Sahih Buhari ·Ashab-ı Kiram'ın Fazileti ·Hadis 3731

· · ·

Hişam, babasından rivayetle dedi ki: "Fetih yılı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yola çıkınca durum Kureyş'e ulaştı. Bu sefer Ebu Süfyan b. Harb ile Hakım b. Hizam ve Budeyl b. Verka, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dair haberleri öğrenmek üzere çıktılar. Yola koyuldular ve nihayet Merru'z-Zahran denilen yere vardılar. Orada Arafafta (hacılar tarafından) yakılan ateşleri andıran ateşler gördüler. Ebu Süfyan: Bunlar da ne? Sanki Arafat'ta yakılan ateşleri andırıyor, dedi. Budeyl b. Verka: Bunlar Amr oğullarının ateşleridir, dedi. Ebu Süfyan: Amr (oğulları) bundan daha azdır, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nöbetçilerinden bir takım kimseler onları görüp arkalarından yetiştiler ve onları yakalayarak ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna getirdiler. Ebu Süfyan Müslüman oldu. Yola çıkınca (Allah Resulü) Abbas'a: Ebu Süfyan'ı dağ geçidinin daraldığı bir yerde alıkoy ki Müslümanları görsün, dedi. Abbas da onu orada alıkoydu. Kabileler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte geçmeye başladı. Ebu Süfyan'ın yanından birlikler teker teker geçiyordu. Bir birlik geçince: Ey Abbas, bunlar kim diye sordu. Bunlar Gıfarlılardır dedi. Gıfar'dan bana ne, diye cevap verdi. Daha sonra Cuheyneliler geçti, yine bunun gibisini söyledi. Arkasından Sa'd b. Huzeym geçti, daha önce söylediğini tekrarladı. Suleym geçti, önce dediğini tekrarladı. Nihayet benzerini görmediği bir birlik geçince, bunlar kim dedi. Abbas: Bunlar ensardır. Başlarında da elinde sancağı tutan Sa'd b. Ubade vardır dedi. Sa'd b. Ubade: Ey Ebu Süfyan, bugün savaş günüdür, bugün Kabe('de kan dökmek) helalolacaktır, dedi. Ebu Süfyan: Ey Abbas bugün helak olacağımız gündür desene, dedi. Sonra bir başka birlik geldi. Bu, birliklerin sayıca en az olanıydı. Aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı da bulunuyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sancağı da Zubeyr b. el-Awam tarafından taşınıyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Süfyan'ın yanından geçince: Sa'd b. Ubade'nin ne dediğini bilmiyor musun, diye sordu. Allah Resulü: Ne dedi diye sorunca, Ebu Süfyan şunları şunları söyledi, dedi. Allah Resulü: Sa'd doğru söylemiyor dedi. Aksine bugün Allah'ın Kabe'yi tazim edeceği bir gündür. Kabe'nin üstünün örtülerle kapatılacağı bir gündür." (Urve) dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sancağının el-Hacun'a dikilmesini emretti." Urve dedi ki: "Bana Nafi' b. Cubeyr b. Mut'im de haber vererek dedi ki:, elAbbas'ın, Zubeyr b. el-Awam'a şöyle dediğini dinledim: Ey Abdullah'ın babası, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana sancağı tam buraya mı dikmeni emretti?" (Urve) dedi ki: "O gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Halid b. Velid'e Mekke'nin üst tarafından Keda'dan girmesini emretti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem da Kuda'dan girdi. Halid b. Velid r.a.-'ın atlılarından o gün Hubeyş b. el-Eş'ar ile Kurz b. Cabir el-Fihri adında iki adam öldürüldü." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Fetih günü Nebi s.a.v. sancağı nereye dikti?" Yani Nebi s.a.v.'in emriyle sancağın dikildiği yere dair açıklama. "Arafe'de yakılan ateşler" ifadesi ile Arapların Arafat'ta vakfe yapılacağı gece çokça ateş yakmak şeklindeki adetlerine işaret edilmektedir. İbn Sa'd'daki rivayete göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O gece ashabına emir vermesi üzerine onbin tane ateş yaktılar. "Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece koruyucularından bazı kimseler onları yetişip, yakaladı." İbn Aiz'deki rivayette: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem önünden casusları yakalayacak atlılar göndermişti. Huzaalılar da kimseyi yoldan geçirmiyorlardı. Ebu Süfyan ve arkadaşları Müslümanların karargahına girince gece karanlığında süvariler onları yakaladı, denilmektedir. "Ebu Süfyan'ı alıkoy." Musa b. Ukbe'nin rivayetinde belirtildiğine göre elAbbas, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ebu Süfyan'ın geri dönüp de kafir olmayacağından emin değilim. Bu sebeple onu Allah'ın askerlerini görsün diye alıkoy, dedi. Allah Resulü de bunu yaptı. Bunun üzerine Ebu Süfyan dedi ki: Ey Haşim oğulları, ahdi mi bozuyorsunuz? el-Abbas: Hayır. Fakat benim sana bir ihtiyacım var. Sabah olsun, Allah'ın müşrikler üzerine gidecek ordusunu ve Allah'ın müşrikler için neler hazırladığını görmeni istiyorum. Bu sebeple onu sabah oluncaya kadar Erak (denilen misvak ağacı)nın berisindeki dar geçitte tuttu. "Dağ geçidin yakınında" yani dağ yolunun daraldığı yerde. Onu orada tutmasının sebebi, bütün askerleri görebileceği ve onlardan görmedik hiçbir kimsenin kalmayacağı bir dar geçit oluşundan dolayıdır. "Beraberinde" ensarın "sancağı vardı." "Sa'd b. Ubade: Ey Ebu Süfyan, bugün savaş günüdür, dedi." Yani bugün hiçbir şekilde (kimsenin) kurtulmayacağı bir savaş günüdür. Yani ölüm günüdür. "Bugün Kabe'nin (hürmeti) helal kılınacak. Bunun üzerine Ebu Süfyan: Ey Abbas, bugün helak olacağımız bir gündür desene, dedi." Sa'd'ın "savaş günü (yevmu'l-melhama)" demekten kastı pek çok kimsenin öldürüleceği büyük gün olacağıdır. Ebu Süfyan'ın da: Desene bugün helak olacağımız gündür sözlerinden kastettiğiyle ilgili olarak da el-Hattabi şöyle demektedir: Ebu Süfyan bu sözünün kavmini koruyabileceği ve onlara gelecek zararı bertaraf edebileceği bir durumda olmayı temenni etmişti. Bundan kastın: Bugün namus için, aile için öfkelenilecek ve gücü yeten kimse için onlar adına intikam alınacak bir gündür. İbn İshak der ki: Sa'dlın: Bugün savaş günüdür, bugün Kabe'nin hürmetinin helal görüleceği gündür, demesini