TR EN AR
← Tüm İsimler

İbn Teymîyye

Râviler, Âlimler ve Diğer Kişiler — kg_varlik (run_id=3)

3 pasaj · alim
Bu isimler geçer

İbn Teymîyye

Kays'dan rivayete göre; "Bilal, Ebu Bekir'e dedi ki: Eğer beni kendin için satın almış idiysen beni burada tut ve eğer beni ancak Allah için satın aldı isen beni Allah için yapmak istediklerimle baş başa bırak." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bilal b. Rebah'ın menkıbeleri" İbn Sa"d"ın naklettiğine göre o eşraftan birisinin cariyesinden doğma idi. Annesinin adı Hamame"dir. Cumah oğullarından birisine aitti. Taberani ve başkalarında yer alan Enes"den gelen rivayete göre aslen Habeşli idi. Meşhur olan da odur. Nube"li olduğu da söylenmiştir. "Ebu Bekir'in mevlası (azatlısı)" Ebu Bekir b. Ebi Şeybe sahih bir sened ile Kays b. Ebi Hazim'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bilal taşlar altına gömülmüş iken Ebu Bekir onu beş ukiyye karşılığında satın aldı." "Ömer derdi ki: Ebu Bekir bizim seyyidimizdir ve -Bilal'i kastederek- seyyidimizi azad etmiştir." İbnu't-TIn der ki: Bununla Bilal'in seyyidlerden (efendilerden) olduğunu kastetmektedir. Yoksa Ömer'den daha faziletli olduğunu kastetmek istememiştir. Başkası da birinci seyyid'i hakikat anlamında, ikincisini ise mecaz yollu ve tevazu olsun diye söylemiştir. Yahut da seyyidlik daha efdal olmayı gerektirmeyebilir. İbn Ömer der ki: "Ben Muaviye'den daha seyyidini görmedim." Halbuki o Ebu Bekir ve Ömer'i de görmüştür. "Bilal, Ebu Bekir'e dedi ki" O bu sözlerini Ebu Bekir'e halifeliği sırasında söylemiştir. "Beni Allah için yapmak istediklerimle baş başa bırak" ibaresi el-Kuşmthent rivayetinde "Allah için amelimle baş başa bırak" şeklinde, Ebu Usame'nin rivayetinde: "Beni bırak da Allah için am el edeyim" anlamındadır. İbn Sa'd da Tabakat'ta bu olayı naklederken şu fazlalığı zikretmektedir: "Ben gördüğüm kadarıyla mu'minin en faziletli ameli cihad etmektir. Bu sebeple Allah yolunda ribat yapmak istedim. Ebu Bekir ise Bilal'e: Allah için ve benim üzerindeki hakkım dolayısıyla, deyince Bilal, (Ebu Bekir) vefat edene kadar onunla birlikte kaldı. Fakat Ebu Bekir vefat ettikten sonra Ömer ona izin verdi. O da cihad etmek üzere Şam'a gitti. Orada Amevas taununda 18 yılında orada vefat etti. 20 yılında vefat ettiği de söylenmiştir." Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahih Buhari ·Ashab-ı Kiram'ın Fazileti ·Hadis 3755

· · ·

Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şerif'te ben ağIıyorken Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma girdi. Ne oldu sana? Ay hali mi oldun, diye sordu. Ben: Evet dedim. O: Bu, Allah'ın, Adem'in kızları üzerine yazdığı bir iştir. Hacıların yaptıklarını sen de yap! Ancak Beyt'i tavaf etme, buyurdu. Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımları adına kurban olarak inek kesti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir adam, (Mina'da) İbn Ömer'e devesin (i kesmek) de yardım etmiştir." İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Bu rivayet, başlığa ancak yardım istemenin meşru olması halinde "vekalet de ona katılır (onun gibi değerlendirilir)" cihetiyle uygun düşmektedir. İbn Ömer'in başından geçen bu olaya yakın Ahmed'in rivayet ettiği merfu' bir hadis de gelmiş bulunmaktadır. Bunu ensardan bir adam şöylece rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbanlığını yatırdı ve: Kurbanlığımı kesmek üzere bana yardımcı ol, dedi, o da ona yardım etti." Hadisin ravileri sikadırlar. "Ebu Musa kızlarına kurbanlıklarını kendi elleriyle kesmelerini emretti." İbnu't-Tin dedi ki: Hadisten kadının hayvan kesmesinin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Muhammed ise Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmektedir. Derim ki: Bu husus daha önce Zebaih bölümünde (5504 ve 5500.hadislerde) geçmiş bulunmaktadır. Şafillerden nakledilen görüşe göre ise kadın için daha uygun olan, kurbanlığını kesmek üzere başkasına vekalet vermesi ve kendisinin bizzat kesmemesidir

