Ebû Rafi’ (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) Mahzum oğullarından bir kişiyi zekat toplamak üzere gönderdi. Bu kimse Ebû Rafi’e: Bana arkadaş ol ki zekattan sende sebeplenirsin deyince; Ebû Rafi’, Rasûlullah (s.a.v.)’e gidip sormadan olmaz dedi ve Peygamber (s.a.v.)’e giderek durumu sordu bunun üzerine Peygamber (s.a.v.)’de şöyle buyurdular: “Bir toplumun hürriyetine kavuşturduğu azat edilmiş kölesi onların aile fertlerinden sayılır dolayısıyla bize ve size sadaka (zekat) almak helal değildir.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Zekat;Müslim, Zekat Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Rafi’, Peygamberimiz (s.a.v.)’in azat ettiği kölelerindendir. İsmi Eslem’dir. Ebû Rafi’nin oğlu Ali b. ebî Tâlib’in katibi Ubeydullah b. ebû Rafi’dir
Tirmizi
·Zekat
·Hadis 657
· · ·
…
Nevfel'in azatlı kölesi Ammar'ın haber verdiğine göre; Kendisi (Ali b. Ebû Talib'in kızı ve Hz. Ömer'in eşi) Ümmü Gülsüm'le (Ümmü Gülsüm'ün) oğlunun cenazesinde hazır bulunmuş. Çocuk, imam tarafına (Ümmü Gülsüm de çocuğun arka tarafına) konmuş (Ammar sözlerine devam ederek şöyle demiştir): Ben bu uygulamayı yadırgadım. Cemaatin içinde İbn Abbas'Ia Ebû Said el-Hudrî, Ebu Katade ve Ebû Hureyre (r.a) de vardı. (Onlar): "Sünnet (olan) budur" dediler
Ebu Davud
·Cenazeler
·Hadis 3193
· · ·
Ali b. Ebû Talib'den (rivayet edildiğine göre); “Nebi (s.a.v.) (önceleri) cenaze(ler) için ayağa kalkmış (ondan sonraları oturmuştur)
Ebu Davud
·Cenazeler
·Hadis 3175
· · ·
Abdûlmuttalib b. Rabia b. El-Haris b. Abdûlmuttalib(in) haber verdi(ğine göre), Rabia b. El-Haris ile Abbas . Abdil Muttalib, Abdulmuttalib b. Rabia ile Fadl b. Abbas'a -siz Rasûlullah (s.a.v.)'e varınız ve kendisine : "Ey Allah'ın Rasûlü gördüğün gibi biz (evlenecek) bir yaş'a geldik. Ve.evlenmek istiyoruz. Ey Allah'ın Rasûlü, sen insanların Allah'a en bağlı olanı akrabalık haklarına en çok riayet edenisin. Anne ve babalarımızda ise bizim için mehir olarak verebilecekleri bir şey yoktur. Binaenaleyh bizi zekatları toplamak üzere memur tayin ette, zekat memurlarının sana verdikleri gelirleri bizde verelim ve (buna karşılık) sadakalar(ı toplamanın ücretin)den (ve sadakaların dışında elde edeceğimiz hasılattan) biz de yararlanalım." demişler. (Abdulmuttalib b. Rabia, sözlerine devam ederek) dedi ki: Biz (babalarınızla) bu şekilde (konuşur) iken Ali b. Ebû Talib geliverdi. Bize - Hayır vallahi Rasûlullah (s.a.v.) sizden hiç bir kimse zekat memuru olarak tayin edilemez" buyurmuştu - dedi. Bunun üzerine (babam) Rabia Hz. Ali'ye "Bu da senin kıskançlığındandır. Sen Rasûlullah (s.a.v.)'in damatlığını elde ettin de biz bunu senden kıskanmadık" (sen ise bize kıskançlık yapıyorsun) dedi. Ali üzerine cübbesini alıp onun üzerine yattı ve: "Ben Hasan'ın babasıyım (kavmi içerisinde) tecrübeli bir kimseyim" Allah'a yemin olsun ki, çocuklarınız, kendilerini Nebi (s.a.v.)'e sormak üzere göndereceğiniz meselenin cevabını getirmedikçe (burada yatmaya) devam edeceğim, dedi. Abdulmuttalib (sözlerine devam ederek şöyle) dedi. "Bunun üzerine ben (bu meseleyi Hz. Peygambere sormak üzere) Fadl'la beraber yola koyuldum. (Hz. Peygamber'e tam) öğle namazında tesadüf ettik. Namaz başlamıştı. Namazı cemaatla kıldık. Sonra Fadl'la beraber Nebi (s.a.v.)'ın odasının kapısına koştum. Kendisi o gün Zeyneb bint Çahş'ın yanında (kalıyor) idi. Kapıda beklemeye başladık. Nihayet Rasûlullah (s.a.v.) geldi. Benim ve Fadl'ın kulağından tuttu ve: (Ağzınızda) "sakladığınızı çıkarın" (bakalım) dedi ve (içeri) girdi. Fadl'la benim de içeri girmemize izin verdi. Bir süre(Fadl'la ben) sözü (almayı) birbirimizden bekleştik. Sonra Hz. Nebi ile ben konuştum yahutta Fadl konuştu. (Ravi İbn Şihâb-Ez-Zühri dedi ki, bu hadisi bana nakleden) Abdullah bunda tereddüt etti. -(yani söze hangisinin başladığını kesin olarak hatirlayamadı. Abdulmuttalib sözlerine devam ederek şöyle) dedi. (Fadl) babalarımızın bize (sormamızı) emrettikleri meseleyi Hz. Nebi'ye anlattı. Rasûlullah (s.a.v.)'de gözünü tavana dikerek bir süre sustu. (Bu sükût) bize öyle uzun geldi ki biz hiç bir cevap vermeyecek zannettik. Nihayet bize perde arkasından eliyle işaret eden Zeyneb (validemiz)i gördük. (Bu işaretiyle bize) acele etmeyiniz (demek) istiyordu. Ve Rasûlullah (s.a.v.)'in bizim işimizle meşgul olduğunu (anlatmak) istiyordu. