TR EN AR
← Tüm İsimler

Suyuti

Râviler, Âlimler ve Diğer Kişiler — kg_varlik (run_id=3)

6 pasaj · alim
Bu isimler geçer

Suyuti

Abdullah bin Amr (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber akşam namazını kıldıktan sonra (evine) dönen döndü ve bekliyen bekledi. Bir süre sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koşarak, hızlı nefes alarak ve diz kapakları açılmış bir halde geldi. Ve (bize) buyurdu ki: «Müjdeleniniz. İşte Rabbiniz gök kapılarından bir kapı açmış, meleklere karşı sizlerle övünerek (onlara): 'Şu kullarıma bakınız. Bir farzı kılmışlar ve diğer farzı belkiyorlar,' buyuruyor.» Not: Zevaid'de; Bu, sahih bir isnaddır. Ricali sıkadır, denmiştir. AÇIKLAMA : Bu hadis de bundan önceki gibi Kütüb-i Sitte sahipierinden yalnız müelliI tarafından rivayet edilmiştir ... Hadis, bir farz namazı cemaatla kıldıktan sonra mescidden çıkmayıp diğer farzı beklemenin üstün faziletini bildirmektedir. Hadiste geçen 'Akkaba' fiili, 'Ta'kib' masdarından alınmadır. Sindi'nin beyanına göre Suyuti; mescidIerde 'Ta'kib' bir farz namazdan sonra mescid içinde diğeri için beklemektir, demiştir. Es-Sihah'ta ise ; Namazda 'Ta'kib', namazı kıldıktan sonra dua, dilek ve benzeri bir şey için oturmaktır, denilmiştir. Hadisin sonundaki Allah'ın buyruğu, ta'kib kelimesi ile Suyuti'nin tarif ettiği mananın kasdedildiğine delalet eder

İbn Mace ·Mescitler ve Cemaat ·Hadis 801

· · ·

Cabir bin Abdillah r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur : «Cennet ehli (kendilerine verilen) ni'met içinde (yaşar) iken aniden onlara bir nur çıkıp yükselecektir. Bunun üzerine onlar başlarını kaldıracak. İşte o anda Rab Teala, şanına layık bir yükseklik ve yücelikle onların fevkinden onlara zuhur edecektir.Sonra (onlara) : - Ey Cennet ehli, Selam sizlere olsun! buyuracaktır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: İşte (Allah’ın Cennet ehline buyurduğu) şu selam, O’nun = «Allah tarafından bir söz olarak onlara «Selam» vardır. Kavli (Celili)dir. » (Ya-sin, 58) (Bundan sonra) Resulullah s.a.v. : « Allah Teala (Selam verdikten) sonra onlara bakar, onlar da Allah’a bakarlar da Allah’a baktıkları sürece hiçbir ni'met'e iltifat etmiyecekler. Nihayet Allah zatını onlar tarafından görülmez kılar. Fakat Cennet ehlinin makamlarında ve onların üzerinde Allah’ın nur'u ve bereketi devamlı kalır.» Not: Hadisin ravilerinden EI-Fadl Er-Rakkaşi'nin zayıflığına hadisçiler ittifak ettikleri için Sindi hadisin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir. Suyuti de Misbahu'-Zücace'de.: İbnü'l-Cevzi'nin bu hadisi mevzu hadisler arasında zikrettiğini beyan ettikten sonra EI-Ukayli'den naklen şunları söylemiştir: Hadisin ravilerinden Abdullah bin Ubeydillah Ebu Asım EI-Abbadani'nin hadisleri münkerdir. Ravi EI-Fadl'ın da Kaderiyye ehlinden olduğu rivayet olunmuş, hadisleri de zayıf sayılmıştır, Ancak El-Lalali'l-Masnia'da zikredildiğine göre hadis Ebu Hureyre r.a.'e ulaşan başka bir yol ile rivayet edilmiştir. Mahir: Bu tenkidler o sened için zikredilmemiştir. Böylece aşağıdaki metnin değil senedin mevdu olma ihtimali vardır

İbn Mace ·Sünnet ·Hadis 184

· · ·

Havle bint-i Hakim (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Rüyasında erkeğin gördüğü şeyi gören kadın'ın hükmünü kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Su inzal etmedikçe erkeğe gusletmek gerekmediği gibi kadın'a da, su inzal etmedikçe gusletmek gerekmez.» Not: 'Ravi Ali bin Zeyd zayıf olduğu için, hadisin isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. Nesai, hadisin aslını rivayet etmiştir.' Nesai. Ahmed ve İbn-i Ebi Şaybe'nin bu hadisi rivayet ettiklerini beyan eden Miftahu'l-Hace yazarı şöyle der: Suyuti, El-Camiu'l-Kebir'de bu hadisin sahih ol duğunu söylemiştir. EI-Hafız dli. Fethu'l-Bari'de bu hadisi zikretmiş fakat üzerinde konuşmamıştır. Hadisin manası üzerinde ittifak vardır. 601 nolu Enes (R.A. )'in hadisini Müs!im de rivayet etmiştir