Sahih Buhari ·Kurban ·Hadis 5559

· · ·

Misver İbn Mahreme r.a.'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i minber üzerinde iken şöyle buyururken dinlemişimdir: Şüphesiz Hişam İbn Muğire oğulları, kızlarını Ali İbn Ebi Talib ile nikahlamak üzere benden izin istediler. Hayır, ben izin vermiyorum, tekrar söylüyorum, izin vermiyorum, yine tekrar ediyorum, izin vermiyorum. Ancak Ebu Talib'in oğlunun kızımı boşayıp onların kızlarını nikahlamak istemesi müstesnadır. Çünkü o (Fatıma) benden bir parçadır. Onu şüpheye düşüren bir şey beni de şüphelendirir, onu rahatsız eden bir şey bana da eziyet verir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kişinin kızını kıskançlık ve adalet hususlarında savumnası" Yani onun kıskanmasını gerektirecek hususları önleyip ona adaletli davranılmasını istemesi. "Ancak Ebu Talib'in oğlunun, kızımı boşayıp onların kızlarını nikahlamak istemesi müstesnadır." Bu da şuna yorumlanır: Ali'ye buğzeden bazı kimseler onun böyle bir işi yapmak istediğine dair bir haberi Nebie ulaştırmışlardır. Yoksa onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile danışıp böyle bir şeyi yapmamasını söylemesinden sonra onların kızlarını istemeyi sürdürmesi düşünülemez. Zührı'nin rivayetinde şu fazlalık vardır: "Şüphesiz ben helal olan bir şeyi haram kılmıyorum. Haram olan bir şeyi de helal kılmıyorum. Fakat Allah'a yemin ederek söylüyorum, Rasulullah'ın kızı ile Allah'ın düşmanının kızı ebediyyen bir adamın nikahı altında bir arada bulunamazlar." İbnu't-TIn der ki: Bu olayın yorumlanacağı en sahih husus, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ali'ye kendi kızı ile Ebu Cehil'in kızını nikahı altında bulundurmasını haram kılmış olmasıdır. Çünkü buna illet (gerekçe) olarak da bu işin kendisine eziyet verdiğini göstermiştir. Ona eziyet verecek bir işi yapmak ise ittifakla haramdır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Ben helal olan bir şeyi haram kılmıyorum" sözünün anlamı şudur: Eğer onun yanında nikahında Fatıma yoksa o kızla evlenmesi ona helaldir. Fakat Fatıma'nın rahatsız olması sebebiyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in rahatsız olmasını gerektirecek bir iş olan her ikisini aynı nikah altında bulundurmak ise helal değildir. Bazısı da hadisteki ifadelerin, böyle bir işin Ali'ye mubah olduğu izlenimini vermekle birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Fatıma'nın hatırını göz önünde bulundurarak onu bu işten alıkoyduğunu ifade etmektedir. Kendisi de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrine uyarak bunu kabul etmiştir. Benim görüşüme göre ise, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızları üzerine başkası ile evlenilmemesinin, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hususiyetIeri arasında sayılması uzak bir ihtimalolarak görülmüyor. Bunun Fatıma'ya (selam ona) ait bir özellik olma ihtimali de vardır. "Çünkü o benden bir parçadır." Bu hadisten anlaşıldığına göre Fatıma eğer bu işe razı olmuş olsaydı, Ali radıyaııilhu anh'a sözü geçen ile ya da başkası ile evle nmesine engel olunmazdı. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Rahatsız edilmelerinden ötürü Nebi s.a.v.'in eziyet duya cağı kimseleri rahatsız etmek haramdır. Çünkü az ya da çok olsun, Nebie eziyet vermenin haram olduğu ittifakla kabul edilmiştir. Fatıma'yı rahatsız eden bir işin kendisini de rahatsız edeceğini açıkça ve kesin olarak ifade etmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla Fatıma'ya karşı bir iş yapıp, bundan dolayı Fatıma rahatsız olmuşsa aynı şey -bu sahih haberin tanıklığı ile- Nebi s.a.v. için de rahatsızlık verici bir iştir. Onun çocuğunu öldürmekten daha çok onu rahatsız edip eziyet verecek hiçbir şey de olamaz. Bundan dolayı istikra yoluyla bu işi yapan kimselerin dünya hayatında cezalandırılması gerektiği de anlaşılmaktadır. Ahiretteki azap ise elbette daha ağırdır. 2- Seddu'z-Zeria'yı delilolarak kabul edenlerin lehine bir delil vardır. Çünkü dört sınırını aşmadığı sürece erkeklerin birden fazla kadın ile evlenmesi helaldir. Bununla birlikte netice itibariyle ortaya çıkaracağı zararlardan ötürü böyle bir işin şu anda yapılması (Ali r.anh'a) yasak kılınmış oldu

Sahih Buhari ·Nikah (Evlilik) ·Hadis 5230