TR EN AR
← Tüm İsimler

Halid İbnü'l-Velid

İslam Âlimleri — kg_varlik (run_id=3)

10 pasaj · insan, alim, sahabe
Bu isimler geçer

İbnü'l-Medeni · Velîd İbnü'l-Velîd · Hz. Halid bin el-Velîd · Halid bin El-Velid · Velid İbnü'l-Velid · Hâlid bin el-Velîd · Halid bin el-Velîd

Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Eğer dünya (nın ömrün) den yalnız bir gün (bile) kalsa, benim ehli beytim'den bir adam Deylem dağına ve Kostantiniyye'ye (İstanbul) a mâlik oluncaya (yâni fethedinceye) kadar Allah (Azze ve Celle) o günü uzatacaktır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Kays bin er-Rabi bulunur. Bu raviyi Ahmed, İbnü'l-Medeni ve başkaları zayıf görmüşlerdir. Ebu Hatim de: O, kuvvetli olmamakla beraber dürüsttür, demiştir. EI-İcli de: O, hadisle tanınan, rivayetinde çok doğrudur, demiştir. İbn-i Adiy de: Onun rivayetleri doğrudur ve hakkında söylenen söz, rivayetlerinde bir beisin olmamasıdır, demiştir

İbn Mace ·Cihad ·Hadis 2779

· · ·

Hanzala el-Kâtib (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Biz (bir kere) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir savaşa gittik. Sonra başında halkın toplandığı öldürülmüş bir kadın cesedine uğradık. Halk Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için dağıldı. Sonra Resûî-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu kadın savaşanlar içinde savaşmış değildi», buyurdu. Sonra bir adama: «Hâlid bin el-Velîd'e git ve ona de ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana emrederek diyor ki: Sakın hiç bir kadını ve (savaştan başka iş için) kiralanan hiç bir adamı öldürme.» ... Rebâh bin er-Rebî (r.a.) de Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini rivayet etmiştir. Ebû Bekir bin Şeybe dedi ki: Sevrî kendi rivayetinde yanılıyor

İbn Mace ·Cihad ·Hadis 2842

· · ·

Esma' bint-i Yezid (bin Seken (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), zırhı bir mikdar zahire karşılığı bir yahûdinin yanında rehinde iken vefat etti. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Şerh bin Vahşeb'i, Ahmed, İbn-i Main ve başkaları sika saymışlar. Şu'be. Ebu Hatim ve Nesai ise onu zayıf görmüşlerdir, Ravilerden Abdülhamid bin Behram'ı da Ahmed, İbn-i Main, İbnü'l-Medeni, Ebü Davud ve başkaları sika saymışlarmr

İbn Mace ·Rehin ·Hadis 2438

· · ·

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem başını kaldırınca şöyle derdi: Allah'ım, Ayyaş ibn Ebu Rebîa'yı kurtar, Allah'ım, Seleme İbn Hişam'ı kurtar. Allah'ım, Velîd İbnü'l-Velîd'i kurtar. Allah'ım, kafirlerin zulmü altında ezilen, kurtulmaya çare bulamayan diğer bütün müminleri (müstaz'af) kurtar. Allah'ım, Mudar kabilesini ezip iyice perişan et, onları yerle bir eyle; onların içinde bulundukları bu yılları Yusuf zamanındaki kıtlık yıllarına çevir. Allah'ım Ğifar oğullarını mağfiret eyle, Eslem oğullarını da selamet'e erdir." İbn Ebi'z-Zinad babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Bunların tamamı sabah namazında olmuştur

Sahih Buhari ·Yağmur Duası (İstiska) ·Hadis 1006

· · ·

Hâlid bin el-Velîd (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kebab edilmiş bir keler getirilip yakınına konuldu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ondan yemek için elini uzattı. Orada hazır bulunan (lardan biri veya birkaçı): Yâ Resulallah! Bu, keler etidir, dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini ondan çekti. Sonra Hâlid (bin el-Velid): Yâ Resûlallah! Dabb (keler) haram mıdır? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Hayır. Lakin bu hayvan benim memleketimde yoktu. Ben kendimi ondan tiksinir durumda buluyorum, buyurdu. Râvi demiştir ki: Bunun üzerine Hâlid, Dabb (keler) e eğildi ve ondan yedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona bakıyordu

