Abdurrahman bin Avf (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim, demiştir: «Biriniz (namaz kılarken) bir (rek'at mi) iki rek'at mi) üç (rek*at mi kıldığın) da şek edince kıldığını İki rek'at saysın. Ve üç (rek'at mi) dört (rek'at mi kıldığın) da şek ettiği zaman onu üç rek'at saysın. Sonra (bütün bu hallerde) namazından kalan (rek'atler)ı tamamlasın. Ta ki fazla kıldığında şüphesi olsun. Sonra selam vermeden önce oturduğu yerde iki secde etsin.» Diğer tahric: Tirmizi ve Ahmed bin Hanbel Müsned AÇIKLAMA 1210’da
İbn Mace
·Namaz ve Sünneti
·Hadis 1209
· · ·
Enes bin Malik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) Abdurrah-man bin Avf (r.a.)'in üzerinde (kadınlara mahsus güzel kokulardan) sufra (kokusunun) izini gördü ve (Ona): «Bu (koku izi) nedir?» veya «Nedir?» buyurdu. Bunun üzerine Abdurrahman bin Avf: Ya Resulullah! (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ben (mehir olarak) bir nevat (= çekirdek) ağırlığında altın üzerinde bir kadınla evlendim, diye cevap verdi. Bunun üzerine Efendimiz (Ona) : «Bir koyun (kesmek sureti) ile de olsun velime (düğün ziyafetini) ver.» buyurdu. Diğer tahric: Buharî, nikah, Müslim, nikah, Ebu Davud, nikah (2109); Tirmizî, nikah; Nesai, nikah; Darimî, nikah; Ahmed b. Hanbei, III, 227, 271, 274, 278. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
İbn Mace
·Nikah (Evlilik)
·Hadis 1907
· · ·
En-Nadr bin Şeyban (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben Abdurrahman (bin Avf'in oğlu Ebu Seleme (r.a.)'ya rastladım ve: Ramazan ayı hakkında babandan dinlediğin bir hadisi bana zikret, dedim. Ebu Seleme (r.a.): Peki. Babam bana anlattığına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan ayını anlatarak şöyle buyurmuştur: «(Ramazan ayı) öyle bir aydır ki Allah Teala, onun orucunu üzerinize farz kıldı. Ben de onun kıyamını gecelerini teravih (veya başka ibadetle ihya etmeyi) sünnet kıldım. Artık kim inanarak ve sırf Allah rızasını diliyerek orucunu tutar ve gecelerini teravih (veya başka ibadet) le ihya ederse, anası kendisini doğurduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur.»
İbn Mace
·Namaz ve Sünneti
·Hadis 1328
· · ·
Abdurrahman bin Avf (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Şüphesiz Allah ve melekleri ilk safftta duranlarla salat ederler.» Not: Bunun isnadının sahih ve ricaIinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
İbn Mace
·Namaz ve Sünneti
·Hadis 999
· · ·
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Riyâb bin Huzeyfe bin Saîd bin Sehm, Ma'mer'in kızı Ümmü Vâil el-Cümehiyye ile evlendi ve ondan üç erkek çocuğu oldu. Sonra çocukların annesi öldü. Oğlan çocuklar, annelerinin bir evine ve annelerinin âzadlılarının velâ hakkına mirasçı oldular. Daha sonra Amr bin el-Âs (r.a.) bu çocukları Şam'a götürdü. Çocuklar Amvâs vebâsında öldüler. Onların asabesi durumundaki Amr (bin el-Âs) onlara mirasçı oldu. Sonra Ma'mer'in oğulları gelip (halife) Ömer (bin el-Hattâb) (r.a.)'a müracaat ederek kızkardeşlerinîn velâ hakkı konusunda Amr'a dâvâcı oldular. Bunun üzerine Ömer (r.a.) : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim hadîsle aranızda hükmedeceğim. Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim, dedi: «Veled (çocuk) ve vâlid (baba veya annen) in elde ettikleri mîras hakkı, o (çocuğun veya babası ile annesi) nin olan asabesinindir.» Abdullah dedi ki: Ömer (r.a.), (bu hadîse dayanarak) Ümmü vâil'in velâ hakkının bize ait olduğuna hükmetti ve bizim için bu hükme dâir bir yazı verdi. Bu yazıda Abdurrahman bin Avf, Zeyd bin Sabit ve diğer bir zâtın şâhidliği de vardı. Nihayet Abdülmelik bin Mervân halîfe olduğu süre içinde Ümmü Vâil'in bir âzadlısı vefat etti ve iki bin dinar mâras bıraktı da (Ömer tarafından verilen) bu hükmün değiştirildiği haberi bana ulaştı. Ma'mer'in oğulları, yâni Ümmü Vâil'in erkek kardeşleri bu kere (velâ hakkı için) Hişâm bin İsmail'e müracaatla (bize) dâvâcı oldular. Hişâm da bizi (halife) Abdülmelik'e havale etti. Biz de Ömer (r.a.)'in yazılı hükmünü Abdülmelik'e götürdük. Abdülmelik: Ben gerçekten bu hükmün şüphe götürmez hüküm nevinden olduğu görüşünde idim. Medine-i Münevvere halkının durumunun bu hükümde tereddüd edebilecek dereceye ulaştığını sanmıyordum, dedi. Sonra Abdülmelik (de) Ümmü Vâil'in velâ hakkının bize âit olduğuna hükmetti. Biz bu ana kadar bu hakkımıza devam edegeldik
İbn Mace
·Feraiz (Miras Hukuku)
·Hadis 2732
· · ·
El-Muğire bin Şube r.a.’den: Şöyle söylemiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest'ini bozmak için dışarı çıktı. (Kaza-ı hacetten) sonra dönünce ben bir su kabı ile O’nu karşıladım. Ve suyunu dökmeye başladım, önce ellerini, sonra yüzünü yıkadı. Bundan sonra kollarını yıkamaya davrandı. Cübbesi(nin yeni)nin darlığı mani oldu. Bunun üzerine (mübarek) ellerini cübbenin altından çıkarıp yıkadı ve mestleri üzerine mesh etti. Sonra bizimle beraber namaz kıldı. AÇIKLAMA : Hadis, Buhari, Müslim, Nesai ve Ebu Davud tarafından muhtelif sözlerle uzun ve kısa metinler halinde müteaddit senetlerle rivayet edilmiştir. Ebu Davud'un uzun bir metin halindeki rivayetlerinin birisi şöyledir: Muğire bin Şu'be (r.a.)'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Tebuk savaşında bir gün fecirden önce Resulullah (s.a.v.) yoldan ayrıldı. Ben de O'nunla beraber ayrıldım. O, devesini çökerterek abdest bozmak için uzaklaştı. Sonra gelince ben su kabından eline su döktüm. Önce ellerini, sonra yüzünü yıkadı. Daha sonra kollarını açmak istedi. Cübbesinin yenlerinin darlığı engel oldu. Bunun üzerine kollarını içeri sokup cübbenin altından çıkardı da dirseklerle beraber kollarını yıkadı. Ve başını meshetti. Daha sonra mestleri üzerine meshetti. Sonra bineğine binerek Medine-i Münevvere'ye doğru yola çıktık. Nihayet halkı namaz kılarken bulduk. Namaz zamanı geldiğinde halk Abdurrahman bin Avf'ı imamlığa geçirerek sabah namazının bir rek'atını kılmış olarak bulduk. Resulullah (s.a.v.) müslümanların saffına katılarak Abdurrahman bin Avf'ın arkasında bir rek'at namaz kıldı. Sonra Abdurrahman selam verince Resulullah (s.a.v.) ikinci rek'atına