muhacirIerden birisi işitince: Ey Allah'ın Resulü, Said'in Kureyşlilere hücum etmeyeceğinden emin değilim, dedi. Allah Resulü bunun üzerine Ali'ye: Ona yetiş ve sancağı ondan aL. Sancakla (Mekke'ye) sen gir, diye buyurdu. İbn Hişam der ki: Sözü geçen adam Ömer'dir. Derim ki: Bu uzak bir ihtimaldir. Çünkü zaten Ömer'in de onlara karşı ileri derecede acımasız olduğu bilinen bir husustur. el-Umevl'nin el-Me gazi adlı eserinde rivayet ettiğine göre Ebu Süfyan Nebi s.a.v. hizaasına gelince, ona: Sen kavminin öldürülmesini mi emrettin, diye sordu. Allah Resulü: Hayır deyince, Said b. Ubade'nin söylediklerini ona aktardı. Sonra da Allah'ı ve akrabalıklarını hatırlattı. Allah Resulü: Ey Ebu Süfyan, bugün merhamet günüdür. Bugün Allah'ın Kureyş'i aziz edeceği gündür, diye buyurdu. Sa'd'a haber göndererek ondan sancağı aldı ve sancağı oğlu Kays'a teslim etti. "Bugün Allah'ın Kabe'yi tazim edeceği bir gündür." Bununla İslamın açıkça ilan edilmesine Bilal r.a.'ın Kabe'nin damında ezan okumasına ve buna benzer Kabe'deki putların kaldırılarak içindeki suretlerin silinmesine ve daha başka diğer hususlara işaret etmektedir. "Kabeiye örtülerin giydirileceği bir gündür." Denildiğine göre Kureyşliler Kabe'nin örtülerini Ramazan ayında değiştiriyorIardı. F!Ztih de örtülerin değiştirilme gününe denk geldi yahut da günden kasıt zamandır. "Fetih günü" denildiği gibi. Nebi s.a.v. bu sözleriyle bu sene Kabe'yi kendisinin örteceğini işaret etmiş olmaktadır ve nitekim dediği gerçekleşmiştir. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sancağının eI-Hacun denilen yere dikilmesini emretti." eI-Hacun Mekke'ye yakın bilinen bir yerdir. "Nebi s.a.v. O gün Halid b. Velid 'e Mekke'nin üst taraflarından Keda denilen yerden girmesini emretti." Nebi s.a.v. da Küda'dan girdLAncak bu ileride gelecek olan sahih hadislere muhaliftir. Çünkü orada belirtildiğine göre Halid, Mekke'nin aşağı tarafından, Nebi s.a.v. de üst tarafından girmiştir. İbn İshak da kesin bir ifade ile Halid'in Mekke'nin alt tarafından, Nebi s.a.v.'in de üst tarafından girdiğini ve orada ona bir çadır kurulmuş olduğunu ifade etmiştir. "Halid b. Velid radıyaIlilhu anh'ın süvarilerinden o gün iki adam öldürüldü." İbn İshak'ın zikrettiğine göre bu iki adam Halid'in askerlerinden ayrılarak tek başlarına ayrı bir yoldan gidince o gün müşrikler onları öldürdü. Yine İbn İshak'ın zikrettiğine göre Halid'in askerleri Kureyş'ten bir takım kimselerle karşılaştılar. Suheyl b. Amr ve Safvan b. Umeyye bunlar arasında idi. Bunlar Mekke'nin alt tarafında Müslümanlarla çarpışmak üzere el-Handeme denilen bir yerde toplanmışlardı. Bunlarla bir parça çarpıştılar ve Halid'in atlılarından Mesleme b. el-Meyla el-Cuhenı öldürüldü. Müşriklerden ise oniki ya da onüç kişi öldürüldükten sonra yenik düştüler. İşte bununla ilgili olarak Hamas b. Kays b. Halid el-Bekri -ki İbn Hişam der ki: Bu beyitler el-Mer'aş el-Huzll'ye aittir, denilmektedir.- Müslümanların önünden kaçışı dolayısıyla onu kınayan hanımına hitaben şöyle demiştir: "Eğer sen Handerne gününü görmüş olsaydın, O zaman Safvan da kaçmıştı, İkrime de kaçmıştı. ' Karşımıza Müslümanların kılıçları çıkmıştı Her bir kolu ve kelleyi koparıyorlardı Darbeleriyle, geriye sadece bir hırıltı duyuluyordu O vakit bizi kınamak için tek kelime dahi söylemezdin." Musa b. Ukbe'de de şöyle denilmektedir: Halid b. Velid yoluna devam etti ve Mekke'nin alt tarafından girdi. Orada Bekr oğulları Haris b. Abdi Menat oğulları ile Huzeylilerden ve Kureyşlilerin yardımlarını istedikleri Ehabiş'den bir takım kimseler toplanmıştı. Bunlar Halid ile çarpışınca o da onlarla çarpıştı. Yenik düşüp geri çekildiler. Bekir oğullarından yirmi kişi kadar, Huzeylilerden üç ya da dört kişi kadar öldürüldü. Nihayet çarpışma neticesinde mescidin kapısına yakın el-Cezura'ya kadar varıldı ve hatta evlerin içine girdiler. Onlardan bazıları da dağlara çıkmıştı. Ebu Süfyan ise yüksek sesle: Kim evinin kapısını kapatır, elini savaştan çekerse o güvenlik altındadır, diye seslendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kılıç parıltılarını görünce: Bu da ne? Ben savaşmayı yasaklamamış mıydım, diye buyutunca, ona şu cevabı verdiler: Zannederiz Halid ile savaşıldı ve onlar tarafından savaş başlatıldı. O da onlarla çarpışmaktan başka bir çare bulamadı, diye cevap verdiler. (Musa b. Ukbe) daha sonra şunları söylemektedir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güvenlik büsbütün sağlandıktan sonra Halid b. Velid'e: Ben sana savaşmayı yasakladığım halde niçin savaştın, diye sordu. Halid: Önce onlar bizimle savaşa başladılar ve bize silahları ile hücum ettiler. Ben de elimden geldiği kadarıyla silahlı çarpışmaya girmekten uzak kalmaya çalıştım, dedi. Bunun üzerine Allah Resulü: Allah'ın takdiri hayırlı olandır, diye buyurdu. Mekke Fethi'nde Kanı Heder Edilenler Taberani de İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmektedir: Resulullah s.a.v. kumandanıarına kendileri ile savaşanlar dışında kimseyi öldürmemelerini emretmişti. Ancak o -isimlerini verdiği- bir kaç kişinin de kanını heder etmişti. Ben bu kimselerin isimlerini çeşitli yerlerde dağınık olarak bulunan haberlerden toplayıp bir araya getirdim. Bu kimselerin isimleri şöyledir: Abdurrahman b. Hatal, Abdullah b. Sa'd b. Ebi Serh, İkrime b. Ebi Cehil, el-Huveyris b. Lukayt, Mikyes b. Subabe, Hebbar b. el-Esved, İbn Hatal'a ait Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hicveden şarkıcı iki cariye, Muttalib oğullarının azatlısı Sare -ki Hatıb b. Ebi Beltea'nın mektubu onunla yakalanmıştı-. İbn Ebi Serh önce Müslüman olmuş, sonra irtidad etmişti. Daha sonra Mekke'nin fethi günü Osman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda ona şefaatte bulunmuş, Allah Resuıü de kanını heder