İbn Mace ·Av ·Hadis 3241

· · ·

Halid bin El-Velid, Yezid bin Ebi Süfyan, Şürahbil bin Hasana ve Amr bin El-As (Radiyallahu ahum)'den ayrı ayrı rivayet eden Ebu Abdillah El-Eş'ari (Radiyallahu anh) şöyle söylemiştir: Bu zatlardan hepsi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şunu buyurduğunu işittiler : •Abdesti tam olarak alınız. Ateşten azab olsun (abdestte yıkanmayan) ökçelere...» Not: Zevaid de: İsnadı hasendir. Ravilerinde bir zayıflık bilmiyorum, denilmiştir

İbn Mace ·Taharet ve Sünneti ·Hadis 455

· · ·

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kunut duasında şöyle demiştir: "Allahım, Seleme İbn Hişam'ı, Velid İbnü'l-Velid'i, Ayyaş İbn Ebi Rebia'yı ve kafirlerin zulmü altında ezilen, kurtulmaya çare bulamayan diğer bütün mu'minleri kurtar. Allahım, Mudar kabilesini ezip iyice perişan et, onları yerle bir eyle; onların içinde bulundukları bu yılları Hz. Yusuf zamanındaki kıtlık yıllarına çevir

Sahih Buhari ·Cihad ·Hadis 2932

· · ·

Halid bin el-Velîd (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) atların, katırların ve eşeklerin etlerini yasaklamıştır