kalktı. Müslümanlar Resul-i Ekrem'den önce bir rek'at namaz kılmakla acele etmek hatasına düştükleri endişesi ile çok tesbih etmeye başladılar. Resulullah (s.a.v.) selam verince cemaata: "Siz vakti gelince namaza durmakla isabetli hareket ettiniz. Veya iyi ettiniz.» buyurdu. Bu Ebu Davud'un rivayetinde olduğu gibi bir çok rivayette, Resul-i Ekrem'in söz konusu gün ve vakitte Abdurrahman r.a.'e- uyduğu belirtilmiştir. İbn-i Maceh'in buradaki rivayetinde ve Müslim'in bir rivayetinde; ... tabiri kullanılmıştır. Bu cümlenin zahirine göre manası şudur: "Nebi s.a.v. bize namaz kıldırdı.'' Bu hususu aydınlatmak için Sindi şöyle der: Bölümün zahirine göre Nebi s.a.v. onlara namaz kıldırmıştır. Halbuki olayın sabah namazında meydana geldiği ve Abdurrahman bin Avf'ın cemaata namaz kıldırdığı, Nebi s.a.v.'in ikinci rek'atta cemaate yetiştiği, Abdurrahman'a uyarak arkasında bir rek'at kıldığı ve imam'ın selamından sonra kalkıp bir rek'at daha kıldığı sabit ve meşhurdur. Bu itibarla bölümü şöyle yorumlamak mümkündür: ......= « ••• Peygamber bizimle beraber namaz kıldı.» Yahut da Peygamber aynı abdestle onlara o gün öğle namazını kıldırdığı ifade edilmek istenmiştir, denilebilir. EI-Menhel'de belirtildiği gibi şöyle bir soru hatıra gelebilir: Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet edilen sahih hadisle sabittir ki Resul-i Ekrem'in son hastalığında O'nun emri ile Hz. Ebu Bekir cemaate namaz kıldırmaya başladıktan sonra Nebi s.a.v. gelince Ebu Bekir geri çekilmek istemiş ve Peygamber'in işareti üzerine yerinde durmuştur. Nebi s.a.v. Ebu Bekr'in yanında oturunca Ebu Bekir kendi namazını O'nun namazına, cemaat da namazlarını Ebu Bekr'in namazına bağlamıştır. Ebu Bekr, böyle yaparken Abdurrahman bin Avf, Peygamber'in gelişinden sonra nasıl yerinde durup imamlığını devam ettirmiştir? Soruya şöyle cevap verilmiştir: Abdurrahman da Ebu Bekr gibi geri çekilmek istemiş fakat resul-i Ekrem öne geçmemiştir. Çünkü Abdurrahman cemaate bir rek'at kıldırmış idi. Cemaatın namazının tertibi bozulmasın diye Peygamber öne geçmeyi terketti. Fakat Ebu Bekir henüz bir rek'at kıldırmamış iken resul-i Ekrem geldi. Şöyle de cevap verilebilir: Abdurrahman bir rek'at kıldırdıktan sonra gelen resul-i Ekrem mesbuki sayılır. Bütün rek'atlerde imama yetişmeyen ve mesbuki diye fıkıhta anılan kimsenin imama yetişmediği rek'atleri nasıl kılmasının gerekeceğini Resul-i Ekrem fi'len de beyan etmek istemiş olabilir. Ve bunun için Abdurrahman'a uymuş olabilir. Şöyle bir soru hatıra gelebilir: Resul-i Ekrem, ikisine de geri çekilmemeleri için işaret buyurmuştur. Neden Ebu Bekir geri çekildi de Abdurrahman çekilmedi? Bunun cevabı şudur: Ebu Bekir, edeb yoluna gitmeyi vucub için olmayan emre uymaya tercih etmiştir. Abdurrahman ise emre itaat etmeyi tercih etmiştir. Şüphesiz Ebu Bekr'in prensibi daha mükemmeldir. Şöyle demek de mümkündür: Ebu Bekr Resul-i Ekrem'in iyileşerek camiye geldiğini görünce sevincinden kendini tutamayıp geri çekilmiş teolabilir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in üzerindeki cübbe Buhari'nin bir rivayetine göre Şam tarafından, Ebu Davud'un bir rivayetine göre Rum tarafından gelme idi. FIKHİ HÜKÜMLER : 389 nolu hadis ve yukarda tercemesini verdiğimiz Ebu Davud'un uzunca hadisinden çıkarılan hükümlerin bir kaçını aşağıya alalım: 1. Abdest bozmak isteyen kişi yoldan ve halktan uzaklaşmalıdır. 