etmeyip, Müslüman oluşunu da kabul etmişti. İkrime Yemen'e kaçıp gitmişti. Hanımı el-Haris b. Hişam'ın kızı Üm mü Ha. kim arkasından giderek Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in verdiği em an ile hanımıyla geri dönmüştü. Huveyris ise Resulullaha Mekke'de çokça eziyet etmiş birisi idi. Mekke'nin fethedildiği günü onu Ali r.a. öldürdü. Mikyas b. Subabe önce Müslüman olmuş, sonra da ensardan bir adamın üzerine hücum edip onu öldürmüştü. Ensardan olan bu kişi de daha önce kardeşi Hişam'ı hata yoluyla öldürmüştü. Mikyas gelip diyetini aldıktan sonra ensardan olan o zatı öldürmüş, arkasından da irtidad etmişti. Onu Mekke'nin fethi günü Numeyleb. Abdullah kovdurdu. Hebbar da Müslümanlara çokça eziyet etmiş birisi idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Zeynep hicret edince onun karşısına çıkmış, devesini dürtmüş, bu sebeple Zeynep de karnındaki cenini düşürmüştü. Vefat edinceye kadar da bu hastalık onun yakasım bırakmamışt!. Mekke fethedilip, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kanının heder olduğunu bildirdikten sonra o da Müslüman olduğunu ilan etmişti. Allah Resuıü de onun Müslüman olduğunu kabul ederek onu affetti. Şarkıcı iki cariyeninisimleri Ferteni ve Kureyne'dir. Bunlardan birisi için eman istenmiş, o da Müslüman olmuş, diğeri de öldürülmüştü. Sare de Müslüman olmuş ve Ömer r.a.'ın halifeliği dönemine kadar ayakta kalmıştı. Hakim yine kanı heder edilenler arasında Ka'b b. Zuheyr'i de zikretmektedir. Onun başından geçen olay meşhurdur. Bundan sonra (Nebiin huzuruna) gelmiş, Müslüman olmuş ve övücü sözler söylemişti. Vahşi b. Harb'in durumu ise daha önce Uhud gazvesinde geçmiş bulunmaktadır. Ebu Süfyan'ın hanım ı Utbe'nin kızı Hind İslama girmiş idi. İbn Hatal'ın kölesi Erneb ise öldürülmüştü. Ümmü Said da -İbn İshak'ın naklettiğine göreöldürülmüştü. Böylelikle öldürülenlerin sayısı sekiz erkek ve altı kadını bulmuş olmaktadır. Ahmed, Müslim ve Nesai, Abdullah b. Rebah yolunda Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. İki cenahtan birisinin başına Halid b. Velid, diğerinin başına da Zubeyr'i kumandan olarak tayin etmişti. Ebu Ubeyde ise silahsızların başında idi. Bana: Ey Ebu Hureyre, bana ensarı çağır, dedi. Ben de onları çağırdım. Ensar gelip etrafını kuşattılar. Onlara: Bugün Kureyşlilerin çeşitli kabilelerden topladıkları ile onların peşinden gelenler hakkındaki görüşün üz nedir? Daha sonra bir elini diğerinin üzerine koyarak Safa'da benimle buluşuncaya kadar onları ekin kırpanlar gibi biçiniz, diye buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Biz de yola koyulduk. Onlardan istediğimiz herkesi öldürdük. Ebu Süfyan gelerek: Ey Allah'ın Resulü dedi. KureyşIilerin hayatta alanlarının kanları mubah kılındı. Bu durumda bugünden sonra Kureyş kalmayacak. (Ebu Hureyre) dedi ki: Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kapısını kapatan güven altındadır diye buyurdu. Mekke anvetan (savaşılarak) fethedilmiştir diyenler, bu olayı delil göstermişlerdir. Çoğunluğun görüşü de budur. Şafil'den ve Ahmed'den nakledilen bir rivayete göre Mekke böyle bir em an (güvence) verildiğinden ötürü evler de sahiplerine izafe edildiğinden barış yoluyla fethedilmiştir; ayrıca Mekke paylaştırılmamıştır. Bir diğer gerekçe de ganimet alan savaşçılar Mekke'nin evlerine malik olmadılar. Aksi takdirde ev sahiplerinin evlerinden çıkarılması caiz olurdu. Birinci görüşü savunanların delilleri açıkça savaşma emrinin verilmiş olması, Halid b. Velid'in fiilen savaşmış olması, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de açıkça bir günün bir saati kadar bir sürenin helal kılınmış olmasını, bu hususta kendisine uyulmasını da yasaklamış olmasını gösterirler. Mekke'nin evlrinin paylaştırılmamasına da şöyle karşılık verirler: Evlerin paylaştırılmamış olması oranın savaş yoluyla alınmamış olmasını gerektirmez. Çünkü bir şehir fethedilmekle birlikte şehir halkı serbest bırakılır, evleri ve ganimetıeri de onlara terk edilebilir. Çünkü ganimet alınan arazinin paylaştırılması üzerinde ittifak olunmuş bir husus değildir. Hatta ashab-ı kiramın ve onlardan sonra gelenlerin bu hususta farklı görüşlere sahip oldukları sabittir. Şehirlerin bir çoğu savaş yoluyla fethedilmiş olduğu halde şehirler paylaştırılmamıştır. Bu Ömer ve Osman zamanında böyle olmuştur. Üstelik ashab-ı kiramın çoğunluğu da mevcuttu. Diğer taraftan Mekke bundan ayrı olarak diğer şehirler arasından kendisine ait bir özelliğe de sahip kabul edilebilir. Çünkü Mekke hac ibadetinin yapıldığı yer ve insanların ibadet mekanlarıdır. Yüce Allah orayı orada ibadete çekilenler için de, dışarıdan gelenler için de eşit olarak bir harem bölge kılmıştır. Ebu Hureyre'nin Nebi s.a.v.'in savaş emrini vermesine dair hadisi ile Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onlara eman vermiş olduğuna dair hadisi şöyle ce telif edilebilir: Verilen eman bir şarta bağlı idi. O da Kureyşlilerin açıkça savaşmaya kalkışrrıamalarıdır. Kureyşliler kendi evlerine dağılınca ve sözü geçen emanı kabul edince, artık bunu kabul etmeyen Kureyşlilerin etrafında çeşitli yerlerden toplanmış olanlar bu emana uymadılar. Şehrin savaş yoluyla fethedilmiş olduğu anlamına gelecek şekilde Halid b. Velid ile ve beraberindekilerle savaşa giriştiler. O da onlarla çarpıştı. Nihayet onları (kimilerini) öldürdü ve onları yenik düşürdü. Ancak asıl muteber olan şehrin asıl halkını teşkil edenlerdir. Onlara uyanlar değildir. Muteber olan çoğunluktur, azınlık değildir. Fakat bununla birlikte Mekke'de ganimet paylaştırmanın ve fiilen savaşa katılan Mekke halkından herhangi bir kimsenin esir alınmadığı ittifakla kabul edilmiştir. İşte bu da Mekke anveten (savaşılarak) fethedilmemiştir diyenlerin görüşlerini destekleyen hususlardandır