İbn Mace ·Taharet ve Sünneti ·Hadis 602

· · ·

Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Biz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kızgın kumların hararetinden şikayet ettik. Fakat bizim şikayetimizi gidermedi." Not: Ravi Malik et-Tai'nin tanınmadığı ve Muaviye bin Hişam'ın pek zabıt sahibi olmaması nedeniyle bu isnadın söz götürdüğü Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ramda:: Güneş hararetiyle fazla ısınan kumdur. İşka': Şikayeti gidermektir. Sa'leb, buna başka bir mana bularak: Şikayet etmeye muhtaç kılmamaktır, demiştir. Nesai, Habbab (r.a.)'in hadisini ''Mevakit'' kitabında rivayet etmiştir. Suyuti, Nesai'nin şerhinde bu hadisle ilgili olarak şöyle der: ''Nihaye'de belirtildiğine göre ravi Habbab şunu demek istemiştir: 'Sahabiler öğle namazını kılmak için mescide gitmek üzere dışarı çıktıkları zaman, kızgın kumların harareti ayaklarına dokunarak onları rahatsız ediyordu. Bu nedenle öğle namazını biraz tehir etmek talebinde bulunmuşlar, fakat Peygamber s.a.v. onların dileklerini yerine getirmemiş ve şikayetlerini gidermemiştir.' Hadisçiler, bu hadisi namaz vakitleri bahsinde zikrederler. Çünkü ravisi Ebu İshak'a: Sahabilerin şikayeti öğle namazının erken kılınması hakkında mıydı? diye sorulmuş; Ebu İshak da: Evet, diye cevap vermiştir. Fıkıhçılar ise bu hadisi Secde bahsinde zikrederler. Sebebi de şudur: Kumların sıcaklığının şiddetinden dolayı sahabiler elbiselerinin bir kenarı üzerine secde ediyorlardı. Peygamber (s.a.v.), onları böyle yapmaktan men etmişti. Sahabiler kızgın kum üzerinde secde etmenin meşekkatini Peygamber (s.a.v.)'e şikayet ederek elbiselerinin bir tarafını secde ederken alınlarının altına koyma iznini istemişler fakat Peygamber s.a.v. böyle yapmalarına müsaade etmemiştir. Kurtubi de: 'Peygamber (s.a.v.)'in söz konusu şikayeti gidermemesi, muhtemelen öğle namazının serinliğe bırakılması emri verilmeden önceymiş. Yahut hava nisbeten serinleninceye kadar öğle namazının geciktirilmesi emri verilmişken şikayetçi olan zatlar, öğle namazını daha fazla tehir etme talebinde bulunmuşlar da Peygamber (s.a.v.) onların talebini kabul etmemiştir, demiştir. Sa'leb ise, hadisin; فلم يشكنا cümlesini şöyle yorumlamıştır: ''Yani bizi şikayet ve sızlanmaya muhtaç buyurmadı. Ve hava serinleninceye kadar öğle namazını geciktirmek için bize ruhsat verdi.'' Sa'leb'in bu yorum şeklini Kadi Ebu'l-Ferec nakletmiştir. Bu yorum şekline göre Habbab'ın hadisi ile öğle namazının serinliğe bırakılmasının caizliğine ait hadisler, aynı manayı ifade etmiş olurlar

İbn Mace ·Namaz (Salat) ·Hadis 676

· · ·

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: (Din'e ve sünnete sarılmakla ilgili) iş gittikçe güçleşecek, dünya gittikçe (gerçek müslumanlara) sırt çevirecek, insanların cimriliği, ihtirası gittikçe fazlalaşacaktır. kıyamet ancak insanların şer olanlarının başına kopacaktır. Mehdi (yani her bakımdan hidayet üzere olan zat) ancak Meryem oĞlu isa'dir." Not: Zevaid'de şöyle denilraiştir : El-Hakim bu hadisi bu senedle el-Müstedrek'te rivayet ettikten sonra : Bu hadis şafii'nin tek başına rivayet ettiği hadlslerden sayılor. Halbuki öyle değildir. Çünkü başkası da rivayet etmiştir. Suyuti bu husus hakkında geniş söz söylemiştir.El-Hafız İmaadu'd-DIn bin Kesir'den naklen verilen bilginin özeti şudur : Bu hadis, Şafii'nin şeyhi Muhammed bin Halid el-Cündi es-Sağani el-Müezzin'e ait olarak meşhur olmuştur. Halbuki bunu ondan rivayet edenler bir kişi değildir. Şafii'den başka klmseler de bunu ondan rivayet etmiştir. Ve bu zat mechul bir kimse değildir. İbn-i Muln'in onun güvenilir olduğunu söylediğl nakledilmştir