2. Liyakatlı olanlara hizmet etmek meşru'dur. 3. Abdest alırken başkasından yardım isternek caizdir. 4. YenIeri dar olan elbiseyi giyrnek caizdir. 5. Mestler üzerine mesh etmek caizdir. 6. Üstün zatın kendisinden aşağı olan kişiye namazda uyması caizdir. 7. Bazı rek'atlerde imama yetişememiş olan (mesbuki) kişinin namazını nasıl tamamlıyacağı hükme bağlanmıştır. 8. Namaz, ilk vaktin fazileti kaçırılmadan kılınmalıdır
İbn Mace
·Taharet ve Sünneti
·Hadis 389
· · ·
Ünımü Habibe bint-i Cahş (r.anha)'den: şöyle söylemiştir : Ben çok ve uzun zaman müstahaza oluyordum. Nihayet durumunu bildirmek ve fetva istemek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldim. O'nu kız kardeşim Zeyneb (bint-i Cahş) (r.anha)'nın yanında buldum. Ümmü Habibe (r.anha) dedi ki: Ben: Ya Resulallah! Sana ihtiyacım vardır, dedim. O: «Ey hentah ihtiyacın nedir?» diye sordu. Ben : Uzun süreli ve büyük istihaza görüyorum. Bu kan, benim namazıma ve orucuma mani oldu. Bu kan hakkında bana ne emredersin? diye sordum. O : «Ben sana pamuğun özelliğini anlatayım. Çünkü o, kanı giderir.» buyurdu. Ben: Kan çok fazladır, dedim. Bunun üzerine, Ravi Şerik'in (625 nolu) hadisinin benzerini buyurdu. Tahric: Ümmü Habibe (r.anha)'nın bu hadisini, Kütüb-i Sitte sahibIerinin hepsi, kısa ve uzun metinler halinde, rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : EI-Menhel yazarı: Kendisine Ümmü Habibe dendiği gibi Ümmü Habib de deniliyor. Adı Habibe'dir. Müslim'in rivayetinde belirtildiği gibi Abdurrahman bin Avf'ın nikahı altında idi. İbn-i Abdi'l-Berr'in dediğine göre Cahş'ın; Zeyneb, Ümmü Habibe ve Hamne adında üç kızı vardı. Zeyneb, Nebi (s.a.v.)'in zevcesi idi. Ümmü Habibe, Abdurrahman bin Avf'ın zevcesi idi. Hamne de Talha bin UbeyduIIah'ın hanımı idi. Hepsi müstahaza oluyorlardı. İbnü'l-Arabi'nin dediğine göre, Nebi (s.a.v.) zamanında müstahaza olan kadın beş tane idi Hamne bint-i Cahş, Kardeşi Habibe, Fatime bint-i Ebi Hubeyş, Sehle bint Ebi Süheyl ve Mu'minlerin annelerinden (Sevde). --- Nebi s.a.v.'in bir eşi Ümmü Habibe binti Ebi Süfyandır. --- Şerik'in rivayetinde Nebi (s.a.v.), şöyle buyurmuştur: ''Müstahaza kadın, hayız günlerinde namazı bırakır. Hayız günleri bitince ğusleder ve her namaz için abdest alır, oruç tutar, namaz kılar.'' Müslim'in bir rivayetinde Ümmü Habibe (r.anha)'nın her namaz için ğuslettiği bildirilmiş ve El-Leys bin Sa'd: .Şihab, Nebi. (s.a.v.) Ümmü Habibe'ye her namaz için ğusletme emrini verdi, dememiştir. Ümmü Habibe kendiliğinden bu işi yapmıştır, der. Müslim'in bir rivayetinde: ''...