Sahih Buhari ·Gazalar (Megazî) ·Hadis 4280

· · ·

Hakim İbn Hizam'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den mal istedim ve bana verdi. Sonra yine istedim, yine verdi. Ardından da şöyle buyurdu: "Ey Hakim, bu mal var ya ... Çok tatlı bir yeşillik gibi bir şeydir. Kim bunu cömertçe (kanaatkar bir duygu ile alırsa kendisine bereketli olur. Fakat kim de aç gözlülükle alırsa aldığı malın kendisine hiçbir bereketi olmaz. Böyle bir kimse yediği halde doymayan insanlara benzer. Veren el alan elden üstündür." Ben de: "Ey Allah'ın Resulü, seni hak ile Nebi olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki senden sonra bu dünyayı terk edip gidinceye kadar hiç kimseden bir şey istemeyeceğim!" dedim. Gerçekten de Hakim Hz. Ebu Bekir, kendisine ihsanda bulunmak üzere çağırdığı halde bu teklifi kabule yanaşmazdı. Daha sonra Hz. Ömer de aynı şekilde Hakim'i mal vermek üzere çağırmış ancak Hakim bu teklifi de geri çevirmiştir. Hatta Hz. Ömer şöyle seslenmiştir: "Ey Müslümanlar topluluğu, ben Allah'ın bize lütfettiği bu ganimetlerdeki / feydeki payından vermek üzere Hakim'e teklifte bulundum ancak o bunu almaya yanaşmadı." Hakim Resulullah s.a.v.'den sonra ölünceye kadar hiç kimseden bir şey istememiştir)

Sahih Buhari ·Beşte Bir Hakkı (Humus) ·Hadis 3143

· · ·

Ömer b. Hattab'ın emriyle Hakim b. Hizam insanlar için gıda maddeleri satın aldı ve teslim almadan geri sattı. Bunu işiten Ömer (r.a.) pazarlığı dudurdu ve: «Satın aldığın gıda maddelerini teslim almadan önce satma» buyurdu

Muvatta-i Malik ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 1332

· · ·

Bize İshak b. İbrahim ve Abd b. Humeyd tahdis edip dediler ki: Bize Abdurrezzak haber verdi, bize Ma'mer, Zühri'den bu isnat ile haber verdi (H). Bize İshak b. İbrahim de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye haber verdi, bize Hişam b. Urve babasından tahdis etti. O Hakim b. Hizam'dan şöyle dediğini nakletti: Ey Allah'ın Resulü, cahiliye döneminde yapmış olduğum bazı işler vardı. -Hişam dedi ki: Yani bunları itaat ve iyilik olarak yapardım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen daha önce kendin için yapmış olduğun hayırlarla Müslüman oldun" buyurdu. Ben de: O halde cahiliye döneminde ne yaptımsa hiçbirisini bırakmaksızın mutlaka İslam'da da aynısını yapacağım, dedim

