Bana Abdulmelik b. Şuayb b. Leys b. Sa'd tahdis edip dedi ki: Bana babam dedemden tahdis etti dedi ki: Bana Ukayl b. Halid tahdis edip dedi ki: İbn Şihab dedi ki: Bana Ebu Bekr b. Abdurrahman b. Haris b. Hişam'dan Ebu Hureyre' den şöyle dediğini haber verdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zina eden, zina etmez" buyurdu ve hadisi aynen nakletti. Yağmayı da zikretmekle birlikte "değerli şey" ibaresini zikretmedi. İbn Şihab dedi ki: Bana Said b. el-Müseyyeb ve Ebu Selemee b. Abdurrahman, Ebu Hureyre'den tahdis etti. O Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den Ebu Bekr'in rivayet ettiği bu hadisi aynen -yağma dışında- rivayet etti
Sahih Müslim
·İman
·Hadis 203
· · ·
Bize Ahmed b. Abdillâh b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm haber verdi. Ona da Ömer b. Abdilâziz, ona da Ebû Bekr b. Abdirrahman b. Haris b. Hişâm haber vermiş, ki Ebû Bekr, Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu (yahut şöyle buyururken işittim) : «Bir kimse İflâs eden bir adamın veya iflâs eden bir insanın) elinde İken malına olduğu gibi yetişirse, o mal için o kimse başkasından daha haklıdır.»
Sahih Müslim
·Müsakat (Bahçe Ortaklığı)
·Hadis 3987
· · ·
Bana Muhammed b. Mihran er-Razi de tahdis edip dedi ki: Bana İsa b. Yunus haber verdi. Bize el-Evzai, ez-Zührl'den tahdis etti. O İbnu'l-Müseyyeb, Ebu Selemee ve Ebu Bekr b. Abdurrahman b. Haris b. Hişam'dan, o Ebu Hureyre'den, o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den, Ukayl'in ez-Zührl'den, onun Ebu Bekr b. Abdurrahman'dan, onun Ebu Hureyre'den diye rivayet ettiği hadisi aynen rivayet etti ve yağmayı sözkonusu etmekle birlikte "değerli" ibaresini söylemedi. Diğer tahric: İbnu'l-Müseyyeb ve Ebu Selemee'nin rivayet ettikleri hadisi Müslim yalnız başına rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 13191, 15202. Ebu Bekr'in rivayet ettiği hadisin tahric bilgisi ise 200 ile aynı
Sahih Müslim
·İman
·Hadis 204
· · ·
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm b. Süleyman ki îbni İkrime b. Hâlid el-Mahzûmî'dir îbni Cüreyc'den rivayet etti. (Demişki): Bana İbni Ebî Hüseyn rivayet etti. Ona da Ebû Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm haber vermiş; ona da Ömer b. Abdilâzîz, Ebü Bekr b. Abdirrahmân'ın badîsindeıi, o da Ebû Hureyre'nin hadîsinden, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen, malından olan bir kimsenin elinde meta' bulunduğu zaman (ne yapılacağı) hakkında rivayette bulunmuş; ama elde bulunan malın o malı satan sahibine mahsus olduğunu ayırmamıştir
Sahih Müslim
·Müsakat (Bahçe Ortaklığı)
·Hadis 3989
· · ·
Ebu Seleme b. Abdurrahman b. Avf der ki: Ebu Hureyre (r.a.) bize namaz kıldırır, eğilirken ve doğrulurken tekbir alırdı. Namazdan sonra: « Vallahi namazı, Resulullah'ın namazına en çok benzeyen benim,» dedi. Diğer tahric: Buharî, Ezan; Müslim, Salat
Muvatta-i Malik
·Namaz (Salat)
·Hadis 165
· · ·
Abdurrahman b. Haris b. Hişam (r.a)'ın babasından naklettiğine göre Asi' b. Hişam öldü ve geride üç oğlunu bıraktı. Bunların ikisi anne baba bir diğeri baba bir kardeşti. Anne baba bir kardeşlerden biri öldü ve geride mal ve azad edilmiş köleler bıraktı. Anne baba bir kardeşi bu mala ve azad edilmiş kölelerin vela hakkına varis oldu. Sonra bu çocuk öldü, geride bir oğlu, bir baba ve bir kardeşini bıraktı. Oğlu şöyle dedi: "Babamın hissesine düşen mal ve azad edilmiş kölelerin vela hakkı benim hisseme düşmüştür." Kardeşi de: "Hayır öyle değil, senin hissene sadece mal düşmüştür. Azadlı kölelerin vela hakkı sana düşmemiştir. Kardeşim bugün ölseydi ben ona varis olamaz mıydım? Kendi aralarında anlaşamayınca Osman b. Affan'ın huzurunda mahkeme oldular. O da azadlı kölelerin velasının kardeşine düştüğüne karar verdi." (Sadece İmam-ı Maıik'in Muvatla'ında geçmektedir)
Muvatta-i Malik
·Azat Etme ve Vela
·Hadis 1485
· · ·
