TR EN AR
← Tüm İsimler

Abdurrahman b. Semure

Ashab-ı Kiram — kg_varlik (run_id=3)

13 pasaj · sahabe
Bu isimler geçer

Abdurrahman b. Semure · Abdurrahman b. Semûre · Abdurrahman b. Semüre

Abdurrahman b. Semure (r.a.)'den; demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.)'in sağlığında ben ok atarken birden bire güneş tutuldu. Hemen okları (yere) attım ve (kendi kendime) "güneş tutulması bugün Resûlullah (S.A.V.)'e neler yaptıracak bakacağım" deyip doğru ona gittim. Peygamber (S.A.V.) ellerini kaldırmış tesbih, tahmid ediyor, tehlîl getiriyor ve dua ediyordu. Bu, güneş açılıncaya kadar devam et­ti. (Efendimiz) iki sûre okudu ve iki rekat namaz kıldı

Ebu Davud ·Yağmur Duası (İstiska) ·Hadis 1195

· · ·

Abdurrahman b. Semure'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah(s.a.v.) bana: "Ya Abdurrahman b. Semure! Bir şey üzerine yemin edip de başkasını o şeyden daha hayırlı gördüğünde o hayırlı olanı yap ve yeminine keffaret öde" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed'in, yemini bozmadan önce keffaret ödemeye ruhsat verdiğini duydum

Ebu Davud ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 3277

· · ·

Ebû Lübeyd'den; Dedi ki: Biz Abdurrahman b. Semure ile beraber Kabilde idik. Halk bir ganimete rastgeldi ve onu yağma ettiler. Derken (Abdurrahman) söze başlayıp; "Ben Rasûlullah sallalIahu aleyhi ve sellemi, yağmacılığı yasaklarken işittim." dedi. Bunun üzerine (Halk da) aldıkları malları geri verdiler ve (Abdurrahman) malları onlara bölüştürdü

Ebu Davud ·Cihad ·Hadis 2703

· · ·

Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Abdurrahman! İdarecilik isteme, istediğin halde böyle bir işin başına geçersen ağır sorumluluklarla baş başa ve kendi haline yalnız bırakılırsın. Eğer idarecilik sana istemeden verilirse bu işte sana yardım edilir yalnız kalmazsın. Bir şey üzerine yemin ederde başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürsen onu yap ve yemininin keffaretini öde.” (Ebû Dâvûd, Haraç: 2; Nesâî, Eyman: 14) Bu konuda Ali, Câbir, Adiyy b. Hatîm, Ebû’d Derdâ, Enes, Âişe, Abdullah b. Amr, Ebû Hüreyre, Ümmü Seleme ve Ebû Mûsâ’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Abdurrahman b. Semure hadisi hasen sahihtir

Tirmizi ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 1529

· · ·

İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v.) güneş ve ay tutulması esnasında Küsûf namazı kıldı, okudu sonra rükû’ a vardı sonra okudu tekrar rükû’ a vardı sonra okudu tekrar rükû’ a vardı sonra iki secde yaptı. İkinci rek’atı da aynen bu şekilde kıldı.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, İstiska; Nesâî, Küsûf Tirmîzî: Bu konuda Ali, Âişe, Abdullah b. Amr, Numân b. Beşîr, Muğîre b. Şu’be, Ebû Mes’ûd, Ebû Bekre, Semure, Ebû Musa el Eşarî, İbn Mes’ûd, Esmâ binti ebî Bekrinis Sıddık, İbn Ömer, Kabîsatel Hilalî, Câbir b. Abdillah, Abdurrahman b. Semure, Übey b. Ka’b’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Yine İbn Abbâs (r.a.)’den Rasûlullah (s.a.v.)’in dört rükû’lu ve dört secdeli olarak Kûsuf namazı kıldığı da rivâyet edilmiştir. Şâfii, Ahmed ve İshâk’ta bu görüştedirler. Tirmîzî: İlim adamları Kûsuf namazında okunacak şeyler hakkında değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Bir kısmı Kûsuf namazı gündüz kılınır ise okumanın sessiz olması görüşündedir. Bir kısmı da Cuma ve Bayram namazlarında olduğu gibi açıktan okunur demektedirler. Mâlik, Ahmed, İshâk açıktan okunması taraftarıdırlar. Şâfii ise açıktan okunmaz diyor. Her iki rivâyette Rasûlullah (s.a.v.)’den sahih olarak gelmiştir. Yine sahih olarak: Dört rükû’ dört secde rivâyeti de vardır. Aynı şekilde altı rükû’ dört secde şeklinde de rivâyet edilmiştir. İlim adamlarına göre bu namazı güneş ve ayın tutulma sürelerine göre uzatıp kısaltmak caizdir. Tutulma uzarsa altı rükû’, dört secde yapmak caiz olduğu gibi, dört rükû’, dört secde yaparak okumayı uzatmakta caizdir. Hadisçiler Güneş ve Ay tutulmalarında bu namazı cemaatle kılmak görüşündedirler