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 325

· · ·



Ben cahiliye döneminde iken akrabalık bağını gözetmek, köle azad etmek, sadaka vermek gibi ibadet kastı ile yaptığım birtakım işler vardı. Acaba onları yaptığım için benim onlarda bir ecrim olur muydu? Hakim dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sen daha önce geçmiş bulunan hayırıdan dolayı kazandığı hasenatın) üzere İslam'a girdin, buyurdu." Aynı şekilde Ebu'l-Yeman'den "etahannesu: ibadet ederdim" ibaresini "(peltek se yerine te ile): etehannetu" diye rivayet ettiği de söylenmiştir. Ma'mer, Salih ve İbnu'l-Misafir (peltek se ile): "etehannesu" demişlerdir. İbn İshak dedi ki: Tahannüs: İyilik kabul ettiği bir işi yapmak demektir. Hişam (İbn Urve), babasından diye bu açıklamayı yaparak ona (Hakim İbn Hizam'a) mutabaat etmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hakim İbn Hizam yoluyla gelen bir başka rivayette o da tehannüsü iyilik kabul edilen işleri yapmak olarak açıklamış bulunmaktadır. Bk. Fethu'I-Bari, X, 439; Ayni. XXII. 96. "Müşrik iken akrabalık bağını gözeten ve sonra da Müslüman olan kimse." Yani onun bu yaptığından sevap alması sözkonusu mudur? Buhari'nin bu konuda kesin bir ifade ile hükmü belirtmemiş olması, konu ile ilgili görüş ayrılığı bulunduğundan dolayıdır. Buna Zekat bölümünün baş taraflarında (1436.hadisin şerhinde) işaret edilmişti. Buna dair geniş açıklamalar ise İman bölümünde Ebu Said el-Hudri'nin rivayet ettiği: "Kişi Müslüman olup da İslam'a güzel bir şekilde bağlanırsa" diye naklettiği hadiste (Hadis no: 41'in şerhinde) geçmiş bulunmaktadır

Sahih Buhari ·Edep ve Ahlak (Edeb) ·Hadis 5992

· · ·

Hakîm İbn Hizam r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Alıcı ve satıcı birbirinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Şayet doğru olurlar ve gerçeği açıklarlar ise yaptıkları satış bereketli kılınır. Gerçeği gizler ve yalan söylerlerse satışlarının bereketi giderilir." 23 - باب: قول الله تعالى: {يا أيها الذين آمنوا لا تأكلوا الربا أضعافا مضاعفة واتقوا الله لعلكم تفلحون} /آل عمران: 130/. 23- Yüce Allah'ın: Ey İman Edenler Kat Kat Arttırılmış Olarak Faiz Yemeyin' Sözü

Sahih Buhari ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 2082

· · ·

Abdurrahman İbn Abdu'l-kari şöyle anlatır: Ömer İbn el-Hattab r.a.'ı şöyle derken işittim: Hakim İbn Hizam'ın oğlu Hişam'ı, Furkan suresini benim okuduğumdan farklı bir şekilde okurken işittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sureyi bana okutmuştu. Neredeyse onu hemen durduracaktım. Fakat tamamlaması için biraz mühlet tanıdım. Sonra hemen ridasından tutup Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürerek, "Ben bu adamı, senin bana okuttuğundan farklı bir şekilde Kur'an okurken işittim" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "Onu bırak" dedi. Ona da, "Oku" buyurdu. Adam okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Kur'an bu şekilde indirildi" buyurdu. Sonra bana "Oku" dedi. Ben de okudum. Bana da "Kur'an bu şekilde indirildi. Muhakkak ki Kur'an yedi harf üzere indirildi, hangisi kolayınıza geliyorsa öyle okuyun" buyurdu. Tekrar:

Sahih Buhari ·Hususumat (Anlaşmazlıklar) ·Hadis 2419

· · ·

Hakîm İbn Hizam r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakletmiştir: Alıcı ve satıcı birbirinden ayrılmadıkları sürece muhayyerdir

Sahih Buhari ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 2108

· · ·

Hakim İbn Hizam şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, Ey Allah'ın Resulü Cahiliyye dönemirnde iken yaptığım akraba ziyareti, köle azadı ve sadaka vermek gibi iyiliklerden dolayı bana sevap var mı" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Yaptığın hayırlar sayesinde Müslüman oldun" buyurdu

Sahih Buhari ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 2220

· · ·

Hakim İbn Hizam r.a.'dan nakledilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'dan istedim ve bana verdi. Tekrar istedim, yine verdi. Sonra bana şöyle buyurdu: "Hakim! Bu mal var ya yeşil/iktir, tatlıdır. Gönül zenginliği ile alan için bereketli olur. Kendi yararını düşünerek alan için bereketsiz olur. Böyleleri, yiyip doymayana benzerler. Üstteki el alttaki elden (veren el alan elden) üstündür." Bunun üzerine ben "Ey Allah'ın Resulü! Seni Hak Nebi olarak gönderene yemin ederim ki dünyadan ayrılıncaya kadar bundan böyle kimsenin malını eksiltmeyeceğim" dedim. (Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra) Ebu Bekir radıyallahu anh bir şeyler vermek için Hakim'i çağırırdı ama o, kabul etmekten kaçınırdı. Sonra Ömer, bir şeyler vermek için çağırdı, ondan da kabul etmedi. Bunun üzerine Ömer (r.a.) "Müslümanlar!" dedi, "Ben Hakım'e Allah'ın kendisi için ayırdığı ganimet payını almasını teklif ediyorum ama o, almamakta diretiyor" dedi. Hakim, Hz. Nebi'den sonra vefat edinceye kadar kimseden bir şey almadı