İbn Mace ·Kesim ·Hadis 3198

· · ·

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu, demiştir : «Sen başını secdeden kaldırdığın zaman köpeğin ik'a ettiği gibi ik'a etme. Sağrılarını ayaklarının arasına al ve ayaklarının üst kısmını yere yapıştır.» Not: Zevaid'de: Bunun isnadında bulunan el-A-la'nın Enes (r.a.),den mevdu' hadisler rivayet ettiğini İbn-i Hibban ve el-Hakim söylemişlerdir, Buhari ve başkası: 0, münkerü'l-hadistir, demişlerdir, İbnü'l-Medeni de demiştir ki: 0, hadis uydurdu, denilmiştir. AÇIKLAMA (893, 894, 895, 896): Bu hadis zevaid türündendir. Hadislerde geçen ve konumuzu ilgilendiren bazı kelimeleri açıklayalım: İftiraş: Sol ayağı yere döşeyerek onun üzerinde oturmak ve sağ ayağı dikerek parmak uçlarını kıbleye çevirmektir. Tevekkür: Sağ ayağı dikerek parmak uçlarını kıbleye çevirmek ve sol ayağı yere döşeyerek sağ ayağın altına yerleştirip sağrılar üzerinde oturmaktır. Bu oturuşta sağ ayağın üst kısmı, sol ayağın alt kısmının üzerine gelmiş olur. İbn-i Zübeyr (r.a.), teverrük için ikinci bir ta'rif yapmıştır. Ona göre sağ ayağın üst kısmı yere gelecek şekilde ve üzerinde oturmadan yere yatırmak, sol ayağı sağ uyluğu ile baldırı arasına yerleştirmek ve mak'adı üzerine oturmaktır. Bu oturuşta sağ ayağın parmakları kıbleye çevrilmeyerek, üst kısımları yere gelecek şekilde yatırılır. İk'a: Mak'ad üzerinde oturup dizleri dikerek, altları yere gelecek şekilde ayakları yere koymak ve elleriyle yere dayanmaktır. Bu oturuş, köpek oturuşuna benzer. Aişe (r.a.)'in hadisinde, Nebi (s.a.v.)'in iki secde arasındaki oturuşunun iftiraş şeklinde olduğu bildirilmiştir. Ali (r.a.) ve Enes (r.a.)'in hadislerinden anlaşıldığına göre köpek oturuşuna benziyen ik'a oturuşu yasaklanmıştır. Biz önce namazdaki oturuşlarla ilgili, alimlerin görüşlerini nakledelim, ondan sonra ik'a meselesi üzerinde duralım: 1- Hanefi alimlerine göre namazdaki bütün oturuşlarda iftiraş şekli sünnettir. Kadınlar, ayaklarını sağ taraftan çıkararak sağrIları üzerinde otururlar. Hanefiler'in delili ise Müslim ve müellifin rivayet ettikleri Aişe (r.a.)'in 893 nolu hadisidir. Bir de namazını hatalı kılan a'rabi'nin meşhur hadisidir. O hadiste: "Oturduğun zaman sol ayağının üzerinde otur." buyurulmuştur. 2- Şafiiler'e göre namazda beş oturuş vardır: Birincisi: Secdeler arası oturuş; İkincisi: Her rek'atten sonra ayağa kalkmadan önce yapılan istirahat oturuşu; Üçüncüsü: Üç ve dört rek'atli namazlardaki ilk teşehhüd oturuşu; Dörduncüsü: Arkasında sehv secdesi yapılacak son oturuş; Beşincisi: Arkasında selam verilecek oturuş. Beşinci oturuşta teverrük, diğerlerinde de iftiraş etmek efdaldır. Şafiiler'iıı delili, Buhari. Ebu Davud ve başkalarının rivayet ettikleri Ebu Humeyd-i Saidi (r.a.) ile burada rivayet olunan Aişe (r.anha)'nın hadisidir. EI-Menhel yazarı, Şafiiler'in görüşünü anlatırken ilk teşehhüdde iftiraş ve son teşehhüdde teverrük oturuşunun hikmeti hakkında Şafiiler'in şunu söylediklerini nakleder: Bu oturuşlar, namazı hatırlamaya ve rek'at sayılarını karıştırmamaya daha yakındır. Hem de ilk teşehhüdün hafifletilmesi sünnettir. İftiraş edilerek oturulur ki; Bu oturuş kolayca ayağa kalkmak için daha müsaittir. Son teşehhüdü uzatmak sünnettir. Ondan sonra ayağa kalkmak da yoktur. Teverrük edilerek oturmak daha rahattır. Oturuşların değişik oluşunun şu faydası da vardır: Namaz esnasında cemaat'a yetişen kişi, imam'ı ve cemaatı oturuşta gördüğü zaman ilk ve son oturuştan hangisi olduğunu bilmiş olur. 3- Malikiler'e göre iki teşehhüdde de teverrük etmek müstahabtır. İki secde arasındaki oturuş da böyledir. Bunların deIili de Malik'in el-Muvatta'da Abdullah bin Ömer (r.a.)'in oğlu Abdullah'tan rivayet ettikleri hadistir. Bir de el-Kasim bin Muhammed'in, teşehhüddeki oturuşu Yahya bin Said ve arkadaşlarına anlatırken, teverrük şeklini ta'rif ettiğine dair Malik'in rivayetidir. 