TR EN AR
← Tüm İsimler

Vahidi

İslam Âlimleri — kg_varlik (run_id=3)

3 pasaj · alim
Bu isimler geçer

Vahidi

Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, [o şöyle demiştir:] "On/ardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanım/arından arzu -etiğini tekrar yanına almanda senin için bir günah yoktur," ayeti nazil olduktan sonra Hz. Nebi, hanımlarının birinin sırasında diğer bir hanımına gitmek istediği zaman bizlerden izin isterdi. [Hadisin ravilerinden Muaze'den şöyle nakledilmiştir: Hz. Aişe'ye: 'Senden izin istediği zaman ne derdin?' diye sordum. O da şöyle dedi: Ona 'Ey Allah'ın Elçisi! Eğer bu mesele bana bırakılmışsa, sizi başka birine bırakmayı asla tercih etmem!' derdim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Vahidi, müfessirlerin bu ayetin [Ahzab 51] tahyir ayetinin akabinde nazil olduğu kanaatinde olduklarını nakletmiştir. Şöyle ki; tahyir olayı meydana gelince, Hz. Nebi'in hanımlarından bazıları Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendilerini boşayacağı endişesine kapılıp kasm meselesini ona hava le etmişti. Bunun üzerine "Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanma almanda senin için bir günah yoktur, "(Ahzab 51) ayeti nazil oldu. "Kendilerini Nebi'e hibe eden" ifadesine göre, kendisini Hz. Nebi'e hibe eden (mehirsiz olarak evlenme teklifinde bulunan) kadınlar birden fazladır. [Bunu gösteren rivayetleri de şu şekilde sıralayabiliriz:] 1- Nikah Bölümü'nde Sehl İbn Saldıdan nakledilen hadiste, "Bir kadın 'Ey Allah'ın Elçisi! Ben kendimi sana hibe ettim,' dedi. Yine aynı rivayette, kadına talip [olup fakat mehir olarak verecek bir şey bulamayan] adama Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: Demir bir yüzük dahi olsa, git bir şeyler ara! 2- Enes'ten nakledilen hadis ise şöyledir: "Bir kadın Nebi'e sallallahu aleyhi ve selle m gelip 'Benim bir kızım var,' dedi. Sonra kızının güzelliklerini sıraladı ve 'Onu sana verdim,' dedi. Allah Res(dü de 'Ben de onu kabul ettim,' diye karşılık verdi. Kadın kızını övmeye devam etti. Hatta 'Onun hiç başı ağrımadı. [Hiçbir şeyden şikayet etmez (Ahmed İbn Hanbel, Hadis no: 12120) bile dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Benim, kızına ihtiyacım yok,' şeklinde karşılık verdL" Ahmed İbn Hanbel'in naklettiği bu hadiste bahsi geçen kadın, kuşkusuz önceki hadisteki kadından farklıdır. 3- İbn Ebı Hatim, Hz. Aişe'den, onun şu sözünü nakletmiştir: "Rasulullah'a kendisini hibe eden kadın, Havle bint Hakım'dir." Nikah Bölümü'nde bu rivayet hakkında açıklama yapılacaktır. İmam Buhari bu rivayete ta'likan işarette bulunmuştur. 4- Şa'bı kanalıyla şöyle naklediimiştir: "Kendisini hibe eden kadınlardan biri de, Ümmü Şerlk'tir." 5- Nesaı'nin, Urve kanalıyla yaptığı rivayete ve Ebu Ubeyde Mamer İbnu'lMüsenna'nın tespitine göre, "Kendisini hibe eden kadınlardan biri de, Fatıma bint Şureyh'tir. 6- Leyla bint Hatım'in de kendisini Resulullah'a hibe eden kadınlardan olduğu ileri sürülmüştür. İkrime kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle dediği naklediimiştir: "Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla evlenmemiştir." Bu rivayet i Taberi tahriç etmiştir. Rivayetin senedi ise hasendir. Bundan maksat şudur: Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla birlikte olmamıştır. Halbuki böyle bir birliktelik onun için mübahtı. Çünkü Allah Tea.!a şöyle buyurmuştur: "Nebi kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Nebie hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana muhsus olmak üzere helal kıldık. " (Ahzab 50) Bu hadiste Hz. Aişe "Onlardan dilediğini geriye bırakır ... " ayetinin sebeb-i nüzulünü açıklamış ve bir önceki ayette geçen "kendisini Nebie hibe eden mümin kadın" ile "Kuşkusuz biz, hanımlan hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz, "(Ahzab 