ğuslet ve namaz kıl.'' emri verilmiştir. Bu emrin, bir defa ğusletmek için mi, yoksa her namaz için mi olduğu hususunda bir açıklık yoktur. Bazı rivayetlerde, Nebi (s.a.v.)'in Ümmü Habibe'ye "Her namaz için yıkama'' emri verdiği, diğer bir kısım rivayetlerde: ''Her namaz için abdest alma'' emri verdiği görülmektedir. Bazıları bu hadisin Fatime binti Ebi Hubeyş (r.anha) hadisiyle neshedildiğini söylemişlerdir. Çünkü Aişe (r.anha) , Nebi (s.a.v.)'in vefatından sonra Fatima (r.anha) hadisiyle fetva vermiş ve Ümmü Habibe (r.anha) hadisine muhalefet etmiştir. Tahavi: Ümmü Habibe (r.anha)'nın hadisi Fatime binti Ebi Hubeyş (r.anha) hadisi ile mensuhtur, demiştir. Çünkü Fatime (r.anha)'nın hadisinde, her namaz için abdest alma emri var, ğusletme emri yoktur. İki hadisin arasında görülen ihtilafı bertaraf etmek için Ümmü Habibe (r.anha)'nın hadisindeki emri mendubluk için yorumlamak daha iyidir. Beyhaki de, Rabi' tariki ile Şafii'den rivayet ettiğine göre Şafii: Resul•i Ekrem (s.a.v.) Ümmü Habibe (r.anha)'ya ğusletmek ve namaz kılmak emrini vermiştir. Her namaz için ğusletme emri onun hadisinde yoktur. Şüphesiz onun ğuslü emredildiği için değil, taat olsun, diye yapılmıştır, demiştir. Ebu Davud'un bir rivayetinde; "Nebi (s.a.v.) Ümmü Habibe (r.anha)'ya her namaz için ğusletmeyi emretti... " Fıkrası vardır. EI-Menhel yazarı: ''Hadis hafızları bu fıkraya itiraz ederek Zühri'nin sika arkadaşları bu ilaveyi zikretmemişlerdir. Zühri'nin ravilerinden yalnız İbn-i İshak'ın rivayetinde bulunur. Bu nedenle Beyhaki: ''İbn-i İshak'ın rivayeti ğalattır. Çünkü Zühri'den yapılan bütün rivayetlere muhaliftir, demiştir.'' der. MUSTAHAZA HER FARZ iÇiN ABDEST ALIR'Ml? El-Menhel yazarı şu ma'lumatı verir: ''EI-Fetih,,'te: ''İstihaza kanının hükmü, abdestsizlik hükmü gibidir. Cumhur'un görüşüne göre müstahaza kadın, her farz namaz. için abdest alır ve bir abdestle birden fazla farz namaz kılamaz. Kaza namazı da vaktinde kılınan namaz gibidir. Yani bir abdestle birden fazla kaza namazı da kılamaz. Çünkü hadiste her namaz için abdest alma emri verilmiştir. Malikiler'e göre, her farz için abdest alması vacib olmayıp, müstahabtır. Başka nedenle abdesti bozulmadığı takdird.e istihaza kanının gelmesiyle yeniden abdest alması gerekmez. Ahmed ve İshak'a göre, her farz için ğuslederse daha ihtiyatlı davranmış olur. Hanefiler'e göre, abdest, namaz vaktine bağlıdır. Dolayısıyla müstahaza kadın bir vakit. namaz için aldığı abdest ile o vaktin farzı ile, vakit çıkmadıkça dilediği kadar kazaya kalmış namazlarını da kılabilir. Hadisteki ''Her namaz için abdest almak. emrinin manası, her namaz vakti için abdest almaktır. Ahmed ve İshak'ın bu yorumu, delile muhtaçtır.'' denilmiştir. Hanbeliler'in mezhebi, Hanefiler'in mezhebi gibidir. Delilleri ise Ebu Hanife (rahimehullah)'dan merfu' olarak rivayet olunan şu hadistir: ''Müstahaza kadın. her namaz vakti için abdest alır. El-Menhel yazarı, bu arada başka delilleri de zikreder
İbn Mace
·Taharet ve Sünneti
·Hadis 622
· · ·