4- Hanbeliler'e göre iki teşehhüdlü namazın ilk teşehhüdünde iftiraş, son teşehhüdünde teverrük etmek ve tek teşehhüdlü namazda iftiraş etmek sünnettir. Hanbeli alimlerinden el-Muğni yazarı şöyle der: "Bizim delilimiz, Vail bin Hucr (r.a.)'in şu mealdeki hadisidir: "Nebi (s.a.v.) teşehhüd için oturunca sol ayağını yere döşedi ve sağ ayağını dikti." Bu hadiste, arkasında selam verilen teşehhüd ile selam verilmeyen teşehhüd arasında bir ayırım yapılmamıştır. İkinci delilimiz, Müslim'in Aişe (r.anh)'dan rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: Nebi (s.a.v.): ''Her iki rek'atte bir tahiyye vardır.'' buyururdu. Sol ayağını yere döşerdi, sağ ayağını da dikerdi." Bu iki hadis, her teşehhüdde iftiraş etmekle hükmederler. Son teşehhüd oturuşu, Ebu Humeyd (r.a.)'in hadisiyle bundan müstesnadır. Çünkü ikinci teşehhüdde Nebi (s.a.v.)'in teverrük ettiği bu hadisle sabittir. Şu da vardır ki: İkinci teşehhüdde teverrük etmenin sebebi, iki teşehhüdün birbirinden farklı kılınmasıdır. İçinde tek teşehhüd bulunan namazda teşehhüdlerin karışması endişesi olmadığına göre, farklı oturuş da söz konusu değildir. Beyan edilen görüşler, En efdal oturuşun tesbitiyle ilgilidir İk'a oturuşu hariç, nasıl oturulursa oturulsun namaz sahihtir. İk'a mes'elesine gelince: Bu babta geçen hadislerde köpeğin oturuşuna benzetilen ik'a oturuşu yasaklanmıştır. Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayet ettikleri bir hadiste Tavus (r.a.) demiştir ki: ''Biz, İbn-i Abbas (r.a.)'e ayaklar üzerinde ik'a (çömelmek) hakkında söz ettik. İbn-i Abbas (r.a.): 0, sünnettir, dedi. Biz Ona: Ama biz onu adama cefa görüyoruz, dedik. Bunun üzerine İbn-i Abbas (r.a.): ''Bilakis o, senin Nebinin sünnetidir,'' dedi." Bu hadis, iki secde arasında ökçeler üzerinde çömelmenin sünnet olduğuna delalet eder. Şu halde ik'a oturuşu iki türlüdür. Birinci çeşit ik'a, yukarıda anlatıldığı gibi köpek oturuşuna benzeyen ik'a'dır. Bu oturuş yasaktır. İkinci nev'i ik'a: Secdeler arasındaki oturuş da her iki ayağı dikerek, parmaklarını Kıbleye çevirmek ve topuklar üzerinde oturmaktır İbn-i Abbas (r.a.)'in: 'Nebi'imizin sünnetidir.' sözüyle kasdettiği İk'a budur. Beyhaki ve Kadi iyad, İbn-i Abbas (r.a.)'in hadisindeki ik'ayı böyle yorumlamışlardır. Kadi iyad'ın dediğine göre sahabilerden ve seleften bir cemaatın secdeler arasında bu şekilde oturduğu rivayet olunmuştur. EI-Menhel yazarı 'Secdeler arasında ik'a babı'nda özetle şöyle der: "Malik, Nehai, Hanefiler ve Hanbeliler: İk'a hangi şekilde ta'rif edilirse edilsin mekruhtur, demişlerdir. Bunların delilleri, Tirmizi ve İbn-i Mace'nin Ali (r.a.)'den rivayet ettikleri (894 ve 395 nolu) hadisler ile İbn-i Mace'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettiği (896 nolu) hadistir. Bunlara göre bu hadislerdeki nehiy kerahet içindir. Çünkü diğer taraftan ik'a nın meşruluğuna delalet eden İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi vardır. Eğer İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi olmasaydı: Bu hadislerdeki nehiy, kerahet için değil haramlık içindir, diyeceklerdi. Bu babtaki hadisler ile İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi arasında görülen zahiri çelişkinin def edilmesi hususunda ihtilaf edilmiştir: Hattab i ve Maverdi: İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi, bu babtaki hadislerle mensuhtur. İbn-i Abbas (r.a.)'