50) ifadelerine işaret etmiştir. İbn Merduye, İbn Ömer ve İbn Abbas'tan nakledilen hadislerde şu ifadeyi de rivayet etmiştir: "Nikah ancak bir veli ve iki şahit ile gerçekleşir." Hz. Aişe'nin "Bakıyorum da Rabbin her daim senin arzularını yerine getirmek için çabalıyor," sözü şu anlama gelir: "Bakıyorum da, allah Teala senin isteklerini geciktirmeden, hemen yerine getiriyor. Dilediğin ve tercih ettiğin hükümleri indiriyor." "Onlardan dilediğini geriye bırakır," ayeti şu anlama gelir: Kasma riayet etmeden onların sırasını ertelersin. Bu görüş çoğunluğa aittir. Bu görüşü İmam Taberi, İbn Abbas, Mücahid, Hasan-ı Basrı, Katade, Ebu Rezın ve daha bir çok kişiden nakletmiştir. Ayrıca Şa'bı'den bu ayet hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendisini Hz. Nebi'e hibe eden birçok kadın vardı. allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlardan bir kısmı ile evlendi, bir kısmı ile evlenmedi." Bu rivayet şazdır. Doğrusu şu ki, biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini hibe eden kadınlardan hiçbiriyle evlenmemiştir. 'Onlardan dilediğini geriye bırakır' ayeti hakkında şöyle bir yorum da yapılmıştır: Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarından bazılarını boşamaya yeltenmişti. Bunun üzerine onlar 'Tek bizi boşama da, dilediğin gibi kas m yap!' teklifinde bulundular. Bunun üzerine allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazıları arasında eşit kasm yaptı. İşte, ayette geçen "dilediğini de yanına alırsın" ifadesiyle bu hanımlar kastedilmiştir. Diğer eşlerine ise dilediği gibi kasm yaptı. İşte bunlar da, geriye bıraktıklarıdır. Özetle ifade edecek olursak, bu ayet hakkında ileri sürülen tefsirleri şu şekil- de sıralayahiliriz: 1- Dilediğini boşar, dilediğinle evliliğini sürdürürsün. 2- Boşamadan bazılarından uzaklaşır, diğerlerine kasm yaparsın. 3- Kendilerini sana hibe eden hanımlardan dilediğin le evlenir, dilediğini reddedersin. Bu bab da zikredilen hadis, bu görüşü ve bir öncekini destekler niteliktedir. Ayetin lafzı ise üç manayı da taşımaya müsaittir. Hz. Aişe'den nakledilen ve Hz. Nebi'in hanımlarından izin istediğini gösteren rivayetin zahiri, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hiçbir eşini kasrnın dışında bırakmadığını, yani onlardan uzaklaşmadığını gösterir. Bu görüş Zührı'ye aittir. O bu konuda şöyle demiştir: "Hz. Nebi'in hanımlarından birini geriye bıraktığını bilmiyorum." Bu rivayeti İbn Ebı Hatim nakletmiştir. Katade ise bu ayeti şöyle yorumlamıştır: "Allah Teala, Nebiini dilediği gibi kasrnda bulunması hususunda serbest bırakmıştır. Ancak o, hepsine eşit davranmıştır." Önemli Açıklama Bu ayetten (Ahzab 33/51) sonra gelen "Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan c.ariyeler hariç, güzellikleri hoşunagitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir, "(Ahzab 52) ayetinde neyin nefyedildiği konusunda ihtilaf vardır. Acaba Rasulullah'a daha önce belirtilen özelliklerden sonra bazı kadınlar helal, bazı kadınlar haram mı kılındı? Yoksa tahyır esnasında evli olduğu kadınlardan sonra, onun diğer kadınlarla evlenmesi mi haram kılındı? İşte bu hususlar tartışmalıdır. Übey İbn Ka'b ve onu takip edenler birinci görüşü benimsemişlerdir. Abdullah İbn Ahmed, Ziy6datu Müsned'de bu görüşü nakletmiştir. İbn Abbas ve ona tabi olanlara göre ise, Allah Resulü'nün hanımları, onu tercih etmelerinden dolayı (mlara verilmiş bir ödüldür.Gerçekten de Hz. Nebi bu olaydan sonra yeni bir evlilik yapmamıştır. Ancak bu durum, mevcut ihtilafı ortadan kaldırmaz. Nitekim Tirmizı ve Nesaı Hz. Aişe'den şöyle nakletmiştir: "RasuluIlah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği zaman, kadınlarla evlenmesi helaldL" İbn Ebı Hatim de, Ümmü Selerne validemizden buna benzer bir rivayet nakletmiştir)