Abdurrahman bin Avf (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yolculukta Ramazan orucunu tutan kimse, hazerde oruç tutmayan gibidir.» Ebu İshak: Bu hadis bir şey değildir, demiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadında inkıta' vardır. Ravi Usame bin Zeyd'in zayıf sayılması hususunda ittifak vardır. İbn-i Main ve Buhari'nin dediğine göre ravi Ebu Seieme bin Abdirrahman babasından hiç bir hadis işitmemiştir. Nesai bu hadisi Enes bin Malik (r.a.)'den merfu' olarak rivayet etmiştir. Bu Enes, Nebi (s.a.v.)'in hizmetçisi olan Enes bin Malik (r.a.) değildir, bir köledir
İbn Mace
·Oruç (Sıyam)
·Hadis 1666
· · ·
Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün: Faris (Iran) ve Rum hazineleri size fethedileceği zanum sizler nasıl bir kavim olacaksınız? diye sordu. Abdurrahman bin Avf (r.a.): Allah'ın bize emrettiği gibi söyleriz (yani hamd, şükür ederek nimetlerin artmasını dileriz), dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Veya başka şeyler (söylersiniz - yaparsınız yahut haliniz başka türlü olur). Biribirinize (maddiyat için) rekabet edersiniz, sonra hasedleşirsiniz (çekemezlik edersiniz), sonra biribirinize sırt çevirip ayrılırsınız, sonra biribirinize kin tutarsınız. Yahut buna benzer hale düşersiniz. Daha sonra muhacirlerln zayıflarına giderek bazılarını bazılarının boyunları üzerine kumandanlar edersiniz,» buyurdu. Diğer tahric: Müslim Zühd AÇIKLAMA 3997’de
İbn Mace
·Fitne
·Hadis 3996
· · ·
Enes bin Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zübeyr bin el-Avvâm ve Abdurrahmân bin Avf (r.a.)'a vücûdlanndaki uyuz hastalığı nedeniyle ipek gömlek giymelerine izin verdi
İbn Mace
·Libas (Giyim)
·Hadis 3592
· · ·
Ebu Seleme (r.a.) şöyle demiştir: "Zeyneb binti Ebi Seleme bana haber verdi ki; Abdurrahman bin Avf'in nikahı altında bulunan hanımından devamlı kan geliyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona her namaz vaktinde yıkanmasını ve namazını kılmasını emretti." (Yahya bin Ebi Kesir der ki: Ebu Seleme bana) haber verdi ki: Ümmü Bekr Aişe'nin şöyle dediğini söyledi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) temizlendikten (hayzı bittikten) sonra kendisini şüpheye düşüren bir şey (kan) gören kadın hakkında: "Bu ancak bir damar (kanı)dır." buyurmuştur." Ebu Davud derki: (Hayz geldiğinde namazı terk eder, babındaki) İbn Akil hadisinde; her iki emri (işi) birlikte zikrederek Kasım'in (aşağıda) dediği gibi "Eğer gücün yeterse her namaz için yıkan, aksi takdirde cem' et" demiştir. Bu söz (gücü yeterse her namaz için gusletmesi aksi halde cem' etmesi), Said bin Cubeyr tarafından, Hz. Ali ve İbn Abbas (r.anhuma)'dan rivayet edilmiştir. Diğer tahric: Ümmü Bekr'in rivayetini sadece İbn Mace tahric etmiştir
Ebu Davud
·Taharet (Temizlik)
·Hadis 293
· · ·
Abdurrahman bin Avf'ın oğlu İbrahim'in Ümmü Veledi (Humeyde)den rivayet edilmiştir. O; ResuluIIah (s.a.v.)'in hanımı Ümmü Seleme (r.anha) ya; Ben eteğini uzatan bir kadınım, pis yerlerde yürüyorum (ne yapmalıyım)? diye sordu. Ümmü Seleme (r.anha); Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu sonraki (temiz yerler) temizler" buyurdu diye cevap verdi. Diğer tahric: Tirmizi, tahare; İbn Mace, tahare; Dârimi, vudu; muvatta, tahare
Ebu Davud
·Taharet (Temizlik)
·Hadis 383