ın mensuhluğu duymadığı umulur, demişlerdir. Beyhaki, Kadi İyad, İbn-i Salih, Nevevi ve bir cemaat hadisleri uzlaştırmak için şöyle demişlerdir: Bu babtaki hadislerle yasaklanan ik'a, köpek oturuşuna benzeyen oturuştur. Yani mak'adı, elleri ve ayakların altını yere koyup dizleri dikmektir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın sünnet olduğunu söylediği ik'a ise. ayakları dikerek, onlar üzerinde çömelmek ve dizleri yere koymaktır. En-NeyI yazarı: Anlatıldığı gibi, hadisleri uzlaştırmak gerekir. Zaten hadisler, bu uzlaştırmaya ışık tutar. Çünkü nehiy hadislerinde köpek oturuşuna benzetmek kaydı mevcuttur. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinde ise, ayaklar üzerinde ve parmak uçları üzerinde oturmak kaydı mevcuttur. Bu durumda mensuhluğa hükmetmek, bu kayıtlardan bir nevi gafIettir. Diğer taraftan hadis hahzları: Nehiy hadisleri ile İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinin tarihleri meçhuldür, demişlerdir. Tarihler bilinmeyince mensuhluk yoluna gidilemez. Bir de şu var ki: Hadisleri uzlaştırmak mümkün iken mensuhluk yoluna gitmek yasaktır, demiştir. Yukarıda verilen ma'lumattan şu netice çıkıyor ki : İki secde arasında topuklar üzerinde çömelmek de iftiraş gibi meşrudur. Nevevi, el-Mühezzeb şerhinde şöyle demiştir: 'İbn-i Abbas (r.a.l ve İbn-i Ömer (r.a.)'in rivayet ettikleri ik'a oturuşu, Beyhaki'nin yorumladığı şekilde, yani topuklar üzerinde çömelmek oturuşu, Nebi (s.a.v.) tarafından yapılmıştır. Diğer taraftan Nebi (s.a.v.)'in iftiraş ettiği Ebu Humeyd (r.a.)'in ve ona muvafakat edenlerin rivayetleriyle sabittir. Şu halde ikisi de sünnettir. Ancak. Ebu Humeyd (r.a.)'in rivayet ettiği iftiraş sünneti daha meşhur ve ekseriyetle yapılanıdır. Çünkü bunu Ebu Humeyd (r.a.)'e rivayet ederken o sahabi onu doğrulamıştır. Vail bin Hucr (r.a.) ve başkası da rivayet etmiştir. Bu rivayetler Nebi (s.a.v.)'in iki secde arasında iftiraş oturuşuna devam ettiğine ve bu oturuşun sahabilerce meşhur olduğuna delalet eder. Bu sebeple iftiraş oturuşu tercihe şayan olup daha efdaldır. Bununla beraber topuklar üzerinde çömelmek de sünnettir. Nevevi'nin bahsettiği İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisi, Beyhaki'nin ondan rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: «İbn-i Ömer (r.a.) başını birinci secdeden kaldırdığı zaman ayak parmak uçlarının üzerinde otururdu ve: Bu oturuş sünnettendir.» derdi

İbn Mace ·Namaz ve Sünneti ·Hadis 896

· · ·

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem rükudan başını kaldırıp doğrulurken (semi'allahu limen hamideh; Rabbena ve lekel hamd) derdi ve adlarını tek tek sayarak bazı müslümanlara dua eder ve şöyle buyururdu: 'Allah'ım, Velîd İbnü'l-Velîd'i, Seleme İbn Hişâm'ı, Ayyaş İbn Ebu Rebîa'yı ve kâfirlerin zulmü altında ezilen, kurtulmaya çare bulamayan diğer bütün mu'minleri kurtar. Allahım, Mudar kabilesini ezip iyice perişan et, onları yerle bir eyle; onların içinde bulundukları bu yıllarını, Yusuf zamanındaki kıtlık yıllarına çevir.' O zamanlar Mudar kabilesinin doğulu kolu Nebi s.a.v. Efendimiz'e karşı çıkıyordu

Sahih Buhari ·Ezan ·Hadis 804