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) başını indirdi ve bize "Bu zekât insanların"(malının) kiridir. Muhammed'e ve onun ailesine zekat almak helâl değildir. Bana Nevfel b. el-Haris'i çağırınız' dedi. Nevfel b. El-Haris çağrıldı ve (O'na dönerek) "Ey Nevfel Abdulmuttalib'i (kızınla) evlendir" dedi. Bunun üzerine Nevfel beni (kızıyla) evlendirdi, sonra Nebi (S.A.V.): "Bana Mahmıyye b. Cûz'ü çağırın" dedi. Mahmıyye Zübeyd oğullarından bir adamdı. Ve Rasûlullah (s.a.v.) onu humusları toplamak üzere tahsildar tayin etmişti. Rasûlullah (s.a.v.) Mahmıyye'ye "Fadl'ı (kızınla) evlendir." buyurdu. Mahmıyye'de Fadl'ı (kızıyla) evlendirdi. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) (Mahmıyye'ye) "Kalk humus (gelirin)den şu iki genc'e şu kadar mehir (masrafı) ver" dedi. (Ravi İbn Şihab) dedi ki, "Abdullah b. Haris bana mehrin mikdarını söylemedi
Ebu Davud
·Haraç, Ganimet ve İdare
·Hadis 2985
· · ·
Muaviye r.a. dedi ki: "Sizler bir namaz kılıyorsunuz. Andolsun biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbet ettiğimiz halde onun böyle bir namaz kıldığını görmedik. Andolsun o bu ikisini --ikindiden sonra iki rekat namaz kılmayı kastetmektedir-- yasaklamıştı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Muaviye" b. Ebi Süfyan b. Harb b. Umeyye b. Abdi Şems olup, asıl adı Sahr'dır. Ebu Hanzala diye de künyelenir. Mekke fethedilmeden Önce Müslüman olmuştur. Annesi ve babası ise ondan sonra İslama girmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteliği (sahabeliği) olmuş ve ona katiplik yapmıştır. Kardeşi Yezid b. Ebi Süfyan'ın ölümünden sonra 19 h. yılında Ömer r.a. tarafından Dımaşk valiliğine atanmış ve bundan sonra Osman r.a.'ın halifeliği dönemine kadar bu görevi sürmüştür. Daha sonra Ali ve Hasen ile savaştığı döneme kadar da bu devam etmiştir. Daha sonra 41 h. yılında Müslümanlar ona itaat.üzere birleşmiş ve bu durum 60 yılında vefat ettiği zamana kadar böylece sürmüştür. Onun valiliği emirlik, savaş ve hükümdarlık dahil kesintisiz kırk yıldan fazla sürmüştür. "Yanında İbn Abbas'ın mevlası (azatlısı)" Kureyb "bulunduğu halde" "Ona ilişme, dedi" Yani onun hakkında bir şey söylemeyi ve onun yaptığına tepki göstermeyi bırak. "Çünküonun sahabeliği vardır." Yani o dayanaksız bir iş yapmaz. Bir Uyarı Buhari bu başlığı zikrederken fazilet ve menkıbe kelimesini kullanmayarak "zikru ذكر zikredilmesi" tabirini kullanmıştır. Çünkü fazilet bu başlıkta zikredilen hadisten anlaşılmamaktadır. Zira İbn Abbas'ın onun hakkında fakih ve sahabe oluşuna dair tanıklıkta bulunmasının zahiri ifadesi, pek çok fazilete delil teşkil etmektedir
Sahih Buhari
·Ashab-ı Kiram'ın Fazileti
·Hadis 3766
· · ·
Ali b. Ebû Talib (r.a) den demiştir ki: Kefen (seçmek) te pahalıcıhğa sapmayınız. Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v.)'i "Kefen hususunda pahalıcılık yapmayınız. Çünkü o, çabuk soyulur." derken işittim
Ebu Davud
·Cenazeler
·Hadis 3154
· · ·
Ubeydullah b. Abdullah'tan rivayet edilmiştir: Aişe r.anha şöyle demiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ağırlaşıp, ağrıları artınca eşlerinden bakımının benim odamda yapılması için izin istedi. Onlar da izin verdiler. İki kişi arasında kaldığı odadan çıktı, ayaklarını yerde sürüyordu. Abbas'la başka bir kişi arasındaydı. Ubeydullah şöyle demiştir: İbn Abbas'a, Aişe'nin bu sözünü söyledim. Bana "Aişe'nin adını vermediği kişinin kim olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Ben "Hayır" dedim. "Ali b. Ebu Talib'di" dedi
Sahih Buhari
·Hediyeler
·Hadis 2588