Tirmizi ·Sefer ·Hadis 560

· · ·



Muntasır da rivayet etti. (Husayf) dedi ki: "Peygamber (s.a.v.) tekbir getirince her iki saf da birlikte tekbir getirdi." Ebû Dâvud dedi ki: Bir önceki hadisi (Şerîk'in rivayet ettiği) mânâ ile Husayf tan es-Sevrîde rivayet etmiştir. Abdurrahman b. Semure de (korku namazını) böyle kılmıştır. Ancak (Semure'nin kıldırdığı korku namazında imama ikinci rekata yetişen ve) imamla bir rekat na­maz kılan grub, (imam) selâm verince (daha önce birinci rekatı imam­la beraber kılıp düşman karşısında beklemekte olan) arkadaşlarının yerlerine gitmişler, (bu sefer) onlar gelip kendi başlarına bir rekat kı­larak (selâm vermişler) ve öbürlerinin yanına giderek (imamın arkası­na gelmelerini) ve kendi başlarına bir rekat (daha) kılmalarını sağlamışlardır. Ebû Dâvûd dedi ki: Şu (bir önceki) hadisi bize Müslim b. İbra­him de Abdussamed b. Habîb'den nakletti. Abdussamed; babam, Ab­durrahman b. Semure ile birlikte Kâbul'e savaşa gittiklerini söyledi ve "Abdurrahman bize korku namazı kıldırdı" dedi

Ebu Davud ·Sefer Namazı ·Hadis 1245

· · ·

Abdurrahman b. Semure şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu: "Ey Abdurrahman! Görevi isteme! Zira görev sana talebin üzere verilirse onunla başbaşa bırakılırsın. Eğer istemeden verilirse bu görevde yardım görürsün. Bir şeye yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürsen o hayırlı işi işle ve yemininden dolayı kefaret ver!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "......... yani isteyerek. Hadisin manasına gelince, görev isteyen kimseye bu görev verildiğinde kişi hırsından dolayı o görevde yardım görmez. Hadisten hükümle ilgili bir şeyi talep etmenin mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Hadisteki "emirlik" kavramına yargı, hisbe ve benzeri görevler dahildir. Bu görevleri hırsla isteyen kimseye yardım edilmez. Ebu Davud'un Ebu Hureyre'den naklettiği şu hadis bu hükümle zahiren çelişmektedir: "Her kim Müslümanları yargılama görevini talep edip, bu göreve gelirse sonra adaleti zulmüne galip gelirse ona cennet vardır. Zulmü adaletine galip gelirse o kişi cehennemdedir. "(Ebu Davud, Akdıye) Bu iki rivayeti birbiriyle cem ve telif etmek mümkündür: Kişinin görevi talep etmesi nedeniyle kendisine yardım edilmemesinden göreve geldiğinde adil davranmayacağı hükmü çıkmaz, ya da buradaki "görev isteme"yi "içinden geçirme", oradakini "göreve getirilme" olarak yorumlamak mümkündür. Ebu Musa'nın rivayet ettiği bir hadiste "Bizler bir görevi onu hırsla isteyene vermeyiz" ifadesi geçmişti.(Buhari, Ahkam) Bundan dolayı onun karşıtı "işme=yardım etme" kelimesiyle ifade edilmiştir. Yaptığı işte Allah'tan yardım alamayan kimsenin bu iş için yeterliliği yok demektir. Dolayısıyla böyle bir kimsenin isteğine olumlu cevap vermek doğru değildir. Bilindiği üzere hiçbir görev meşakkatten hali değildir. Allah'tan yardım almayan kimse girdiği işte tehlikeli bir konuma düşer ve hem dünyası, hem de ahireti hüsrana uğrar. Aklı olan bir kimse esasen görev talebinde bulunmaz. Aksine yeterli olduğu takdirde ona bu görev kendisi istemese de verilir. Bu durumda sözleri dosdoğru olan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona yardım vaadinde bulunmuştur. Bundaki fazilet de kimsenin saklısı ve gizlisi değildir