Sahih Buhari ·Vasiyetler (Vesaya) ·Hadis 2750

· · ·

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Abdullah b. Numeyr, Hişam b. Urve'den tahdis etti. O babasından rivayet ettiğine göre Hakim b. Hizam cahiliye döneminde yüz köleyi hürriyetine kavuşturdu, yüz deve yükünü tasadduk etti sonra da İslam (dönemin)de de yüz köleyi hürriyetine kavuşturdu ve yüz deve yükünü de tasadduk etti. Sonra Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldi ve diğerlerinin hadisine yakın olarak hadisi zikretti. Diğer tahric: Buhari, 1369, 2107, 2401, 5646; Tuhfetu'I-Eşraf, 3432 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ: (319-322 numaralı hadisler:) Bu babta Hakim b. Hizam (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: "Cahiliye döneminde ibadet kastıyla yaptığım birtakım hususlar hakkında ne dersin ... Sen daha önce yaptığın hayırla Müslüman oldun." Hadiste geçen "tehannüs" yine hadiste tefsir edildiği gibi, teabbud etmek, ibadet etmek demektir. (321) Diğer rivayette ise bunu (Hişam) teberrur yani itaat ve iyilik olan işler diye tefsir etmiştir. Dilbilginleri der ki: Tehannüs aslında bir kimsenin kendisiyle günahtan çıkıp, kurtulduğu bir iş yapması demektir. Çünkü hıns günah demektir. Teessum, teharruc ve teheccüd de aynı anlamdadır. Yani bir kimsenin günahtan, harecden ve hücliddan (günahtan) kurtulabildiği bir iş yapması anlamındadır. Hasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem}'in: "Sen geçmişte yaptığın hayırlarla Müslüman oldun" buyruğunun anlamı ile ilgili farklı açıklamalar yapılmıştır. İmam Ebu Abdullah el-Mazeri der ki: Bunun zahiri, konu ile ilgili asıl kaidelerin gerektirdiği hükme muhalifiir, çünkü kMirin yüce Allah'a yakınlaştırıcı bir amelde bulunması sahih değildir. Yaptığı itaat dolayısıyla ona sevap verilmez. Bununla birlikte -benzeri halde imanda olduğu gibi- Allah'a yakınlaşması sözkonusu olmaksızın itaat edici olması sahihtir. Çünkü o emre uygun olması bakımından bu işinde itaat etmiş olur. Bize göre de itaat emre uygunluktur fakat bu amelleriyle Allah'a yakınlaşmış olmaz. Çünkü AIlah'a yakınlaşacak kimsede aranan şartIardan birisi de kendisine yakınlaşacağı zatı bilip, tanıyan birisi olmasıdır. Fakat o bu işleri yaptığı sırada henüz yüce Allah hakkında sahip olması gereken bilgiyi elde etmiş değildi. Durum böyle olduğuna göre hadisin tevil edilmesi gereken bir hadis olduğu anlaşılmaktadır. Bu tevilin de birkaç şekilde olma ihtimali vardır: 1- Sen güzel birtakım karakterler kazandın ve sen İslam'a girdikten sonra da bu karakterlerden yararlanacaksın. Alıştığın bu adetIerin senin için (Müslüman olduktan sonra) hayır işlemene bir hazırlık ve bir yardımcı olacaktır anlamında olması. 2- Sen bu yolla güzel bir ün kazandın (2/140). Müslüman olduktan sonra da bu güzel namın kalmaya devam edecektir. 3- Daha önce işlemiş olduğu güzel fiilleri sebebiyle İslam'da yapmış olduğu hasenatının arttırılması ve ecrinin çoğalması da uzak bir ihtimal değildir. İlim adamları eğer hayırları işleyen birisi ise, kMir hakkında bundan dolayı cezasının hafifletileceğini söylediklerine göre bu amellerinin ecrinin arttırılması da uzak bir ihtimal değildir. el-Maziri (rahimehullah}'ın sözleri burada bitiyor. Kadı Iyaz (rahimehullah) dedi ki: Bunun, senin daha önce yapmış olduğun hayırların bereketiyle yüce Allah sana İslam'a hidayet vermiştir anlamında olduğu da söylenmiştir. işinin baş taraflarında kendisinden bir hayır zuhur eden bir kimsenin bu hali sonrasının da mutIu olacağına, akıbetinin de güzelliğine bir delildir. Bu da Kadı iyaz' ın ifadeleridir. ibn Battal ve daha başka muhakkiklerin kanaatine göre hadis zahiri üzeredir. KMir Müslüman olup da İslam üzere ölürse küfrü halinde yapmış olduğu hayırları karşılığında da ona sevap verilir. Bu kanaatierine Ebu Said el-Hudri (r.a.)' ın rivayet ettiği şu hadisi delil gösterirler: Hasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem} şöyle buyurdu: "Katir Müslüman olup, İslam'a güzel bir şekilde bağlanırsa yüce Allah ona ondan önceki her iyiliğini yazar ve ondan önceki her kötülüğünü de siler. Bu iyilikten sonraki ameli de ona on mislinden itibaren yedi yüz katına varıncaya kadar sevap yazılır. Günah ise ancak misli ile yazılır. Aziz ve celil olan Allah'ın onu affetmesi hali de müstesnadır." Bu hadisi Darakutni, İmam Malik' in garip hadisleri arasında zikretmiştir. Ayrıca bunu kendisinden dokuz ayrı yoldan rivayet etmiştir. Bu rivayet yollarının hepsinde de katirin İslam'a güzel bir şekilde bağlanması halinde müşrik iken işlemiş olduğu her bir hasenenin Müslüman oluşu halinde kendisine yazılacağını ifade etmektedirler. (2/141) İbn Battal (rahimehullah) hadisi zikrettikten sonra şunları söyler: Allah-u Teala kullarına dilediği şekilde lütuf etmek hakkına sahiptir. Hiç kimsenin ona itiraz etme yetkisi yoktur. Bu da Resulullah (sallall€ı.hu aleyhi ve sellem} 'in Hakim b. Hizam (radıyall€ı.hu anh)'a: "Sen geçmişte işlemiş olduğun hayırlar ile birlikte Müslüman oldun" demesine benzer. Allah en iyi bilendir. Fukahanın; katirin hiçbir ibadeti sahih değildir, eğer Müslüman olsa onun o ibadetlerinin değeri yoktur, sözlerinden maksatları ise, dünya ahkamı bakımından bunların onun lehine sayılmayacağından ibarettir. Yoksa bu sözlerinde ahiret sevabıyla alakah bir husus yoktur. Bir kimse bu hususta açık ifade kullanmaya kalkışarak, eğer Müslüman olursa ahirette onun bu amellerine sevap verilmez, diyecek olursa bu sahih sünnetle onun dediği reddedilir. Diğer taraftan dünya ahkamı bakımından da kafirlerin birtakım fiilleri değerlendirilebilir. Fakihler şöyle der: Kafirin zihar yahut başka bir kefareti yerine getirmesi icab edip de kafir iken bu kefarette bulunmuşsa, bu onun için yeterlidir. Müslüman olması halinde bunu tekrar yerine getirmesi vacip değildir. Fakat Şafii mezhebi alimleri -Allah'ın rahmeti onlara olsun- kafir iken cünüp olup, guslederse sonra da Müslüman olursa o guslünü yeniden yapması icap eder mi etmez mi meselesinde ihtilaf etmişlerdir. Bazı mezhep alimlerimiz aşırıya kaçarak katir her kimsenin gusül, abdest ve teyemmüm gibi her türlü taharet işlemi caizdir. Müslüman olması halinde de onlarla namaz kılabilir. Allah en iyi bilendir. Babtaki lafızlarla ilgili açıklamalara gelince "yüz köleyi hürriyetine kavuşturdu ve yüz deve yükünü tasadduk etti" sözlerinin manası bunları sadaka verdiğidir. (320) Hadisin senedinde Salih, İbn Şihab'dan, o Urve'den rivayeti sözkonusu edilmektedir. Bunların üçü de birbirinden rivayet nakleden tabiidir. Bunun benzerlerini daha önceden de zikretmiştik. Senette sahabi Hakım b. Hizam (r.a.) vardır. Kabe'nin içinde dünyaya gelmiş olması onun menkıbelerindendir. Bazı ilim adamları: Bu hususta bir başkasının onun gibiolduğu bilinmemektedir. Alimler der ki: Onunla ilgili haberlerin ilginç olanlarından birisi de şudur: O cahiliye döneminde altmış yıl, İslam'da da altmış yıl yaşadı. Mekke'nin fethedildiği yıl Müslüman oldu, Medine'de 54 yılında vefat etti. Böylelikle İslam'dan maksat İslam'ın ortaya çıkıp, yayılması zamanından itibaren demek olur (2/132). Allah en iyi bilendir