İbn Mace ·Fitne ·Hadis 4039

· · ·

Rafi' bin Hadic (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Fecir doğunca hemen sabah namazını kılınız. Çünkü şüphesiz, o anda sabah namazını kılmanın sevabı daha çoktur.»" Diğer tahric: Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud. AÇIKLAMA : Tirmizi, bunun hasen-sahih olduğunu da söylemiştir. Tirmizi'nin rivayetinde hadisin lafzı; "Şafak aydınlanınca sabah namazını kılınız.'' diye başlar. Tırmizi, bu hadisi isfar babında açmış ve hadisi rivayet ettikten sonra: 'Peygamber (s.a.v.)'in ashabından ve tabiilerden bazı ilim ehli sabah namazında isfar etmenin daha faziletli olduğunu söylemişlerdir. Süfyan-i Sevri de bununla hükmetmiştir. (Bunlar, hadisteki isfar ile ortalığın aydınlanmasının kasdedildiğini söylemişlerdir. Şafii, Ahmed ve İshak'a göre hadisteki isfar'ın manası, fecrin doğduğunun iyice anlaşılması ve en ufak bir şüphenin kalmamasıdır. İsfar'ın manası sabah namazının ortalık aydınlanıncaya kadar tehir edilmesi demek değildir, demiştir. Suyuti: İbn-i Mace sünenindeki Rafi' bin Hadic'in hadis lafzının; اصبحوا بالصبح diye başlamasından anlaşılıyor ki, diğer rivayette geçen; أسفروا بالفجر ifadesi ile aynı mana kasdedilmiş ve hadis mana itibariyle rivayet edilmiş olur. Yani her iki rivayetle kasdedilen mana, sabah namazını ortalık aydınlanıncaya kadar tehir etmek değil, maksad tan yeri ağarınca hemen sabah namazına durmaktır.' demiştir. Sindi, Suyuti'nin sözünü naklettikten sonra: ''Esfiru Bi'l Fecri...'' ifadesinin, hadisi mana itibariyle rivayet etmek mahiyetinde olduğunun belirlenmesi, delile muhtaçtır. Çünkü bununla aksi de olabilir: Yani: Bu rivayet asıldır, ''Asbihu Bi'! Subhi'' ifadesi, hadisi mana itibariyle rivayet olabilir. Evet, sabah namazında isfarın müstahab olduğu görüşündeki alimlerin isfar rivayetini delil göstermeleri kabule şayan değildir. Çünkü diğer rivayetin asıl olması ve isfar rivayetinin, ravinin bir tasarrufu olması muhtemeldir. Nasılki, sabah namazında tağlisin müstahablığını söyleyen alimlerin "Asbihu'' rivayetiyle istidlal etmeleri de tam değildir. Çünkü 'İsfar' rivayeti asıl olabilir, 'İsbah, rivayeti ravinin tasarrufudur, denilebilir. Ancak şu var ki tağlis delillerine uygun olanı ''İsbah'' rivayetidir. Tağlis delilleri çoktur. İsfar rivayetinden başka isfar delili yoktur. Hadisler arasında çelişkinin olmayışı asıldır. Bu nedenle diğer delillere muvafık olan ''İsbah'' rivayetinin asıl olması ve ''İsfar'' lafzının, ravinin tasarrufu olması açıktır. Şu var ki ''İsbah'' rivayetine göre, (,Sabah olunca sabah namazını kılmanın sevabı daha çoktur.'' Şu halde sabah olmadan sabah namazını kılmak da caizdir. Ve onun da sevabı vardır, gibi yanlış bir mana çıkabilir. Bu sakınca şöyle bertaraf edilebilir: Hadisin manası tan yeri iyice ağarınca ve fecr'in doğduğu hususunda en ufak bir şüpheye yer kalmadan, kesinlikle sabah olduğunu bildiğiniz zaman sabah namazına durmanızın sevabı daha çoktur. Bununla beraber, fecrin doğduğuna kuvvetle kanaat getirdiğiniz zaman, ufak bir şüpheniz olsa bile sabah namazına durmanız caizdir. Ve sevabı da vardır. Lakin sevabı diğeri kadar değildir.' der. EI-MenheI yazarının yorum şekli, bence daha uygundur. Ona göre hadisin manası şudur: Fecir doğduğu zaman sabah namazını kılmanın sevabı, ortalık aydınIanıncaya kadar sabah namazını tehir etmenin sevabından daha çoktur. Hulasa yukarıda verilen malumat'tan da anlaşıldığı gibi isbah ve isfar'dan maksad, fecrin doğduğunun anlaşılmasıdır. Hadisin fıkıh yönü ise, sabah namazında tağlisin matlub olduğu ve fecir doğduktan sonra hemen sabah namazını kılmanın sevabının, onu ortalık aydınlanıncaya kadar tehir ederek kılmanın sevabından daha çok olduğudur)

İbn Mace ·Namaz (Salat) ·Hadis 672