Sahih Buhari ·Tefsir ·Hadis 4789

· · ·

Enes'tan rivayet edildiğine göre, o "Dökülen şarap, Fadıhtir," demiştir. [İmam Buharı de şöyle demiştir:] Muhammed Blkendi babası Ebu'n-Nu'man kanalıyla ve şu ilave ile bu hadisi nakletmiştir: Ben Ebu Talha'nın evinde insanlara içki servisi yapıyordum. Derken şarabın yasaklandığını bildiren ayet nazil oldu. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem bir tellala bunu ilan etmesini emretti. Tellal bunu ilan ediyordu. Ebu Talha bana: "Çık bak bakalım! Bu ses de neyin nesi?" dedi. Ben de çıktım. [Sonra dönüp] şöyle dedim: Bu tellal şöyle bağırıyor: - Duyduk duymadık demeyin! Bundan böyle şarap, haram kılındı! Bunun üzerine Ebu Talha bana: - Git! Şarapları dök! dedi. O gün Medıne sokaklarından içki aktı. O gün Arapların Fadıhten başka içkisi yoktu. [İçki haram kılınınca] bazı insanlar: "Midelerinde içki bulunan Müslümanlar Allah yolunda öldürüldü. Onların durumu ne olacak?" diye sordu. Bunun üzerine; "İman eden ve iyi işler yapanlara, hakkıyla sakın ip iman ettikleri ve iyi işler yaptıklarz, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da hakkıyla sakınıp yaptıklarznı ellerinden geldiğince güzel yaptıklarz takdirde (haram kılınmadan önce) tattıklarzndan dolayı günah yoktur. (Önemli olan inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah iyi ve güzel iş yapanlarz sever," ayet i nazil oldu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisin açıklaması "Kitabu'l-eşribe/İçecekler Bölümün"de yapılacaktır. Vahidi'nin iddiasına göre içki, Hz. Hamza'nın: "Siz, babamın kölesiydiniz," sözünden sonra haram kılınmıştır. Ancak Cabir'den nakledilen hadis bunu çürütmektedir. Güçlü olan görüşe göre içki, Mekke'nin fethedildiği sene, yani hicretin VIII. yılında haram kılınmıştır. Bu görüş, Ahmed İbn Hanbel'in Abdurrahman İbn Va'le kanalıyla naklettiği bir hadise dayanmaktadır. Abdurrahman şöyle demiştir: "İbn Abbas'a içki satmanın hükmünü sordum. O da şu cevabı verdi: Hz. Nebi'in Sakif veya Devs kabilesinden bir arkadaşı vardı. Mekke'nin fethedildiği gün küçük bir kırba şarap ile birlikte Hz. Nebi'e gelip bu kırbayı ona hediye etti. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Ey Falanca! İçkinin haram kılındığını bilmiyor musun?' dedi. Bunun üzerine adam hizmetçisine yöneldi ve: 'Bunu sat!' dedi. Bu defa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İçilmesi haram olan şeyin satılması da haramdır." Bu rivayeti İmam Müslim başka bir senetle Ebu Va'le'den nakletmiştir. Ancak bu rivayette, içkinin ne zaman haram kılındığı belirtilmemiştir. Sünen musanniflerinin Ebu Meysere kanalıyla aktardıklan rivayete göre, Hz. Ömer: "Ey Ulu Allahım! Şarap konusunda hiçbir soruya mahal bırakmayacak kadar açık bir hüküm indir!" şeklinde dua etmişti. Bunun üzerine Bakara suresindeki "Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyükWr,"(Bakara 219) ayeti nazil oldu ve ona okundu. Hz. Ömer yine: "Ey Ulu Allahım! Şarap konusunda hiçbir soruya mahal bırakmayacak kadar açık bir hüküm indir!" şeklinde dua etti. Bunun üzerine Nisa suresindeki; "Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın!"(Nisa 43) ayeti nazil oldu ve ona okundu. Hz. Ömer yine: "Ey Ulu Allahım! Şarap konusunda hiçbir soruya mahal bırakmayacak kadar açık bir hüküm indir!" şeklinde dua etti. Bunun üzerine Maide suresindeki; "Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans oklan birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?" ayetleri nazil oldu. Hz. Ömer de: "Vazgeçtik, vazgeçtik," dedi. Ali İbnu'l-Medini ve Tirmizi bu rivayetin sahih olduğunu belirtmişlerdir. İbnu't-Tin ve daha başka alimler şöyle demişlerdir: "Enes'in rivayetine göre, nesih ve diğer konularda haber-i vahidi kabul edib buna göre amel etmek gerekir

Sahih Buhari ·Tefsir ·Hadis 4620

· · ·

Şeybani şöyle demiştir: "Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı, "(Necm 9) ayeti hakkında Zirr'den Abdullah İbn Mes'ud'un görüşü hususunda şunları işittim: Abdullah İbn Mes'ud bu ayet hakkında bize şunları anlattı: "Hz. Muhammed Cebrail'i altıyüz kanatlı olarak görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: .......Kab kelimesi okun tutulduğu yer ile kirişin bağlandığı iki uç arasındaki mesafedir. Vahidi bu açıklama için "Bu, müfessirlerin çoğunluğuna ait bir görüştür. Onlara göre .......kavs ile okun atıldığı alet kastedilmiştir. Bazıları bu kelime ile zira'nın kastedildiğni söylemiştir. Çünkü zira' ile eşya ölçülür." Kanaatime göre bu son görüş tercihe şayandır. Çünkü İbn Merdliye sahih bir senetle İbn Abbas'ın ".......kab, ölçüdür" dediğini nakletmiştir. ........Kavseyn ise iki zira'dır. Şayet bu kelime ile okun atıldığı alet kastedilseydı, kelimenin ikilini kullanmaya ihtiyaç duyulmasından dolayı bununla ömek verilmezdi. Bunun yerine sözgelimi ............. kabe rumh veya benzer tabirler seçilirdi

Sahih Buhari ·Tefsir ·Hadis 4856