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 326

· · ·

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkîd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Süfyân, Zührî'den, o da Urvetü'bnü Zübeyr ile Saîd'den, onlar da Hakîm b. Hizâm'dan naklen rivayet etti. Hakim şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den istedim, (istediğimi) verdi. Sonra (tekrar) istedim yine verdi. Sonra (tekrar) istedim yine verdi. Sonra şöyle buyurdu: «Hakikaten şu mal yeşil ve tatlıdır. Binâenaleyh onu her kim gönül hoşluğu ile alırsa o malda kendisine bereket verilir. Her kim de ona göz dikerek alırsa o malda kendisine bereket verilmez ve yiyip de doymayan kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır.» İzah için buraya tıklayın

Sahih Müslim ·Zekat ·Hadis 2387

· · ·

Hakim İbn Hizam şöyle anlatmıştır: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den istedim, o da bana verdi. Sonra yine istedim, o da bana verdi. Sonra yine istedim, yine verdi. Bundan sonra "Bu mal" buyurdu. Belki de ravi Süfyan, Hakim şöyle dedi demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana "Ya Hakimi Şüphesiz bu mal caziptir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliğiyle, hırs olmaksızın alırsa o mal kendisi için bereketli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile alırsa mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip yiyip de hiç doymayan kimse gibi olur. Yukarıdaki el (veren) aşağıdaki elden (alan) hayırlıdırı" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zuyyine = çekici kılındı, süslendi" fiili hakkında şu açıklama yapılmıştır: Bunu yapan failin gerçekte Allahu Teala olduğu bilindiği halde süsleyen ve çekici kılanın açıklanmamasındaki hikmet, o sözcüğün süsleme fiilinin nispet edilmesinin mümkün olduğu akla gelebilecek herkesi kapsamasını sağlamaktır. Asıl fail Allahu Teala'tır. Çünkü dünyayı ve içindekileri yoktan var eden, yararlanmaya hazır kılan ve kalpleri bunlara meyilli olarak yaratan Allah 'tır. Çekici kılma kavramına nefsin telkini ve şeytan ın vesvesesi de girsin diye "et-tezyin" kelimesi ile buna işaret edilmiştir. Çekici kılmanın Allahu Teala'a nispet edilmesi yaratma, takdir ve hazırlama itibariyledir. Aynı fiilin şeytana nispet edilmesiise Allahu Teala'ın ona nefsinin telkininin kendisinden kaynaklandığı vesvesi ile Adem oğluna musallat olma gücü vermesi itibariyledir. İbnü't-Tıyn şu açıklamayı yapmıştır: Ayet-i kerimede "nefsani arzular"a kadınlarla başlanması, erkekleri baştan çıkaran şeylerin en güçlüsünün onlar olmasındandır. "Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım" hadisi de bu doğrultudadır. İbnü't-Tıyn şöyle der: Kadınların süslü gösterilmesi, erkeklerin onları beğenmesi ve kendilerine itaat etmeleri demektir. "Hz. Ömer 'Allah'ım! Biz ancak senin bizler için süslediğin şeylerle ferahlanmaya muktedir oluruz. Allah'ım! Ben senden malı haklı yerinde harcamama muvaffak kılmanı dilerim' demiştir." Bu haber, ayet-i kerimede sözü edilen "tezyinırin gerçek failinin Allah olduğuna ve bunların süslü gösterilmesinden maksadın Adem oğlunun kalplerine güzel gösterilmesi ve insanların bu karakterde yaratılmış olmasına işaret etmektedir. Ancak insanlardan yaratıldığı bu karakter üzere devam edip, bu şehvetlere dalan kimseler kınanmışlardır. Bunların içerisinde bu konudaki emir ve yasağa riayet eden, kendisine çizilen sınırı aşmayıp o noktada kalan kimseler vardır. Bu, Allah'ın ona nasip ettiği başarı sayesinde nefsi mücahede ile olmuştur. Kınama bu gibi kimseleri kapsamaz. İnsanların arasında bu seviyeden daha yukarıya yükselip, sözkonusu şehevi şeyleri elde etme imkanı bulmuşken ona eğilim duyduğu ve eline geçirebildiği halde bundan yüz çevirip, zühd içinde olanlar vardır ki işte bu da övülmüş bir makamdır