Bize Süleyman b. Dâvûd haber verdi. Bize Abdullah-yani İbn Vehb- haber verdi. Bana Yunus, İbn Şihâb'tan naklen şöyle dedi: Bana Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm haber verdi ki: Rasûlullah (s.a.v.)... Ravi, Mâlik'in (3520.) hadisinin manasını zikretti ve; "Eğer, onun parasından bir şey ödemişse o (satıcı) malda (öteki) alacaklılarla eşittir" (sözünü) ilâve etti
Ebu Davud
·Ücret (İcaret)
·Hadis 3521
· · ·
Ebu Seleme b. Abdurrahman b. Avf der ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe (r.a.)'den guslü gerektiren şeyi sordum, şöyle cevap verdi: «Senin halin neye benzer biliyor musun, ey Ebu Seleme! Civciv misalidir. Tavukların sesini işitir; o da onlarla birlikte seslenir. Erkeğin cinsî organının sünnet kısmı, kadının cinsî organına girince gusül vacip olur.» Aynı hadis Aişe (r.a.)'den muttasıl olarak da rivayet olundu. Tirmizi, Tahare. Aynca bkz. Şeybanî
Muvatta-i Malik
·Taharet (Temizlik)
·Hadis 103
· · ·
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Huzeyfe b. Yemân, Osman b. Affân’a geldi, Osman Iraklılarla beraber Şamlıları Ermenistan ve Azerbeycan’ın fethi için savaşa hazırlanıyordu. Huzeyfe Kur’ân konusunda bazı ihtilaflar görmüş ve Osman b. Affân’a: Ey Mü’minlerin emiri! Dedi. Yahudi ve Hıristiyanların ihtilaf edip ayrılığa düştükleri gibi bu ümmette Kur’ân konusunda ihtilafa düşmeden yetiş ve yapman gerekenleri yap dedi. Bunun üzerine Osman, Hafsa’ya yazılmış tek nüsha olan o mushafı bize gönder çoğaltıp tekrar iade ederiz diye haber gönderdi. Hafsa mushafı Osman’a yolladı. Osman (radıyallahü anh)’de: Zeyd b. Sabit, Saîd b. Âs, Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm ve Abdullah b. Zübeyr’e bu mushaftan mushaflar çoğaltınız diye talimat verdi. Osman üç Kureyşliden oluşan bu ekibe Zeyd b. Sabit’le ihtilaf ettiğiniz yeri Kureyş lehçesine göre yazınız çünkü Kur’ân onların lehçesiyle inmiştir. Sonunda mushafları çoğalttılar. Osman (radıyallahü anh)’da o mushaflardan her birini belli merkezlere gönderdi. (Buhârî, Cihâd: 27) dedi ki: Hârice b. Zeyd, Zeyd b. Sabit’in bana şöyle söylediğini aktardı: Ahzab sûresinden bir ayeti aradım Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in onu okuduğunu işitmiştim (Ahzab sûresi 23. âyet) bu ayeti Huzeyme b. Sabit’in veya Ebû Huzeyme’nin yanında buldum ve sûrenin gerekli yerine koydum. dedi ki: O günlerde “tabût” ve “Tabûh” üzerinde ihtilaf etmişlerdi. Kureyşliler Tabût diyorlar. Zeyd b. Sabit ise Tabuh diyordu. Bu mesele Osman’a götürüldü. Osman da Tabût yazın çünkü Kur’ân, Kureyş lehçesiyle inmiştir dedi. diyor ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana şöyle anlattı: Abdullah b. Mes’ûd, Zeyd b. Sabit’in Mushafları yazma işinin başına getirilmesini pek hoş karşılamamış ve şöyle demişti. Ey Müslümanlar topluluğu ben Mushafları yazma işinden uzak tutulacağım ve bu işin başına başka bir adam mı geçecekti, vallahi o Zeyd b. Sabit kafir bir adamın sulbünde iken ben Müslüman olmuştum. Bu yüzden Abdullah b. Mes’ûd, Iraklılara şöyle konuşmuştu. Ey Iraklılar yanınızdaki Mushafları gizleyin onları saklı olarak bulundurun. Bakınız Allah, Âl-i Imrân 161. ayetinde; “Bir peygamberin ganimet malına hainlik etmesi olacak birşey değil, kim böyle bir hainlikte bulunursa, kıyamet günü hainlik ettiği o şeyin günahını yüklenerek gelir. Sonra herkese kazandığı tastamam verilir ve hiç haksızlığa uğratılmazlar.” Allah böyle buyuruyor. Siz de elinizdeki Mushaflarla Allah’a kavuşmuş olunuz. diyor ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ileri gelen bazı kimselerin İbn Mes’ûd’un bu konuşmalarını hoş görmedikleri bana ulaşan haberler arasındandır. Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadisi sadece Zührî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz
Tirmizi
·Tefsir
·Hadis 3104
· · ·
Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Bir adam, bir mal satsa ve bedelinden hiçbir şey almadan alıcı iflas etse; satıcı malının aynını bulursa onu almaya daha müstehaktır. Eğer (satıcı parasından bir şey almadan) müşteri ölürse malın sahibi (satan) diğer alacaklılarla eşittir.”
Ebu Davud
·Ücret (İcaret)
·Hadis 3520