Sahih Buhari ·Yargı Hükümleri (Ahkam) ·Hadis 7147

· · ·

Abdurrahman b. Hubab (r.a.)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v)’i gördüm, Tebük ordusuna bağışta bulunmaya insanları teşvik ediyordu. Osman b. Affân kalktı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah yolunda üzerinde palan ve teçhizatıyla yüz deve vermeyi üzerime alıyorum” dedi. Nebi (s.a.v) yine insanları orduya yardım için teşvik ediyordu. Osman b. Affân yine kalkıp: “İki yüz deveyi her türlü teçhizatıyla bu orduya vermeyi taahhüt ediyorum” dedi. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), yine teşvike devam etti. Osman yine kalktı ve: “Bu orduya her türlü teçhizatıyla üç yüz deveyi vermeyi taahhüt ediyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle diyerek minberden indiğini gördüm: “Bu bağışından sonra Osman ne yapsa zarar vermez. Bu harcamayı yaptıktan sonra Osman ne yapsa zarar vermez

” Diğer tahric: Müsned: 16099 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Bu hadisi sadece Seken b. Muğîre’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu konuda Abdurrahman b. Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir

Tirmizi ·Faziletler ·Hadis 3700

· · ·

Şu (bir numara önce 3182.) hadisi (Halid b. Haris ile İsa b. Yu­nus da) Uyeyne (b. Abdirrahman) dan (naklettiler ve bir önceki hadis'i şerifte anlatılan hadisenin) Abdurrahman b. Semure'nin cenazesinde (meydana geldiğini ve Uyeyne b. Abdurrahman'ın; Ebû Bekre sünneti terketmelerinden dolayı tehdid için elindeki) kamçıyı uzatarak katırıyla halkın üzerine yürüdü dedi(ğini) söylemişlerdir

Ebu Davud ·Cenazeler ·Hadis 3183

· · ·

Katâde, Hasen'den o da Abdurrahman b. Semüre'den (önceki 3277.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Katâde,-(bu rivayette, öncekinden farklı olarak Rasûlullah (s.a.v.'in); "Yemininden dolayı keffaret öde, sonra o hayırlı olanı yap" (buyurduğunu) söyledi. Ebü Dâvûd dedi ki: Ebû Muse'l-Eş'arî, Adiyy b. Hâtem ve Ebû Hureyre'nin hadisle­ri bu hadisin manasındadır. Bunlardan her birinden (yapılan) bazı rivayet (ler)de; yemini bozmak keffaretten önce, bazılarında ise keffaret yemini bozmaktan öncedir

Ebu Davud ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 3278

· · ·

Abdurrahman b. Semûre'den demiştir ki: Rasûlullah (S.A.V.) bana (şöyle) buyurdu: "Ey Semûre'nin oğlu Abdurrahman, yöneticilik isteme, çünkü bu istemeden dolayı sana yöneticilik verilirse onunla başbaşa bırakılırsın. Eğer yöneticilik sana istemeden verilecek olursa bu işte (Allah tarafından) sana yardım edilir

Ebu Davud ·Haraç, Ganimet ve İdare ·Hadis 2929

· · ·

Câbir (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bir yolculukta Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdik yağmura tutulduk, Rasûlullah (s.a.v.) “Dileyen namazını kendi konutunda kılsın.” (cemaate geleceğim diye ıslanmasın) Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Salat; Dârimî, Salat Tirmîzî: Bu konuda İbn Ömer, Semure, Ebûl Melih’in babasından ve Abdurrahman b. Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Câbir hadisi hasen sahihtir. İlim adamları yağmur ve çamur gibi sıkıntılı anlarda cuma ve cemaate gidilmemesine ruhsat vermişler olup; Ahmed ve İshâk bunlardandır. Tirmîzî: Ebû Züra’dan şöyle dediğini işittim: Affân b. Müslim, Amr b. Ali’den sadece bir hadis rivâyet etmiştir. Ebû Züra’ diyor ki: Basra’da şu üç kişiden hafızası daha kuvvetli olan kimseyi görmedik: Ali el Medînî, İbn Şazekûnî ve Amr b. Ali. Ebû Melih’in adı Âmir’dir. Kendisine Zeyd b. Üsâme b. Umeyr el Hüzelî’de denir

Tirmizi ·Namaz (Salat) ·Hadis 409

· · ·

Sâlim’in babası Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyete göre: “Ömer, babam hakkı için babam adına derken Rasûlullah (s.a.v.) onun bu sözünü işitti ve şöyle buyurdu: Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor. Bunun üzerine Ömer bundan sonra ne kendi sözüm olarak nede bir başkasından naklederek baba adına yemin etmedim. Bu sözü ağzıma almadım.” Diğer tahric: Müslim, Eyman; İbn Mâce, Keffare Tirmizî: Bu konuda Sabit b. Dahhâk, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Kuteyle ve Abdurrahman b. Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Tirmizî: Ebû Ubeyd diyor ki: Hadiste geçen “Vela Âsiran” kelimesinin anlamı onu başkasından da nakletmedim yani başkasının sözü olsa bile dilime almadım

Tirmizi ·Yeminler ve Nezirler ·Hadis 1533