Sahih Buhari ·Kalp Yumuşatıcı Şeyler (Rikak) ·Hadis 6441

· · ·

Bize Hasan el-Hulvani ve Abd b. Humeyd tahdis etti. -el-Hulvani bize, Abd bana dedi- Yakub -ki o İbn İbrahim b. Sa'd'dır- tahdis etti. Bize babam Salih'ten tahdis etti. O İbn Şihab'dan: Bana Urve b. Zubeyr'in tahdis ettiğine göre Hakım b. Hizam kendisine şunu haber vermiştir: O Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e sordu: Ey Allah'ın Resulü, cahiliye döneminde iken ibadet kastı ile yaptığım sadaka vermek, köle azad etmek yahut akrabalık bağını gözetmek gibi hususlar hakkında ne dersin? Bunlarda (bana ecir var mıdır?) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen geçmişte yapmış olduğun hayırlarla Müslüman oldun" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 1369, 2107, 2401, 5646; Tuhfetu'I-Eşraf

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 324

· · ·

Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Amr b. Alî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd ile Abdurrahmân b. Mehdî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Ebu'l-Halîrden, o da Abdullah b. Hâris'den, o da Hakîm b. Hizâm'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Alış veriş yapanlar birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Eğer doğru söyler ve (her şeyi) beyân ederlerse satışlarında kendilerine bereket verilir; yalan söyler ve (hakikati) gizlerlerse satışlarının bereketi gider.» buyurmuşlar

Sahih Müslim ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 3858

· · ·

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: “Sizden birinizin sabahleyin ormana giderek sırtında odun getirmesi ve onun parasını harcaması ve insanlara muhtaçlıktan kurtulması, versin vermesin bir kimseden istemekten daha hayırlıdır. Çünkü yüksekteki veren el alttaki alan elden daha hayırlıdır. Harcamaya, geçimini üstlendiğin kimselerden başla.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Zekat; Müslim, Zekat Tirmîzî: Bu konuda Hakîm b. Hızâm, Ebû Saîd el Hudrî, Zübeyr b. Avvam, Atıyye es Sa’dî, Abdullah b. Mes’ûd, Mes’ûd b. Amr, İbn Abbâs, Sevbân, Ziyâd b. Hâris es Sudaî, Enes, Hubşî b. Cünade, Kabîsa b. Muhârik, Semure ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Hureyre hadisi hasen sahih garibtir. Bu hadisin garib oluşu Beyan’ın, Kays’tan rivâyeti sebebiyledir

Tirmizi ·Zekat ·Hadis 680

· · ·

Hakîm b. Hizâm'dan rivayet edildiğine göre o (Hz.Nebi'e): Ya Rasûlallah! Birisi bana geliyor ve yanımda olmayan bir şeyi (satmamı) istiyor. Onu (ona satmak) için çarşıdan alayım mı? dedi. Rasûlallah (s.a.v.): "Hayır, yanında olmayan bir şeyi satma" buyurdu

Ebu Davud ·Ücret (İcaret) ·Hadis 3503

· · ·



Alî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdî rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm, Ebu't-Teyyâh'dan rivayet etti. Demişki: Abdullah b. Hâris'i, Hakîm b. Hizâm'dan, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet ederken dinledim. Müslim b. Haccâc der ki: «Hakîm b. Hizam Kâ'be'nin İçinde doğmuş ve yüz yirmi sene yaşamıştır.»

Sahih Müslim ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 3859

· · ·

Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şıhap'tan naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Urvetü'bnü'z-Zübeyr haber verdi onada Hakîm b. Hizam haber vermiş kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Cahiliye döneminde iken ibadet kastıyla yaptığım bazı işlerim vardı. Ne dersin benim onlardan bir faydam olur mu diye sormuş, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de ona: "Sen geçmişte yaptığın hayırlarla Müslüman oldun" buyurmuştur. Tehannus, taabbud (ibadet etmek) demektir. Diğer tahric: Buhari, 1369, 2107, 2401, 5646; Tuhfetu'I-Eşraf

Sahih Müslim ·İman ·Hadis 323

· · ·

Hakîm b. Hizam (r.a)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.) onu, bir dinar ile kendisi için bir kurban almak üzere gönderdi. Hakîm bir dinara bir kurban aldı ve o kurban'ı iki dinara sattı. Sonra da Rasûlullah (s.a.v.) için bir dinar'a (başka) bir kurban satın aldı. Bir dinarı da Hz. Nebi'e (s.a.v.) getirdi. Efendimiz o parayı sadaka olarak verdi ve Hakîm'e ticaretinin bereketli olması için dua etti

Ebu Davud ·Alışveriş (Büyu') ·Hadis 3386

· · ·

Bize Muhammed b. Beşşâr ile Muhammed b. Hatim ve Ahmed b. Abde toptan Yahya El-Kattan dan rivayet ettiler. îbni Beşşâr (Dediki): Bize Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Osman rivayet etti (Dediki): Ben, Mûsâ b. Talhâ'yı rivayet ederken dinledim, ona da Hakim b. Hizam rivayet etmiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: Sadakanın efdalı yahut sadakanın en hayırlısı , geriye artan maldan verilendir. Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır. Sen (sadakaya) nafakasını vermekte olduğun kimselerden başla.» İzah için buraya tıklayın

Sahih Müslim ·Zekat ·Hadis 2386